Seda Açıkoğlu

Amerikalı şarkıcı, söz yazarı, multi-enstrümantalist Laura Gibson’ın, 2018 tarihli beşinci ve son albümü “Goners”ın kapağında, Letonyalı fotoğrafçı Katrina Kepule’nin “Sit Silently” serisinden bir fotoğraf var.

Gibson, Kepule’nin fotoğrafına çevrim içi bir sergide rastlamış ve gördüğü an fotoğrafla bir bağ kurmuş, albüm kayıtları sırasında hissettiklerinin bir yansıması olmuş âdeta. Bir fotoğrafın, bir müziğin ruh hâliyle örtüşüp müzisyenini ve albümünü bulması tam da bunun gibi müthiş bir rastlantı olsa gerek. Evren de bu karmaşık ama şahane rastgelelikler üzerine kurulu değil mi zaten?

Katrina Kepule, ödüllü “Sit Silently / Sessizce Otur” serisinde, Letonya’nın başkenti Riga’nın şehir merkezinden uzak, kenar mahallelerinde ve küçük kasabalarında olağan, rutin hayatın işaretlerini, belgesel anlatım dilinin tüm öznelliği, şiirselliği ve inceliğiyle kurgular.

Kepule, “Sit Silently” serisiyle, Letonya’nın, Sovyet mirasıyla buluştuğu aynı zamanda da çatıştığı görüntüleri, oldukça geniş bir coğrafyaya yayarak, ağır ilerleyen bir zaman diliminde bazen kendi çocukluğuna ait anlarda bazen de kamerasını çevirdiği evlerde, yollarda, boş alanlarda keşfeder. “Yüzümün gerçek yansımasını banyo aynasında yeniden bulmak gibi ve bir zamanlar benim için önemli olan bir yolu tekrar hatırlamak, bir platoyu yeniden tanımlamak gibi” diye tariflendiriyor Kepule.

Serinin ismi, “Google Poetics”de oturma yüklemi “sit” ile ilgili yapılan aramaların en popüler ifadelerinden çıkmış: “sessizce otur / hiçbir şey yapmadan sessizce otur / sessizce oturup dünyayı izliyoruz / sessizce oturup izliyoruz”

Bu ifadeler, Katrina’ya Franz Kafka’nın şu meşhur pasajını hatırlatmış:

“Odanızı terk etmenize gerek yok. Masanızda oturun ve dinleyin. Dinlemeyin bile, sadece bekleyin, sessiz olun, sakin ve yalnız olun. Dünya, maskesi olmadan kendini size özgürce sunacak, başka seçeneği yok, ayaklarınızın dibinde coşku içinde yuvarlanacak.”

Projenin başlığı, Letonyalıların sessizliğine bir atıf aslında.

Letonyalıların, sessiz kalmakta, konularını içlerinde tutmakta, sorunlarını çözerken kendi içlerine çekilmekte ve bazen bir konu hakkında fikirlerini sessiz ve manâlı bir iç çekişle ifade etmekte oldukça iyi olduklarını söylüyor Katrina, aslında paylaşılsa kolayca çözülebilecek sorunlar karşısında hâlâ utanarak “sessizce otur”duklarını belirtiyor.

Belki de sessizlik, kolayca üstesinden gelmek için bulunmuş bir yol, talihsiz durumları daha ılımlı bir bakış açısına dönüştürmenin bir yordamıdır, kim bilir?

Ve Laura’nın albümüyle ilgili şu ifadeleri de birbirinden farklı zaman dilimlerinde, başka coğrafyalarda, başka kültürlerde, birbirinden bağımsız üretilmiş şarkıları ve fotoğrafları bir albüm kapağında buluşturmuş âdeta:

““Goners”, kederle ilgilidir, ancak spesifik olarak daha çok, kaybımızı başkalarıyla paylaşma şeklimiz, acıyı yansıtma, saldırma veya başka bir kişinin yakınlığı yüzünden kırılma şeklimizle ilgilidir. Bir başkasının travmasını ve kederini kavrama eylemi hem mucizevi hem de karmaşıktır ve dışarıdan önemsiz gibi görünebilecek bu basit, küçük şefkat anları, o kederi deneyimleyenleri destansı hissettirecek kadar etkileyici ve sarsıcıdır.”

Letonya’nın esrarengiz coğrafyasından gelen zamansız bir fotoğraf, başka bir kıtada yazılmış boyutsuz şarkılarla bir albümde kavuşuyor ve şimdi de içinde bulunduğumuz karantinalı, pandemili zaman aralığımızda bizimle kesişiyor. Bu da evrenin gizemli rastlantılarından biri daha diyelim.

“Bazı Albüm Kapakları” Instagram hesabı için tıklayınız.