Antik saraylar ve görkemli bahçeleriyle 1947 yılında bağımsızlığına kavuşan Pakistan’ın Lahor kenti müzisyenler, sanatçılar ve şairler için bir cennet ve bir ilham perisiydi. Tabla sazından yükselen sesle şehir canlanırdı; yüzyıllardır nesilden nesle aktarılan müziği ve gelişen film endüstrisiyle sanatın evi Lahor müzisyen toplulukları için büyük fırsatlar sunuyordu.

Bugün ise bu Lahor’un bu vizyonu sadece bir mit. Dini baskılar, etnik bölünme, savaş ve yolsuzlukla Pakistan’ın kültürel dokusu paramparça edildi ve tabla sesleri şehir pazarının dışına sürüldü.

2004 yılında, Izzat Majeed, müzikal köklerini reddeden bir ulusun geleneksel müziği için bir alan yaratmak amacıyla Sachal Studios’u kurdu. Kendi enstrümanlarını tekrar ellerine almaları için usta müzisyenleri ikna etmesinin ardından, onlarla sessizce bazı klasik ve halk müziği albümleri çıkardı. Ama deneysel bir füzyon caz albümü ve Güney Asya enstrümanları Sachal Studios’a dünya çapında ilgi ve beğeni oluşmasını sağladı. Dave Brubeck’in Take Five yorumuyla bir sansasyon oluştu ve Wynton Marsalisonları Lincoln Center Caz Orkestrası’yla bir konser gerçekleştirmeleri için New York’a davet etti. Lahor ve New York’dan orkestralar çığır açan provalar yaptıktan sonra müzisyenler konser için sahne aldılar. Yükselen uluslararası ilgiye rağmen Sachal Studios’u Pakistan’da bilen insan sayısı çok az.

Pakistan’ın daralan kültürel alanında bir boşluğu doldurma ve kaybolan sanat ortamını canlandırma misyonunu üstlenen topluluğun işi gerçekten çok zor.

Ve bütün bu çaba bir film ekibinin de dikkatini çekti. Sonuç; Song of Lahore adıyla şimdilik 6 ödülle taçlanmış muhteşem bir belgesel film oldu.

Yapımcı ve yönetmen: Sharmeen Obaid-Chinoy ve Andy Schocken

Editör: Flávia de Souza

Görüntü yönetmeni: Asad Faruqi

Bir Yorum Yazın