Bir kitap çok dikkat çekici fakat yanıltıcı bir isimle karşınıza çıkıyorsa karşılaştığınız hikaye karşısında etkilenmemek mümkün olmuyor. Öyle bir kitap ismi ki bu, galiba bir tür kişisel gelişim kitabı ya da aşk romanı diye düşünebiliyorsunuz. Fakat hayır hiç de öyle bir kitap olmadığını anlıyorsunuz okudukça. Her yeni sayfa da bir sonraki sayfada anlatılanların delice merakı içerisine düşüyorsunuz. Alışılmışın dışında bir metinle karşı karşıya olduğunuzu anlıyorsunuz çünkü daha ilk sayfalardan itibaren.

Uysal İnsanın Yabani Arzusu

Çınar Yayınları tarafından yayımlanan bir Ariana Harwicz kitabı olan Geber Aşkım’dan bahsetmek istiyorum. Romanın hiç beklenmedik, bambaşka bir hikayesi var gerçekten. Çağdaş Arjantin edebiyatının önemli yazarlarından biri olan Buenos Aires  doğumlu Ariana Harwicz, kadın olmanın en sınırdaki hallerini yazarak, bir eş ve anne olmanın insanı nasıl da deliliğin sınırına getirip, yok edebildiğini anlatarak çok çarpıcı bir hikayenin altına imzasını atıyor.   Nerden bakarsanız bakın depresif bir hikaye bu. Bir kadının sancılı varlık hikayesinin tüm ağırlığı her cümlenin hatta yazılan her kelimenin üzerine sinmiş.

Genç kadın hikayesini neredeyse hiç sansürlemeden anlatıyor bize. Bu anlamda sıkça doğadaki hayvanların yaşamlarından örnekler vererek içinde bulunduğu durumu anlatmaya çalışan yabani arzusu yüksek bir kadınla karşı karşıya olduğumuzu bilmekte fayda var. Çünkü dışarıdan göründüğü kadarıyla uysal bir yaşantıya sahip. Fakat yeni doğum yapmış bir kadın olarak çocuğuna nasıl bakacağını bilememesinden, doğum sonrası girdiği depresyon batağına, kendine sadece ruhsal anlamda değil, fiziksel olarak da zarar vermesine, kocasıyla olan yatak hikayelerine ve kıskançlığına, bir kadın olarak bunca bunalmışlığının içinde düşüncelerinin patinaj çekmesine engel olamamasına varana kadar kendisiyle olan her detayı çarpıcı tespitlerle bizimle paylaşması ruhunun uysal olmadığının en belirgin göstergeleri.

“(…) Onları gözlüyordum. Ben, güçsüz ve hastalıklı, elinde bir bıçak tuttuğunu hayal eden bir kadın olan ben, nasıl bu iki bireyden tekinin annesi, diğerininse eşi olabilirdim? Ne yapacaktım? Toprağa iyice gömülüp bedenimi gizledim. Onları öldürmeyecektim. Bıçağın elimden kayıp gitmesine izin verdim. Sanki hiçbir şey olmamış gibi gidip çamaşırları astım.”

Düşüncelerin Dehlizi

Kendini üstlendiği roller açısından köşeye sıkışmış hisseden bir kadının ruh halini yazabilmek gerçekten zor. Ariana Harwicz bu anlamda hikayeyi çok başarılı bir şekilde kotarıyor. Kadın gibi hissediyor, onu anlıyor, ona yardım etme isteği içine bile girebiliyorsunuz.

Geber Aşkım bir kadının düşünce dehlizlerinde dolandırıyor sizleri. Zorlanmamak elde değil. Belki de bu yüzden kitap bittiğinde dimağınızda kitaba başlarken hiç tahmin etmediğiniz bir tat kalıyor. Bir müddet dimağınızın girdiği dehlizden çıkmak istemiyorsunuz hatta. Yabani bir arzunun varlığını hissediyorsunuz içinizde bir yerlerde ve kadın olmak tam da böyle bir şey işte derken yakalıyorsunuz kendinizi .

Geber Aşkım kitabını okuyun lütfen.

Geber Aşkım

Yazar:  Ariana Harwicz

Yayınevi: Çınar Yayınları

Türü: Roman

Çeviri: Seda Ersavcı

Yayın Tarihi: Eylül 2019

Sayfa Sayısı: 148