Rus yazar Tatyana Tolstaya’nın öyküleri aşk, çocukluk, kayıp, siyaset, kimlik temalarını işlerken hem Rus insanını anlatıyor, hem de insan olmanın ortak özüne dokunuyor; görülenin ardındakine erişme arzusuna. Bu öykülerdeki kahramanlar, gündelik hayatın sıradan gerçekliklerini aşıp öte dünyaların loş güzelliğini, belirsizliğini deneyimlemeye ihtiyaç duyuyor.

Ailesinin üç kuşaktır gittiği yazlık evlerini özlemle hatırlayan bir kadın ebediyen kaybolmuş bir zamanın yasını tutar. Sihirli bir pencereden bedava hediyeler alan bir adam her şeyin bir bedeli olduğunu öğrenir. Amerikalı bir meslektaşına duyduğu saplantılı aşk yüzünden bunalan bir Rus öğretim görevlisi gerçekle hayal arasında salınır. Yaz tatilindeki işinde telgraf dağıtmanın inceliklerini öğrenen genç bir kız tanıdığı hayatın ötesini de sezmeye başladığı o yazı hiç unutmaz. Geçirdiği göz ameliyat yüzünden geçici bir körlük yaşayan bir kadın geçmişini adeta bir film gibi görebilmeye başlar.

Öte dünyalara açılan bir pencere olmadan somut gerçekliğin eksik kalacağını hissettiren Tolstaya, öyküleriyle bize bu pencereyi sunuyor.

“Bu eli açık yazarın yazdığı her şey göz alıcı ve hayat dolu.” Joy Williams

“Tolstaya’nın tamamen kendine has bir dili var; alışılmadık ama lirik olan bu dil düz yazı ile şiir, sezgisel bir hayalcilik ile eski usul tasvir arasındaki farkı silikleştiriyor. Tolstaya, çok iyi bir yazar.” Michiko Kakutani