Ender de olsa zamana karşı koymanın mümkün olduğunu hisettiren yaşamlara tanık oluruz. Yıllara meydan okuyan kişilikler, mesleklerinde başarı namına her şeyi tatmış olduğunu düşündüğümüz isimlerdir onlar.

Oysa biz ‘daha yapacakları ne kaldı?’ diye düşünürken, devam ederler üretmeye, ayakta kalmaya. Yaşamın yıpratıcılığına karşı direnen ormanın kadim ağaçları misali dikilirler tüm heybetleriyle. En çok da bu yönleriyle örnek alınan şahsiyetler olurlar.

Bu kişilerden biri de kuşkusuz Willie Nelson, ismi en büyük puntolarla yazılacak bir country efsanesi. Öyküsüne neresinden göz atarsanız atın bir ülkenin ve müzik tarzının da tarih okuması olacaktır.

Nelson, 85. doğum günü öncesi yeni yaşını yeni albümü “Last Man Standing” ile taçlandırıyor âdeta.

Şarkılarına baktığımızda her daim hayatı arayıp sorgulayan, keşfetmeye devam eden tarafının peşinden giden bir koca usta görmek mümkün.

Günümüze kadar sayısız albüme imza atmış olan Nelson yeni çalışmasında da dinleyiciyi blues kökenlerine, country’nin neşeli coğrafyalarına, rock ‘n’ roll’un hareketli ritimleri ile kendine özgü ve caz etkileşimli hüzünlü balladlar arasında bir seyahata çıkarıyor.

Bir büyük müzik çınarının, büyüdüğümüz mahalledeki tüm değişime karşın hâlâ açık olmasına sevindiğimiz eski dükkânın içinden süzülen şarkıları bunlar. Kimbilir kaçıncı baharını yaşayan.

Sayın Willie Nelson’a “Last Man Standing” vesilesi ile saygılarımızı iletiyoruz bir kez daha.