Okuyacak çok kitap var seçmek zor diyorsanız yeni çıkan kitaplar arasından yaptığımız derlemeye bir göz atabilirsiniz.

BAYEL AĞITÇILARI – GULAM HÜSEYİN SAEDİ

Gerçekle gerçeküstü arasında gidip gelen, birbiriyle bağlantılı sekiz öyküden oluşan Bayel Ağıtçıları 1964 yılında İran’da yayımlandığında büyük ilgi toplar.

Eser İran edebiyatının yanı sıra sineması üzerinde de etkili olur. Bu kitaptaki “Dördüncü Hikâye” Gav (İnek) adıyla 1969’da ünlü yönetmen Daryuş Mehrcui tarafından beyazperdeye aktarılır. Film kazandığı ödülle birlikte İran sinemasının adını dünyaya duyururken, ülkenin sinema tarihinde de dönüm noktası olur.

Çağdaş İran edebiyatının özgün kalemi Gulam Hüseyin Sâedi, Top romanından sonra Bayel Ağıtçıları’yla Türkçede…

 Meşhedi İslam öksürdü ve onun bir şey söylemesini bekleyerek: “Meşhedi Hasan, selamün aleyküm, halin keyfin nicedir, iyi misin diye bakmaya geldik.” Meşhedi Hasan sanki geviş getiriyordu: “Ben Meşhedi Hasan değilim, ben ineğim, ben Meşhedi Hasan’ın ineğiyim” dedi. Moserha korkuyla geri çekildi. Kethüda: “Böyle konuşma Meşhedi Hasan, sen Meşhedi Hasan’ın ta kendisisin, değil misin?” Meşhedi Hasan ayağını yere vurdu ve: “Hayır değilim. Ben Meşhedi Hasan’ın ineğiyim” dedi.

KORKUNÇ YÜZME ANTRENÖRÜ – JOZUA DOUGLAS

Hollanda çocuk edebiyatının önemli isimlerinden Jozua Douglas’ın kaleme aldığı, Hollanda’da Hotze de Roos Ödülü’ne değer görülen Korkunç Yüzme Antrenörü, Elly Hees’in rengârenk çizimleriyle 10 yaş ve üstü genç okurlar için Can Çocuk etiketiyle yayımlandı.

​Lev’in babası Bay De Bruin sıradan bir adamdır ama oğlunun da kendisi gibi sıradan biri olmasını hiç istemez. Onu geleceğin yüzme şampiyonu yapmanın hayaliyle, dünya şampiyonu Boris Kwikzilver’in yüzme okuluna gönderir. Herkes Boris’in harika biri olduğunu düşünür fakat Lev onun kaba, kötü ve acımasız bir antrenör olduğundan emindir. Ne var ki buna kimseyi inandıramaz. Bir gün Lev, yüzme antrenmanı çıkışında Boris’in korkunç sırrını öğrenir. Çok geçmeden, Lev ve arkadaşı Lita, korkunç yüzme antrenörünün gerçek yüzünü ortaya çıkarmak için kolları sıvar.

Çocuklar “Korkunç Yüzme Antrenörü” ile Tanışıyor

 

GERÇEKLEŞMEYEN GERÇEKLİK – MİCHEL ONFRAY

Yolculuğa ÖvgüFilozofların KarnıBir Putun Alacakaranlığı kitaplarıyla tanıdığımız Fransız filozof Michel Onfray’ın Cervantes’in Don Quixote’undan hareketle “Donkişotluk” kavramı üzerine düşündüğü Gerçekleşmeyen Gerçeklik adlı kitabı Everest Yayınları etiketiyle yayımlandı.

Kitap, Aytekin Karaçoban’ın çevirisiyle Everest Deneme kategorisinde yer aldı. Onfray; paranoyak, kötü niyetli, saldırgan, her an değişebilir, inkârcı bir kişiyi olumlu bir örneğe, hatta yeldeğirmenleriyle savaşan yiğit bir şövalyeye, gerçek bir kahramana dönüştüren tuhaf bir simya olarak nitelendirdiği “Donkişotluk” ile Cervantes’in yarattığı kahraman arasındaki anlam kaymasından hareketle, gerçekleşmeyen gerçekliğin romanın yazarları, kahramanları ve okurları tarafından nasıl farklı şekillerde ele alındığını, gerçeklik zemininin ve algılanışının nasıl değiştiğini inceliyor.

“Don Kişot dünyayı dile getiren fikrin dünyadan daha gerçek olduğunu düşünen simgesel bir Platoncu olarak ortaya çıkmaktadır. Gezgin şövalye devler görürken, Sanço Panza bunların değirmen olduklarını söyleyecektir ama Don Kişot burada kendi gördüğünün, görünen şeyden daha doğru olduğunu söylemekte ısrar edecektir. Özetle, Cervantes’in kahramanının deliliği şu tür bir düşünme biçiminden kaynaklanmaktadır: Kendi fikrinin, gerçekliğin gösterdiğinden daha gerçek olduğuna inanmak —Thales’in başlattığı soydan gelen Batılı düşünürün sık sık yakalandığı işte bu hastalıktır…”

Gerçekleşmeyen Gerçeklik

SİNEK AZABI – ELİAS CANETTİ

Edebiyattan sosyolojiye farklı alanlarda çok sayıda eser veren Elias Canetti’nin yalnızlık, ölüm, iktidar ve dil temalarını işlediği Sinek Azabı, Sel Yayıncılık etiketiyle yayımlandı.

On yıllardır not aldığı ve daha önce yayınlanmamış aforizmalar, alıntılar ve hatıralardan oluşan bu eserde büyük edebiyatçı ve düşünürün zihninde beliren kıvılcımların ve düşünüş tarzının izini sürmek mümkün. Canetti eserini dilin müthiş kuvvetinin bilinciyle kaleme alırken, 20. yüzyılın büyük bilgesinin derin yaşam deneyimini değerlendirmek de okurlarına kalıyor.

“Her sözcüğün şiddetle etkilediği bir kurbanı vardır; bazen düşünüyorum da, galiba bütün sözcüklerin kurbanıyım ben. Yakayı sıyırabildiğim kelimeler, sadece kâğıda aktarabildiklerim; bunlar beni sakinleştiriyor; bu sözcükleri kullanmama müsaade edilmiş gibi; ölüp gittiğim zaman, beni artık tahrik etmeyeceklerinden eminim, her ne kadar o zaman bile, hatta asıl o zaman var olacaklarsa da.”

Canetti’den Derin Bir Yaşam Deneyimi

SEVMEDİĞİM ATLASLAR – JEYAN BARBUR

Daha çok besteci ve şarkıcı yönüyle tanıdığımız Jehan Barbur, daha önce yayımladığı iki kitabın ardından bu kez de yeni şiir kitabı ‘Sevmediğim Atlaslar’ı okuyucuyla buluşturuyor.

2013 yılında öykü ve şiirlerden oluşan ilk kitabı ‘Çatıdaki Çimenler’ ile edebiyat dünyasına giriş yapan Jehan Barbur, 2016’da ise kendi yaptığı röportajlardan oluşan ‘Baba Öyküler’ adlı kitabı yayımlamıştı. Şimdiye kadar 5 solo albüm çıkarmış olan sanatçı, bu kez yeniden edebiyata yönelerek yeni şiir kitabı ‘Sevmediğim Atlaslar’ı okuyucuyla buluşturuyor.

‘Sevmediğim Atlaslar’ İnkılap Kitabevi etiketiyle raflardaki yerini aldı.

“Günlerden sebat!

Çünkü illâ ki

Bir kuşluk vakti

İyiliğimiz beraat edecek

Haber et çocuklara; çıksınlar”

YAZMALI DEFTER – FARUK DUMAN

Faruk Duman’ın yazma üzerine kaleme aldığı kısa denemeleri Yazmalı Defter, Alakarga Yayınları etiketiyle yayımlandı.

​Yazmak, dünyanın sırlarını keşfetme dürtüsünden kaynaklanabilir. Bildiniz gibi, insanlık bu işe bütün ömrünü adamıştır; gezip dolaşmak, keşfedip ele geçirmek, sonra da başka bir yeri yine ele geçirmek. Dünyanın keşfedilecek sırrı mı kaldı, demeyin. Bütün bu olup bitenlere rağmen dünyamız hâlâ sırlarla doludur. Gerçi bana kalırsa, bu kadar keşif yeter; insanın artık durup boş ve sessiz manzarayı izlemesi yeğdir. Gerçekten, kimi zaman artık bildiklerimizin, gelip bizi keşfetmeleri gerektiğini düşündüğüm olur.

Faruk Duman’dan “Yazmalı Defter”