Boğaç Gökmen                                                                

2008 yılı başında yayımlandı “Jazz İstanbul Volume-1” ve çok geçmeden de dinleyicinin gönül makamına yerleşti Jülide Özçelik. Bu coğrafyanın tozunu, toprağını, kokusunu taşıyan, evrensel normlarda işlenmiş bestelerin yanında, mühim halk müziği klasiklerini de sade aktarım ve hassas yorumuyla sunduğu albümü geniş çevreler tarafından net iltifatların merkezi oldu.

Bu çıkış albümünü takip eden ve ilkinde olduğu üzere tüm düzenlemelerin yine Cem Tuncer’e ait olduğu “Jazz İstanbul Volume-2” ise bir önceki hassas tonların peşinden adımlayarak, geleceğe yönelik beklenti tohumlarını da yeşertmişti artık.

İstanbul Bilgi Üniversitesi Müzik Bölümü’nde Nükhet Ruacan ve daha birçok önemli isimle çalışarak Vokal Performans Bölümü’nden mezun, Klasik Türk Müziği Koro çalışmalarına yönelip birçok konserde solistlik yapmıştı Jülide Özçelik. Tüm bu tecrübeler silsilesi de yerli ezgilerle vokal caz standartlarını kaynaştırmaktaki başarısını açıklayacaktı.

“Nefes”, sıcacık, henüz dumanı üzerinde bir bakıma da bir devam albümü. Bu albümde de düzenlemeler kısmında gitar işçiliğini üstlenen Cem Tuncer ismini görürken, piyanoda Ercüment Orkut, davulda Ediz Hafızoğlu, kontrbasta Volkan Hürsever, bas gitarda Efecan Tuncer, saksofonda Engin Recepoğulları’nın bir araya geldiği ekip, içinden geçenleri tüm samimiyetiyle dinleyiciye aktarıyor.

Albüm, söz ve müziği Jülide Özçelik’e ait “Karanlıkta Kaldım” ile açılırken müziği, “Black” sahne ismiyle bildiğimiz Colin Vearncombe’a sözleri ise Jülide Özçelik’in kaleminden çıkma “Kırılsam Bile” ile devam ediyor, ardından Özdemir Erdoğan’a ait “Gurbet” var ki yeni yorumuyla merak edilenler listesinin başlarında yer alacaktır kuşkusuz.

Albümdeki özgün bestelerden “Umut”un müziği Cem Tuncer’e, sözleri Jülide Özçelik’e aitken isim parçası “Nefes”te bir sürpriz bekliyor dinleyiciyi öyle ki, sözlerini Jülide Özçelik’in yazdığı parça, müziğinin kızı Nisan Dikeçligil’e ait olduğu bir aile ortaklığına sahne oluyor. Ediz Hafızoğlu’nun “Nazdrave 13” albümünden “Renkli Düşler”, Refik Başaran’ın unutulmaz eseri “Cemalım”, Neşet Ertaş’ın “Neredesin Sen”i ve Yıldırım Gürses’in “Sonbahar Rüzgârları” da yeni düzenlemeleriyle ve  ilk iki albümün damakta kalan lezzet izlerini takip ederek dinleyiciye ve geçip giden zamana göz kırpıyor.

Esasen, birçok kişinin nazarında uzunca bir aradan sonra, kendini bir hayli bekleten bir albüm “Nefes”. Bu yönüyle göz atacak olursak da başta Özçelik’in ses ve yorumuyla hasret giderecekler için de derin bir nefes olma özelliği taşıdığı muhakkak. Yolunu gözletse de yemeği hazırlayıp sofraya sunan seçkin müzisyen kadrosuyla birlikte, geçen süreyi göz ardı ettirecek derecede ilk iki albümü üçe tamamlayan ilk günkü heyecanı barındırıyor “Nefes”.

Tülay German’ın “Burçak Tarlası”ndaki türlü renkleri önce kendi derinlerinde kıvamına getirip ardından da ilk albümüyle yeni nesillere servis eden Jülide Özçelik’in “Nefes”i aradan geçen zamana aldırmaksızın her daim kendi gönül mevsimini yaşayan bir tablo misali.