Klasik anlamdaki sanat tasavvurumuzun temelinde yatan sanat-zanaat ayrımı, her ne kadar 18. yüzyıldan bu yana hakim bir ön kabul olarak sorgulamalardan muaf tutulsa da, hem felsefede hem de sanat kuramındaki önemli tartışma konularından birisi olmuştur aslında. Basit bir tekrarın üretkenliğinden ibaret olduğu öne sürülen zanaata karşı süreksiz ama eşsiz bir yaratıcılık pratiği olarak görülen sanatın mistik ve bir bakıma da romantik niteliği güncel sanat çalışmalarında da artan bir dozda eleştirel sorgulamalara konu olmakta. Mayıs 2011’den bu yana Kadıköy, Moda’da faaliyetlerini sürdüren sanat girişimi halka sanat projesi bu sorgulamaların Türkiye’deki önemli örneklerinden birine ev sahipliği yapıyor.

Otoritenin belirlediği kalıpların dışında bir yol çizen ve sürdürebilirlik vurgusuyla hareket eden halka sanat projesi, bünyesinde barındırdığı farklı paylaşım noktalarını, işbirliğine, diyalog kurabilmeye ve belgeleyebilmeye ithaf etmiş bir sesin ta kendisi. “Kültür endüstrisinin dayattığı sermaye ilişkilerinin marjinlerinde tamamen kendi kaynakları üzerinden yükselen bu girişimin sanatsal misyonunu, eş küratörlüğünü Slobodan Dan Paich ve İpek Çankaya’nın yaptığı, galerinin üst katında izleyiciye sunulan Güzel Doku’nuş sergisinde bulmak mümkün.

Serginin altında yatan temel fikir sanat ve zanaat kavramlarının, zorunlu bir ayrıma işaret etmek bir yana, birini hem zorunlu olarak kesen, hem de besleyen yaratım ve üretim pratikleri olduğu. Sergilenen eserlerin her birinin bu anlamda anlatmak, derinleştirmek istedikleri var. Serginin görünür odağı ilk bakışta zanaatın ve hatta sanayinin malzemesi olduğu düşünülen tekstil ürünleri üzerine kurulu. Kelime tanımlarına dahil olmamasına rağmen, tekstil, iletişim kurabilen, anlamlandırabilen ve hikâye anlatabilen, gündelik yaşamda kendisine fazlasıyla yer edinmiş sonsuz bir yüzeydir. Eserler izleyiciyi bu malzemenin kapladığı alan ve çevresiyle kurduğu çok katmanlı ilişkiyi sorgulamaya davet eder.

halka sanat’ın sanat-zanaat sorgulaması bu ilgi çekici sergiyle sınırlı değil elbette. Bir  yandan galeride düzenlenen paneller, diğer yandan da inisiyatifin uluslar arası işbirlikleri söz konusu sorgulamayı derinleştirmeye odaklanmakta. Bu minvalde, İpek Çankaya’nın moderatörlüğünde gerçekleştirilen Zanaat ve Sanat: Bölünmeye Karşı Köprüler paneli ana sergiyi odağına alır (Güzel Doku’nuş: Kumaşın İfade Gücüne Övgü) ve konuya dair farklı bakış açılarını bir araya getirmesi açısından dikkate değer. Girişimin San Francisco merkezli sanat inisiyatifi Artship ile kurduğu uluslararası işbirliği de bu çabanın ürünlerinden biri.

On dördüncü yüzyıl minyatür ressamı ve hikaye anlatıcısı Mehmet Siyah Kalem’in işlerini yorumlayarak yoğurduğu ve yeniden şekillendirdiği çalışmalarıyla günümüz kozmopolit İstanbul’unun, tarihe dair bir dokunuşla nasıl temsil edilebileceğini gösteren Richard Bartle’ın sergisi 9 Haziran – 22 Temmuz tarihleri arasında halka sanat’da ziyaret edilebilir.

Bir Yorum Yazın