Sevda Kantarcı için sahillerden çakıl taşları toplamak masumane bir tatil ritüeliydi. Ev dekorasyonuna katkıda bulunmak için çakıl taşlarını boyamaya başlaması ise tam anlamıyla bir maceraya dönüştü.

Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Tasarım Bölümü mezunu olan Sevda Kantarcı, resim yapma serüvenine ağırlıklı olarak aldığı özgün baskı dersleriyle başladı. Üniversite eğitimi sonrasında İstanbul’a döndüğünde, atölye çalışmalarına devam etmedi ve atölye ortamı gerektirmeyen, günlük hayatın “kaçamak” zamanlarında çalışabileceği teknikler üzerinde yoğunlaşmaya başladı. Kantarcı’nın kağıt ve tuval üzerinde takıntılarının peşinden gittiği, kendisinin de ne olduğunu tam olarak bilmediği, bir bütünü ararcasına birbirleriyle temas halinde olan bir çok çalışması var.

Sanatçı, 2011 yılında, üniversite yıllarında yaptığı özgün baskı çalışmalarıyla ilk kişisel sergisini açtı. Kendi atölyesini kurup “kan – ter ve gözyaşı”  şeklinde ifade ettiği bir adanma sürecine girecek cesareti toplayana kadar şimdilik “hayatın geri kalanı”yla uyumlu yeni teknikler ve araçlar arayışını sürdürüyor.

Sevda Kantarcı
Fotoğraf: Şeydam Korkmaz

Kantarcı, taş üzerinde çalışırken başta hem özgün baskı çalışmalarında hem de tuval üzerinde sık sık işlemekten ve çeşitlemelerini denemekten kendini alamadığı figürlerle yola çıkmış. Neredeyse “hipnotize edici” bulduğu takıntı figürleri olan kelebekler; suda süzülmenin gerektirdiği akıcılık formlarına da yansıyan balıklar ve “erotik” bulmadığı (çünkü öyle bir duyguyla çizmediğini söylüyor) ama “desen”in en temel halini yansıtan çıplaklıklarıyla kadınlar. Sonra, bu figürlere “taş”ın kendisinin çağrıştırdığı (ya da çağırdığı) başka başka çizgiler, renkler katılmış. Hemen her kültürdeki simgesel – “ritüalistik” kullanımlarıyla, hem de dekoratif olarak vazgeçilmezlikleriyle, figürlerden bağımsız bir desen ve “geometri”yi de düşünmek kaçınılmaz olmuş, taşlarla yakın ilişki kurunca. Öte yandan, ilginç bir biçimde, bunun karşı kutbunda gibi görülen (belki biz düzenini tam olarak çözemediğimiz için) desenin ve geometrinin olmadığı bir “doğallık” da aynı derecede çekici hale gelmiş. Sanatçı, taşlarla macerasının henüz başında olduğunu söylese de, bütün bunlar hızla belirleyici hale gelmiş. Kendi “takıntı” figürleri, taşların “dekoratif”likleri ve “yaban” güzelliklerinin çağrıştırdıkları arasında gidip geliyor. Ve açıkçası, bunların herhangi birinden kusur kalmak için bir sebep bulamadığını söylüyor.

Cakil 15

Cakil 01

Cakil 18

Cakil 16

Cakil 06

Cakil 08

Cakil 10

Cakil 13

karo1

karo2

karo5

karo3

karo7

Fotoğraflar Sevda Kantarcı’nın Instagram hesabından alınmıştır.

Bir Yorum Yazın