1928 doğumlu Lina Wertmüller 1970lerde harika eğlenceli filmler, derin tartışmalar ve yoğun bir polemikler serisiyle İtalyan sinemasının sahnesinde adını yukarılara yazdırdı. Beyaz gözlükleri, etkileyici gülüşü ve aykırı kişiliğiyle hemen herkesi etkiledi.lina-wertmuller

 

1962 yılında dünyaca ünlü yönetmen Federico Fellini’nin asistanlığına seçilmesi, hayatında dönüm noktası oldu. Fellini’nin en iyi on filminden biri olarak gösterilen, iki Akademi ödüllü, 1963 tarihli “8,5” filmini beraber çektiler.

Savaş sonrası yönetmenlerinin ikinci jenerasyonunun ikonoklastik ve siyaseten en açık sözlü olanlarından Wertmüller aynı zamanda uluslararası alanda tanınan ve takdir gören ilk kadın yönetmenlerden biriydi.

Bir hevesle hiciv ve Rabelais tarzı mizahla donanan Wertmüller, yaygın popüler başarı elde eden radikal, siyasi içerikli bir sinemanın nadir örneklerini yaratmak için, İtalyan komedi anlatı biçimlerini ve karakter tiplerini yeniden keşfetti.

70lerin ortasında Wertmüller, sosyal, kültürel ve tarihsel eşitsizliklere şiddetli karşı çıkışlar olan şaheserleri Love and Anarchy, Seven Beauties ve Swept Away filmleriyle büyük bir izleyici kitlesine de ulaştı. Özellikle ABD’de filmler gişe rekorları kırdı ve hatta Oscar’da en iyi yönetmen adaylığı bile sağladı. Wertmüller bu kategoride adını duyuran ilk kadın.

Wertmüller iyi tanınan bir isim olmasına rağmen, onun olağanüstü filmler tuhaf şekilde gözden kaçtı ve sadece belli bir kitlenin filmlerine dönüştü.

Ve yine de, onun popüler çalışmalarının inanılmaz enerjisi ve korkusuzluğu, bugün hala son derece güncel All Screwed Up ve The Seduction of Mimi gibi daha az bilinen başyapıtlarında da var.

dietro-gli-occhiali-bianchi-di-valerio-ruiz