Boğaç Gökmen

Ehh! Şöyle arkamıza huzurla bir yaslanıp, öylece yarı uzanmış vaziyette düşünürken, bir gitar efsanesini seyretmenin dinginliğini sindirmek, ufak çaplı bir keyif çatmak fena olmayacak hani.

Derken, aniden bir kalabalık içindeyim, sevdiğim dost simalar, tadından yenmez birkaç lakırtı, sanırım tam da olmak istediğim yerdeyim. Müziğe daldırıp çıkartıp yeniden tazeliyoruz yudumları.

Dile kolay, 50 seneye yayılan bir kariyere ve kendinden sonra gelenlere ilham kaynağı olmak apoleti omuzlarında bir koca gitarcıyı izlemek için Beşiktaş IF’in önünde yerimizi alıyoruz.

Mekân önü giderek renklenirken, kentin dört bir yanı hatta şehir dışından akşamın çekim merkezine ulaşan yaş ortalaması kısmen yüksek ancak ruhen ergen rock sevdalıları için renkli tabirini kullanmak yerinde olsa gerek zira, masaya yatırılan Scorpions çıkışlı, 70’ler rock temalı sohbetlerin yaydığı enerji geniş bir renk kartelasına sahip.

Rock Off konser serisinin her ay bir konser sloganıyla yola çıktığı etkinliklerin ilki oluyor Uli Jon Roth konseri. İçeri girenleri ise konser öncesi DJ kabininde ortamı ısıtan Aptülika’nın seçtiği şarkılar eşliğinde sahne arkasında bir Aptülika çizimi olan Apaçi Ayhan karikatürü karşılıyor ki Uli Jon Roth’un, üç yıl kadar önce kaybettiğimiz Ayhan’ın en sevdiği gitarcılardan biri olduğunu biliyoruz.

Sahnede kıpırtılar başladığında salonu dolduran ahali de safları sıklaştırıyor. Uli baba, Kızılderili ve Uzak Doğu dokunuşlu kıyafeti ve Sky Guitar ismiyle anılan, 7 telli özel yapım gitarı eşliğinde sembolleşmiş görüntüsüyle karşımızda artık.

Resim

“All Night Long” ile kontağı çevirip pedala basan ekip hemen ardından seksenlerin ilk bölümüne, Elektric Sun repertuvarına dalıyor. “Don’t Tell the Wind” ve “Just Another Rainbow” bu ilk perdenin iz bırakanları oluyor. Tam, Scorpions dağarcığımızı netleştirmeye hazırlanıyoruz ki gecenin önem arz eden ve klasik Scorpions şarkı açılışlarına verilecek en iyi örneklerden biri “We’ll Burn the Sky” ile can alıcı çift gitar sololarının da açılışı yapılıyor kusursuzca.

Gitara her dokunuşu fark yaratıyor Uli babanın. Geçen onlarca yılın kılavuzluğunda tüm bilgeliğini aktarıyor kulaklarımıza. İmzasını attığı, nesilden nesile aktarılan gitar cümleleri mekânın dört bir yanında birkaç tur atıp gönüllere kuruluyor bir kez daha. 65 yaşının baharındaki Alman gitar üstadına eşlik etmek de bir hayli maharet istiyor lakin ekibin bu konuda endişesi olmadığı ilerleyen dakikalarda iyice ortaya çıkıyor. Mikrofon başı hünerlerinin yanı sıra bas gitar hakimiyetini de sergileyen Niklas Turman, Uli ile uyumu gecenin mühim anları olarak zihinlere yerleşen gitarcı David Klosinski ve davulcu Pino Liberti tüm bu sihir dolu anları mütevazı ancak tesiri giderek artan bir lezzetle servis ediyorlar.

Uli, dingin tavırları, sahneyi yönettiği ufak göz temaslarıyla giderek dinleyiciyi de avcuna alıyor. Onun bu, kadim öğretilerden geçip gelmişçesine vakur duruşu, tüm salona nüfuz eden huzurlu atmosferde karşılığını buluyor. 70’lerin şaşaalı, rock yıldızlığı sıfatlarındansa, sadelik, ustalık ve alçak gönüllük esasına dayalı zanaatkârlık yönünü sergiliyor.

Sırada mı?

Elbette ki, “In Trance”, “Pictured Life” ve “Catch Your Train” ile biz de ses tellerimizi bir hayli zorluyoruz. “Fly to the Rainbow” ile sahneden uçuşan melodiler gökkuşağının renklerine bürünürken “All Along the Watchtower” beklendiği gibi bir Hendrix saygı duruşuna dönüşüyor.

Gecenin en çarpıcı anına geldiğimiz ise “Sails of Charon”un giriş nameleri ile kapanış bölümünü biraz daha yakından seyretmek isteyenlerin usulca ön saflara doğru seğirtmesinden anlaşılıyor. Dikkat kesilip gözünü sahneden ayıramayan ahalinin alkış tufanı arasında bir kez daha Hendrix kanatlarını kuşanan usta gitarcı, “Little Wing” ile bu giderek tırmanan performansı duygusu zirvede, lezzeti damakta bırakarak nihayetlendiriyor.

Resim

Usta, mahir kişilerin bilgeliği var Uli’de. Bir mesleğe duyulan tutku, aşk ve adanmışlığın yarım asır boyunca en doğru makamında yer almanın da haklı iç huzuru. Hani, bir işin başlarında hayran olmak, esinlenmek, örnek almakla başlar ya her şey, işte bu hususta üstat Uli Jon Roth ismini en üstlere yazmakta fayda olacağını bir defa daha deneyimliyoruz.

Çıkışta ise, konser öncesi yaşanan sohbet kısmı hiç ara verilmemişçesine hatta daha da hararetlenmiş vaziyette haklı Uli Jon Roth övgüleriyle devam ediyor, az önce çekilen müzik ziyafeti, çekilen fotoğraflarla da ahalinin hatıra defterine kaydediliyor. 

Fotoğraflar: Ozan Sezgin