Valletano, 20. yüzyılın başlarında Kolombiya’nın Karayip kıyısı kökenli bir müzik türüdür ve bu türün bir şarkısının oldukça ilginç bir de öyküsü vardır. Bu şarkı, ülke genelinde sadece çekici ritmiyle değil,  ilham veren tuhaf hikayesiyle de ünlü. Her şeyden önce, birinin kendi cenazesini görmesi ve onun hakkında yazması her gün görülür şey değil…

Şarkının yazarı ve kahramanı  Abel Antonio Villa, Kolombiya’nın en ünlü Vallenato şarkıcılarından biridir. 1924’te Magdalena bölgesinde doğan şarkıcı, ticari değerinin düşük olmasına rağmen müzik aşkıyla çalıp söyleyen ilk sadık Valletano şarkıcılarının bir parçası haline geldi.

Bugün Vallenato, Kolombiya kültür mirası olarak kabul edilir ve onsuz bir festival, parti ya da aile toplantısı düşünülemez. Ama o zamanlar, bölge dışındaki birkaç insanın da ilgisini çekti.

Zamanla, her Kolombiya kalbine düşen, ulusu sürükleyen Vallenato müzikal devrimin bir parçası oldu. Ama bunu yapmak için önce ölmek, sonra da ölümden dönmek zorunda kaldı. En azından onu seven insanların kafasında…

Ünlü olay 1943 yılında gerçekleşti ve aslında diğer trajik ve eğlenceli olaylar gibi basit bir yanlış anlamadan ibaretti.  Zorunlu askerlik hizmetini henüz tamamlayan bir genç olarak uzun yoldan, geçtiği her puebloda eğlenerek evine dönmeye karar verdi. Görünüşe bakılırsa daha az bilinen yol, onu birkaç hafta meşgul etmeye yetecek kadar içki ve Vallenato doluydu.

 O kalbini akordeon sesi ve ağzını aguardiente ile doldurmakla meşgulken,  Abel Antonio adlı başka bir genç adam yakındaki bir puebloda öldürüldü.

Aileyi kederle paramparça eden cinayet haberi müzisyenin evine ulaştı. Mantıklı olan tek yol acıyla meşgul olmalarıydı: dev bir cenaze partisi düzenleyip onun hayatını onurlandırarak.

Adet olduğu üzere kimi küçük kasabalarda cenaze ziyafeti dokuz gün sürüyordu.

Beş günlük Yas, yeme içme ve dansın ardından bir İncil sahnesinden fırlamış gibi Abel Antonio gelince parti kısa kesildi. Muhtemelen tam bir akşamdan kalma durumuyla ama fazlasıyla canlı olarak… Bu hayaletin yarattığı şoku ve bir haftadır onun cenazesinin yasını tutanların korkusunu tahmin edersiniz.  Ama müzik, yemek servisi ve bolca içki hazırdı. Eğer cenaze etkinliği coşkulu olmuşsa, hayatta oluşunun kutlamasıyla karşılaştırıldığında hiçbir şeydi.

Villa’nın ölümü onun hayatını değiştirdi.

O günden sonra Villa’nın ölümünü anmanın bir göstergesi olarak hayatının geri kalanında beyaz giydi. Cenazenin son dört gününün onun ikinci ve son cenazesi olmasını istedi. En güzeli de hayatının en büyüleyici hikâyesini anlatan “The Death of Abel Antonio” isimli şarkıyı yazması oldu. Villa uluslararası bir yıldız olma yolunda ilerledi ve birkaç ikonik şarkı daha kaydetti. Ama hepsi ülkenin kolektif hafızasında yer eden meşhur olayın şarkısı ile karşılaştırıldı. Herhangi bir festivalde onun yeniden dirilme hikâyesini anlatan Valletano şarkıcısıyla karşılaşabilirsiniz. Akordeon sesi ve aguardientenin acı tadı eşliğinde…

Villa, 2006 yılında parti ve festivalleriyle bilinen Barranquilla’da öldü.

atlasobscura.com