Ortadoğu’daki korkunç savaş insanları, geleceği dünyanın en önemli eserlerini yok ederek de geçmişi öldürüyor. Daha ne kadar süreceği belli olmayan savaş bittiğinde yaraları sarmak,  şehirleri yeniden yaşanır hale getirmek de kolay olmayacak. Ortak bellek ve kültürel mirasa vurulan darbe ise maalesef geri dönüşsüz…

Bir grup Suriyeli sanatçı mülteci kampının yoksulluğu ve yoksunluğunda tüm bu acılara rağmen hem bir umut ışığı yakmaya hem de tarihi yapılar yeryüzünden silinse bile en azından hafızalardan silinmesin ve hatırlansın diye onların birer minyatürünü yapıyor.

Yaklaşık bir yıl kadar önce, Ürdün’ün Zaatari mülteci kampındaki topluluğun lideri Ahmed Hariri, onların kaçtığı savaşta kaybedilmiş tarihi eserleri ve anıtları yeniden yapabilmek için bir grup Suriyeli sanatçıyı bir araya getirdi.  Mülteci kampındaki zorlu koşullarda bulunan ahşap parçaları, kil ve taş gibi kıt malzemelerle sanatçılar tarihin hepten yok olmaması için çalıştılar.

Sanat öğretmeni ve ressam Mahmoud Hariri “Sanatçı olarak, önemli bir rolümüz var. Biz tarih öncesi insanlar ve kadim uygarlıklarla ilgili bildiğimiz çok şeyi onların sanatı aracılığıyla muhafaza ediyoruz. Mısır’ın hiyeroglifleri ve mağara resimleri gibi.” diyor.

Çalışmalar arasında, Mahmoud’un kil ve kebap şişlerinden yaptığı Palmira Antik Kenti’nin rekreasyonuna ek olarak, gruptaki sanatçıların eserleri olan Şam’ın Emevi Camii, Halep Kalesi ve 750 yıldan daha önce inşa edilmiş Hama’nın Norias su çarkı gibi ikonik tarihi yerlerin kopyaları da var.

Fotoğraf, resim ve illüstrasyonlardan çalışarak yapılan modellerin en büyüğünün sadece küçük bir masa büyüklüğünde olmasına rağmen düşmüş son bir tuğlaya kadar detaylandırıldı. Modeller şu aralar Ürdün’ün başkenti Amman’da sergileniyor.

Dünyanın her yerindeki milyonlarca Suriyeli mülteci için, memleketleri ve kültürleriyle bağları korumak önemlidir. Sadece anıtları hatırlayabilen yaşlılar için değil daha çok da mülteci kamplarında büyüyen çocuklar için… Sanatçılar istemelerine rağmen yeterli malzemeye erişimleri olmuyor. Bu modeller genç jenerasyonlara kendi ülkeleri hakkında tarihsel bilgiyi devam ettirmek için yardımcı olabilir. Aynı zamanda bu proje Mahmud gibi insanlara Suriye’deki çatışma sürdükçe, kendi becerilerini uygulamak için bir şans veriyor.

Projenin başında olan Ahmed Hariri bu durumu şöyle açıklıyor;

Suriye’de olanlara ışık tutmak için bu projeyi başlattık. Bu yerlerin pek çoğu ya tehdit altında ya da şimdiye kadar zaten yok edildi. Kampta Suriye’yi hiç görmemiş ya da görse de hatırlamayacak çok fazla çocuk var. Ürdün’ü kendi ülkelerinden daha iyi tanıyorlar. Bu proje buradaki sanatçılara da özel bir amaç veriyor. Bu çalışmalarla en azından kültürlerini korumak için bir şeyler yapabildiklerini hissediyorlar.

Diğer yandan, Ortadoğu bölgesinde bazı arkeologlar detaylı dijital modeller oluşturmak için 3D-tarama teknolojisini kullanarak, savaşta tahrip edilmeden önce tarihi yerleri belgelemek için ellerinden geleni yapıyorlar.