4 Aralık tarihi tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de “Dünya Madenciler Günü” olarak kutlanılmakta. Bu güne özel olarak sinema tarihinde yer alan ve izlenmesi gereken 5 madenci filmi.

1 – Germinal (1993)

Emile Zola’nın aynı isimli çarpıcı romanından uyarlanan film, kitapta olduğu gibi 1884 yılında Fransa’nın Voreux madenlerinde yaşanan dramı, tüm çarpıcılığı ve gerçekliğiyle beyaz perdeye yansıtıyor. Claude Berri’nin yönetmenliğini yaptığı filmde Gérard Depardieu, Jean Carmet ve Judith Henry gibi isimler rol aldı.

Filmde Etienne Lantier, maden yatakları sayesinde geçimini sağlayan bir Fransız kasabasına yerleşip tek derdi bir işe sahip olmak olan sıradan bir adamdır. Fakat kısa bir süre içerisinde Maheu ile tanışmasıyla birlikte hayatını kökünden değiştirecek yaşanmışlıklar edinecektir. Madende iş bulmasına yardımcı olan Maheu ile günden güne yakınlaşır, bu esnada ailenin genç kızı Catherine’e umutsuzca aşık olur. Tek derdi ise maden işçilerinin içerisinde bulunduğu zorlu çalışma şartlarıdır. Etienne, Maheu’yu ikna ederek yeni bir madenciler sendikası kurmayı üstlenip büyük bir grevi organize eder. Elele verip biraraya gelen işçiler devasa bir isyan başlatır, fakat maden sahiplerinin gazaplarından kurtulmaları kolay olmayacaktır…

2 – Maden (1978)

Türk sinemasının 1970’lerde yaşadığı toplumsal gerçekçilik değişiminin en bilinen örneklerinden olan film, Yavuz Özkan’ın imzasını taşıyor. Cüneyt Arkın’ı alışılmışın dışında bir rolde izlediğimiz yapımda Tarık Akan ve Halil Ergün isimler de rol alıyor.

Zonguldak’ta madende çalışan işçiler, oldukça zor şartlar altında ve yetersiz güvenlik önlemleriyle geceli gündüzlü çalışmaktadırlar. Tek amaçları evlerine ekmek götürmek ve ailelerini geçindirmek olan bu işçilerden İlyas durumun ciddiyetinin farkındadır. Arkadaşları Nurettin ve Ömer’i de uyarır ve sendikanın harekete geçmesi, gerekli güvenlik tedbirlerinin alınması için imza toplar. Fakat işlerinden kovulma korkusuyla pek çok işçi dayanışmaya ya da greve destek vermez. İlyas mücadelesinde yalnız kalır ve çıkar grupları tarafından tehdit edilir. Ama acı gerçek çok uzak değildir. Birkaç hafta sonra madende gerçekten ciddi bir patlama yaşanır ve İlyas’ın göçük altında kalır. Hayatını kaybeden işçilerden biri olur. Bunun üzerine maden işçileri İlyas’ın cansız bedenini omuzlarında taşıyarak birlik ve dayanışma sözü verirler…

3 – Billy Elliot (2000)

Stephen Daldry’in ilk uzun metrajlı filmi Billy Elliot’un senaryosu yazılırken kısmen A.J. Cronin’in The Stars Look Down adlı romanından esinlenildi. Filmde Julie Walters, Jamie Bell ve Gary Lewis gibi isimler rol aldı.

Balet olmak isteyen yoksul bir çocuğun öyküsünü işleyen film, 1980’lerin kuzey İngiltere’sinde geçer.  Bir maden kasabasında grev vardır ve atmosfer gergindir. Babası ve abisi greve dahil olan 11 yaşındaki Billy Elliot (Jamie Lee) okuldaki boks derslerini sevmemektedir. Küçük Billy kısa bir süre annesini kaybetmiştir ve büyükannesi hiç bir olayla ilgilenmemektedir. Billy bir gün okulda kızların bale dersine rastgelir. Ve o anda problem başlar. Billy’nin içinde dansa karşı önlenemez bir istek vardır ama öte yanda babasının boks konusundaki ısrarı vardır. İçindeki cevheri keşfeden Bale öğretmeni Mrs. Wilkinson onu destekler ve gizlice ders verir. Fakat sonunda olay ev halkı tarafından öğrenilir.

4 – Kelebeğin Rüyası (2013)

Yönetmenliğini ve senaristliğini Yılmaz Erdoğan’ın üstlendiği filmin çekimleri Zonguldak ve İstanbul’da gerçekleştirildi. Oyuncu kadrosunda Erdoğan’ın yanı sıra Mert Fırat, Kıvanç Tatlıtuğ, Belçim Bilgin, Taner Birsel, Ahmet Mümtaz Taylan gibi genç-usta pek çok isim de yer alıyor.

Zonguldak’ta yaşayan, iki genç şair Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu, yeni yeni modernleşen bu madenci kentinde memuriyet hayatlarını sürdürürken, bir yandan da sanatla, edebiyatla ve en çok da şiirle iç içe yaşamaktadırlar. Ayakları üzerine yeni kalkan genç Cumhuriyet, bir yandan modernleşme çabasındayken, aynı yıllarda Avrupa’da da çetin bir savaş yaşanmaktadır. Belediye Başkanı’nın kızı Suzan’ın Zonguldak’a geri gelmesiyle Rüştü ve Muzaffer’in şiire olan inancı daha da artar. Henüz lise öğrencisi olan Suzan, çevrenin istememesine rağmen iki gençle yakın arkadaş olur. Fakat 1940’lı yılların vebası olan verem, iki genç insanın da sağlığını git gide tehdit etmektedir. Rüştü ve Muzaffer’in hem kendi gelecekleri, hem de dünyanın gidişatı hayra alamet değildir…

5 – 100 Bin Kişiydiler (2009)

Metin Kaya’nın yönetmenliğini yaptığı ve Zonguldak maden işçilerinin 1990-91 Grevi ile Ankara yürüyüşünü konu alan belgesel, ”Büyük Madenci Yürüyüşü” olarak tarihimize geçen olayı anlatıyor. Belgesel, Türkiye işçi sınıfının mücadele tarihinde önemli bir eylemin öyküsünü, eylemi yaşayanların ağzından anlatıyor.

Bir Yorum Yazın