Boğaç Gökmen

Geçtiğimiz iki sene ilk nüshalarına Şişhane’deki tarihi Eczacıbaşı binasının giriş katındaki sihirli Salon atmosferinde tanıklık ettiğimiz Laneth’li geceler bu kez semt değişikliğine gitmiş yeni bir nefes alma sahası oluşturmuştu.

Henüz yılın başlarında Ocak ayının son haftasında Dr. Skull albümleri lansman gecesinin büyüleyiciliği sayesinde takdis edilen Beşiktaş IF, bu defa ne tür bir Laneth’e sahne olacak, görecektik.

Baharın müjdecisi bir akşamın seviyesini artırdığı olumlu hissiyat neticesinde kapı önü laflamalarının tadına doyamayan kayda değer kalabalığın meydana getirdiği samimi mahalle ortamı tadından yenmez dost sohbetlerine sahne oluyordu. Bu konser önü ritüelinden kopmak güç olsa da etkinliğin başlayacağı duyurusuyla birlikte gecenin açılış grubu Razor’a kulak vermek için salona adımımızı attık.

Üç Laneth’li gecenin üçünde de sahne alan Razor’ın bu kez Kramp şarkılarıyla kurdukları repertuvar, Kronik gitaristi Özer Sarısakalı’ın “Gitme” eşliği, “Lan N’oldu” ve “Tek Başına”nın zirveye çıkardığı tansiyonla sona eriyor ancak daha her şey yeni başlıyordu.

Pagan – Fotoğraf: Akif Turgut

Sanırım en son 2000 yılının Eylül ayında, Talimhane’de bulunan Spica isimli bir mekânda gerçekleşen Tiamat konserinde ön grup olarak teşrikimesaide bulunduğumuz black metalci Pagan için seyirciyle hasret giderme zamanıydı artık. Vokal ve gitarda Emre Balık ile Arda Karaduman, davulda Savaş Acar yer alırken bas gitarda deneysel ve progresif tonların vazgeçilmezi Cenk Turanlı yerlerini almıştı. Birbiri ardına süzülen eski usul tınılar eşliğinde aralanan kapılardan esen karanlık rüzgâr müziğin ritmiyle hareketlenen saçları savurmaya yetiyordu. Faaliyet yıllarında iki demo ve bir albüm yayımlamış topluluk henüz ilk parçayla yılların tozunu üzerinden atarken karanlık kuzeyli atmosferi tam da dinleyicinin özlediği itinayla bu Laneth gecenin üzerine seriyordu.

Gecenin en dinamik dakikalarını Hammer Müzik’in yayımladığı ilk kasetin de sahibi Cultus inşa ediyordu. Henüz bir iki gün önce dijital platformlarda yeniden gün yüzüne çıkarılan kült statüsüne yerleşmiş iki albümü “Bodhisattva” ve “Eye” ile dinleyicinin ayrı bir özenine mazhar olan topluluk yirmi küsur yıl sonra sahneye adım atıyordu. Gitarda Cenk-iz, bas gitarda Barış, vokal/gitarda Burak ve davulda Okaner’den kurulu kadro anlaşılan seyirciyi hayli hırpalayacaktı. Yıllar içinde türlü iş hayatı deneyimlerinden geçen grup elemanları tutkularından bir şey kaybetmeksizin birçok metal türüne temas eden müzikal renkliliklerini bol kepçe boca ediyordu seyircinin kadehine. Sahne önü hafiften karışıyor, münferit pogo çarpışmalarıyla başlayan kıpırtılar ufak çaplı bir çembere doğru evriliyordu. Solist Burak, 1992 Eylül’ünde Bostancı Gösteri Merkezi’nde düzenlenen, Cultus’ın ortalığı kırıp geçirdiği ancak başrolü üstlenen Sodom’un sahne alamadığı efsanevi günü hatırlatıyor ve grup o gün orada bulunan birçok kişiye bugün yeniden aynı hissiyatı tattıracak bir Cultus işçiliği sunuyordu.

Cultus – Fotoğraf: Akif Turgut

Hikâye anlatıcılığı hırkasının üzerine epey yakıştığı Vecdi Yücalan’ın Objektif’i bu kez de seyirciyi yakın tarihin toplumsal atmosferinin arka planında, doksanların sokaklarında bir yolculuğa çıkarıyordu. Çift gitar solo atışmalarının lezzetinde yükselen beylik Objektif parçalarıyla, rock’n roll’un nasıl bir şey olduğu hakkında tecrübe çıtası yüksek bir sunum gerçekleştiriyordu topluluk.

Objektif – Fotoğraf: Akif Turgut

Gecenin kapanışı ise tıpkı geçen yıl olduğu gibi The Climb’a emanet edilmişti. Gökalp Ergen’in mikrofon başı sihriyle, topluluğun enstrüman hakimiyetiyle yarattıkları gizemli hava nispeten yorgunluk emareleri gösteren bir kısım seyirci için pürüssüz bir cila âdeta. Salonun tavanından inip duvarlarını yalayarak ilerleyen ve seyircinin başını okşayarak yayılan bu büyülü melodik enerji,  tam da Laneth gecelerin anlamını ifade edecek tesiri barındırıyordu.

The Climb – Fotoğraf: Akif Turgut

Peki, tüm bunlar ne demek oluyordu?

Kapı önü sokak sohbetlerinde, sahnenin ön saflarındaki ışıltılı renklerin içinde, oradan da salonun arka kısmındaki loş ahenge kadar, benzer melodilere gönlünü kaptıran ve geçen onca yıla rağmen zihin arşivinde muhafaza ettiği müziği aynı atmosferde soluyan yüzlerce kişi bu defa da tüm içtenliğiyle öne çıkıyor ve bir dönemin sert melodilerine sahip çıkıyordu.

Ve artık iyice ortaya koyuluyordu ki bu bir gelenek, özellikle de aynı Laneth’den beslenenler için.

Fotoğraflar: Akif Turgut