Keskin bir zekânın ve mizah gücünün ürünü olan başına buyruk öyküler…

Çağdaşları arasında en özgün kalemlerden biri olan Amerikalı yazar Jean Stafford’ın Pulitzer Ödülü’ne değer görülen öyküleri, Delidolu’nun özenli baskısıyla ilk kez Türkçede!

Stafford, türünün en iyi örneklerinden olan bu öykülerde; çocukluk döneminden başlayan sancılarıyla bireylerin tutsak oldukları iç dünyalarını, çıkmazlarını, insan ilişkilerindeki çalkantıları, tüm bağlılıklardan özgürleşme hayali ile aidiyet arzusunu bir zanaatkâr titizliğiyle işliyor.

Toplu Öyküler başlığıyla iki cilt hâlinde yayımlanacak Jean Stafford öykülerinin bu ilk cildi, on üç bağımsız öyküden oluşuyor. Kimi zaman mesafeli, ironik; kimi zaman beklenmedik şekilde sert, keskin ya da eğlenceli olabilen anlatım tarzıyla akıllarda iz bırakan kitap, ünlü yazar Joyce Carol Oates’un öykülerdeki ustalığın altını çizdiği sonsözüyle sunuluyor.

Âşık olduğu adamın kumar tutkusuyla birlikte kendi tutkularını yeniden keşfeden dul bir kadın; çocukluğunda yaşadığı travmatik olaylar nedeniyle yeme bozukluğundan muzdarip bir öğrenci; Paris yüksek sosyetesi içinde neye uğradığını şaşıran Amerikalı genç bir kız; daha ilk davasında müvekkili giyotinle idam edilen bir avukat; kocasının rahatsızlığı nedeniyle taşındıkları taşrada gittikçe yalnızlaşan bir kadın ve çiftin arasına giren hayalî bir sevgili; yaşlı, huysuz bir kadının varoluş nedenine dönüşen intikam hırsı; geçirdiği trafik kazası sonrası kafatası çatlayan ve yüzü deforme olan genç bir kadının beyninde olup bitenler…

Olağanüstü detaycılığı, karakterlere ait fiziksel ve ruhsal betimlemelerdeki başarısı, hayranlık uyandıran incelikli üslubu ve kadınlıkla ilgili basmakalıp düşünceleri sorgulamaya açma cesaretiyle Stafford, yıllara meydan okuyacak evrensel bir edebiyat yapıtına imza atıyor.

“Tek kelimeyle, en iyi yazarlarımızdan birinin en iyi öyküleri bunlar: eşine az rastlanır, sivri, hüzünlü, komik ve düpedüz canlı.”

Kirkus Review

Jean Stafford hakkında

Amerikalı yazar Jean Stafford (1915-1979), 1944’te ilk romanı Boston Adventure’ın çoksatanlar listesine girmesiyle adını duyurdu. Toplumsal cinsiyet rollerinin bireysel kimliklerin oluşumundaki etkisini konu edindiği ikinci romanı Mountain Lion 1947 yılında yayımlandı. Romanlarının yanı sıra öyküler ve çocuk kitapları kaleme aldı. The New Yorker, Harper’s Bazaar, Kenyon Review gibi önde gelen dergilerin sayfalarına taşınan, toplumsal düzenin kısıtlamaları ve dayatmalarıyla köşeye sıkışmış her yaştan kadın karakterin ağırlığı oluşturduğu öyküleriyle 1970 yılında Pulitzer Ödülü’ne layık görüldü.