BBC Travel’dan Eliot Stein’in yazdığına göre, deniz ipeği dünyada en fazla aranan maddelerden biri. Deniz ipeğiyle dokuma ve nakış işlemek uzun ve zahmetli bir süreç ve bu işi dünyada sadece bir tek kişi biliyor.

62 yaşında İtalyan bir kadın her bahar, gece karanlığında, Deniz Güvenlik ekipleri eşliğinde Sardunya adasının güney batısındaki Sant’Antioco adası kıyılarında duasını okuyup denize dalıyor.

15 metre derinlikteki mağaralara ulaştığında, bir Akdeniz midye türü olan deniztarağının (pinna nobilis) kabuğunda çıkan ince püskülleri bıçağıyla dikkatlice kazıyor. Bu püsküller deniz ipeği olarak biliniyor.

Chiara Vigo’nun daldığı bu mağaralar, anne tarafındaki kadınlar tarafından 24 kuşak boyunca gizli tutulmuş.

30 gramlık kullanılabilir deniz ipeği elde etmek için Vigo’nun 100 kez dalması gerekiyor.

 

Deniz ipeği, midyenin salgıladığı sıvının tuzlu suyla temas edip katılaşarak keratine dönüşmesiyle oluşuyor.

Deniz ipeği toplandıktan sonra temizlenip eğirilerek iplik haline getiriliyor. Bu madde dünyada en çok aranan şeyler arasında geliyor.

Vigo, deniz ipeği toplamayı, eğirip boyamayı ve işlemeyi bilen tek insan. Deniz ipeğinden yaptığı desenler güneşe tutulduğunda altın gibi parlıyor.

Krallara layık

5000 yıl önce Mezopotamyalı kadınlar deniz ipeğini kralların kaftanlarını işlemek için kullanıyordu. İsrail hükümdarı Süleyman’ın pelerinleri, Mısır kraliçesi Nefertiti’nin bilezikleri, firavunların ve din adamlarının giysileri deniz ipeğinden yapılan nakışlarla süslenirdi.

Rosetta Taşı’nda ve Eski Ahit’te de deniz ipeğinden söz ediliyor.

Vigo’nun ailesindeki kadınların nasıl bu işe başladığı bilinmiyor. Ama deniz ipeği toplama ve nakış teknikleri konusundaki sırları 1000 yıldır kuşaktan kuşağa aktarılmış.

Chiara Vigo
Fotoğraf: Chiara Vigo. deniz ipeğini toplayıp işlemeyi ve boyamayı bilen tek insan.

Anneden kızına geçen sırlar

İşte Vigo’nun tek odalı atölyesinde deniz ipeğini kullanan son insanla karşı karşıyaydım. Katılaşmış midye tükürüğünü altına dönüştürmesini izliyordum.

Burası 200 yıllık bir dokuma tezgahı, boyalarla dolu cam kavanozlarla doluydu.

“Benim dünyama girmek istiyorsan sana gösterebilirim. Ama bunu anlamak için bir ömür gerek” diyordu Vigo.

Deniz ipeği dokumayı ona anneannesi öğretmiş. O günden beri hayatını denize ve bu işe adamış ve ustası olmuş.

Denize yemin etmek

Ama kendisinden önce bu işi yapanlar gibi o da deniz ipeği nakışlarından tek kuruş kazanmış değil. Bu ürünlerin parayla alınıp satılmaması konusunda ettiği “Deniz Yemini” gereğiymiş bu.

Vigo’nun eserleri Paris’te Louvre Müzesi’nde, Londra’daki British Museum’da ve Vatikan’da sergileniyor. Ama evinde bir tane bile yok. Kocasıyla birlikte mütevazı bir dairede yaşıyor, onun emeklilik maaşı ve atölyeye gelen ziyaretçilerin yaptığı bağışlarla geçiniyor.

Chiara Vigo

Herkese ait

Deniz ipeği dokuması ancak hediye edilebiliyor. Papa 16. Benedictus’a, Danimarka Kraliçesi’ne yaptığı nakışlardan hediye etmiş. Yeni evlilere, çocukların vaftiz törenlerine, çocuğu olsun diye kendisine gelen kadınlara da veriyormuş bu nakışlardan.

“Deniz ipeği nakışları sadece bana değil, herkese ait. Onları satmak güneşten ve denizdeki gelgitlerden kâr etmeye çalışmak gibi olur” diyor.

1930’lara dek Sant’Antioco’nun dışında deniz ipeğini işleyen diğer bölge, İtalya’nın çizme topuğundaki Taranto şehriymiş.

“Oradaki bir kadın Deniz Yemini’ni çiğneyerek bu işten para kazanmaya çalıştı ve bir yıl sonra iflas edip esrarengiz bir şekilde ölmüş” diye açıklıyor bu konuda kitap yazan Malgorzata Biniecka.

kaynak