Baltık Denizi’nde, Finlandiya Körfezi kıyılarında yer alan Fort Alexander, onlarca yıllık tarihi sırrı dolu bedeninde taşıyor ve insan yapımı platformu üzerinde yaşamaya devam ediyor.

Petersburg’un kıyı bölgelerini korumak için 1800’lerin ortalarında inşa edilen kale var olan bir adanın üstüne yapılmadı. Tamamen insan yapımı bir temel üzerine oturtuldu ve bu temel de deniz tabanına monte edilmiş bir dizi kiriş tarafından destekleniyor.

Kalenin tabanı beton, kum ve granitten yapıldı. Kalenin kendisi ise tamamen tuğla ve granitten oluşuyor ve ortasında bir avlu olan oval şekilli ana bir yapısı var. Savunma önlemi olarak inşa edilen kale bir hiçbir zaman doğrudan askeri savaşlarda yer almadı. 1900’lerde veba araştırma üssü olarak yeniden tasarlandı. Rus bilim insanları kolera, tetanoz ve bubonik veba gibi bulaşıcı hastalıklar üzerine araştırmalar yapmak için bu izole yeri ideal buldular. Bilim insanları farklı hastalıkları tedavi edecek serumlar ve aşılar oluşturmak için atlar üzerinde testler yaptılar. Sonunda çoğu araştırdıkları hastalıklara yakalandı ve anakaradan uzak izole yaşamları sayesinde hastalıklar halka yayılmadı.

1980’lerde, tıbbi araştırmalar durunca kale terk edilmiş bir kentsel keşif alanına dönüştü. On yılların gizem ve tarihi gerçekleriyle dolu kale meraklıların keşfetmesi için özel bir yer haline geldi. Hatta daha sonraki yıllarda kutlamalara ev sahipliği yaptı.

Ziyaretçiler kışın donmuş okyanusu geçerek kaleyi gezebiliyor. Sıcak mevsimlerde kaleye gitmek istiyorsanız gemiyle seyahat etmeniz gerekiyor.

kaynak