Doksanlı yıllar, her birimizde farklı açılımlara sebep olmuştur. Büyülü bir atmosfer eşliğinde gözümüzün önünden geçiveren birçok hatıra. Her bakımdan çeşitli kaynaklardan beslendiğimiz zamanlar. İnternet mevhumunun hayatlarımıza nüfuz etmesinin hemen öncesi. En çok da sokaklardan, birebir kanlı canlı insan ilişkilerinden ziyadesiyle kendimizi geliştirmeye çalıştığımız günler.

Aynı dönemde peşi sıra hayatımıza giren ve bundan büyük mutluluk duyduğumuz müzik işleri. Birbirleriyle dirsek temasını ilerletip yeni deneyselliklere yürüyen tarzlar.

Bu dönemin bizlere en büyük katkılarından biri de şüphesiz ki müzik dağarcığımıza kattığımız kadın şarkıcılardır. Işıldayan birçok isimle tanışıp uzun mesailer paylaşmak, durumun lezzet seviyesini oldukça yukarılara tırmandırmıştır.

P.J.Harvey, Sinéad O’Connor, Alanis Morissette, Dolores O’Riordan, Björk, Beth Gibbons, Gwen Stefani, Skin, Joan Osbourne, Tracy Chapman, Sheryl Crow, Natalie Imbruglia gibi isimler uzayıp gidecek listeden bir çırpıda aklıma gelenler.

Grup müziğinin ruhlarımıza ulaşan sesleri olarak kadın vokaller doksanlar müzik rüzgârının belki de en akılda kalıcı özelliklerinden biridir. ‘Shirley Manson’ ve ‘Garbage’ ile tanışmamız da bu döneme denk düşer.

Birleşik Amerika’lı alternatif rock grubu ‘Garbage’ 95’de çıkan ilk albümleri ‘Garbage’ ile beraber adından söz ettirenler arasında üst sıralarda kendine yer bulur. Pek tabii şarkıcı ‘Shirley Manson’ın da bundaki etkisi oldukça fazladır.

‘Queer’, ‘Only Happy When It Rains’, ‘Supervixen’, ‘Stupid Girl’, ‘Milk’ albümün parlayan yıldızlarıyken grubun kariyeri için de önemli yapı taşları olurlar. ‘Garbage’, 98 yılında bu defa ‘Version 2.0’ aibümü ile karşımıza çıkar. Buradan da  , ‘When I Grow Up’, ‘Push It’,  Special’, ‘You Look So Fine’, ‘I Think I’m Paranoid’ omuzlarına takılan yeni apoletlerler olarak dönemin hitleri olur. 99’daki James Bond serisinin yeni halkası için yaptıkları ‘The World is Not Enough’ zirveye en yakın oldukları andır desek sanırım yanılmayız.

2000’li yıllar ‘Beautiful Garbage’, ‘Bleed Like Me’ ve ‘Not Your Kind of People’ albümleriyle  geçer. Her biri iyi yapımlar olarak öne çıksalar da ilk iki albüm ve zamane hitlerinin birkaç adım gerisinde kalan işler olurlar.

Yeni albüm ‘Strange Little Birds’ hakkında söyleyeceğim ilk söz olgunlaşmak üzerine olabilir. Liste başarısı yakalayacak veya dillere dolanacak şarkıya rastlayamasam da detaylarla örülü bir iş çıkardıklarını söyleyebilirim. Tabii bu durum ortaya nispeten dinlemesi zor bir albüm çıkarmış. Biraz önce de dediğim gibi bunu olgunlaşmanın bir yansıması diye yorumlamayı seçiyorum.

Son tahlilde, benim açımdan defalarca dinlemek açısından vasat fakat ‘Garbage’ın genel tını ve karakter unsurlarını barındıran yeni parçalardan oluşması bakımından kulak kabartılması gereken bir çalışma olduğunu söyleyebilirim.