16 yaşındaki sanatçı Dimitra Milan sanatla çevrili olarak büyüdü ve o zamandan beri kendi benzersiz tarzını oluşturabilmek için çalıştı. Dört yıl önce, ailesi Arizona’da Milan Sanat Enstitüsü’nü açtığında resme başladı, dikkatini çeken her şeyi öğrenmek için merakla çalıştı.

Klasik yağlı boya tekniklerinden, günümüze ait modern görüntülere kadar karışık bir tarzla, Milan’ın yeteneği resme tutkusuyla beraber büyüyor. Sanatçı daha sonra gelişimine daha fazla zaman ayırabilmek ve yaratıcı tutkusunu geliştirmek için evde eğitime başladı. Zaman iyi tüketildiğinde ortaya iyi üretimler çıkıyor, liseyi bitirdikten sonra Milan tam zamanlı olarak resme başladı ve şimdi profesyonel bir sanatçı olmayı kutluyor.

Sanatçı, verdiği bir röportajda hikâyesini şöyle anlatıyor:

“16 yaşındayım ve tüm hayatımı ailemin kariyerin izleyerek geçirdim. Sanata verdiğim değer sürekli yükseliyordu. Hayvanları seviyorum ve çok küçükten beri daima böyle oldu. Camilla isimli bir Paso Fino cinsi atım var, Georgia adında küçük bir mandıra keçim ve Sapphire adında da bir Sultan papağanım. Ben gerçekten hayalimi yaşıyorum ve her gün kendimi kutsanmış gibi hissediyorum. Ayrıca ben kesinlikle Yunanistan’a aşığım. Sık sık oraya seyahat ederim ve bir gün orada yaşamak istiyorum. “

Her çocuk Milan kadar şanslı değil ama onun fırsatı iyi değerlendiği söylenebilir.

Milan’ın resimlerinde daha çok kadın ve doğa arasındaki etkileşimin tasviri var. “Ben kadın ve doğayı bir araya getirerek rüya gibi bir atmosfer yaratmak ve her şeyin mümkün olduğu duygusunu verebilmek için resim yapıyorum.”  diyerek açıklıyor bu durumu.

Resimlerini yaparken müzik dinlemeyi seven genç ressamın sevdiği gruplar The Head and the Heart, Of Monstersand Men, Vance Joy, Jeff Buckley, Simonand Garfunkel.

Dimitra Milan: Website | Facebook | Instagram