Ortadoğu’da ve sınır bölgelerimizde bitmeyen savaşlara son 9 aydır Güneydoğu’ya gerçekleşen operasyonlar da tekrar eklendi. Bu ateş, duman, yıkıntı içerisinde sivil insanların durumu sürekli gündeme geliyor. Çeşitli sivil toplum kuruluşları, insan hakları örgütleri ve siyasiler sivillerin çatışma ve savaş koşulları içerisinde can güvenlikleri konusunda çalışmalar yapıyorlar. Sokaklar, evler yıkıntı halindeyken, beraberinde açlık ve soğuk gibi etkenler de üstüne binmişken insanların dışında o evleri ve sokakları paylaşan bir sürü hayvan da insanoğlunun bu kavgasında can veriyor ya da sakat kalıyor. Kediler, köpekler, kuşlar, eşekler, atlar ve inekler…

Bu konuda Haytap,  Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM), Diyarbakır Doğayı ve Hayvanları Koruma Derneği zarar gören hayvanlar konusunda zor koşullarda çalışmalar yapmaya çalışıyor. Suriye’de ise Rawaa Kilani isimli bir genç kadın ülkesindeki iç savaşta yaralanan sokak hayvanlarını tedavi ettirip, sahiplendirerek Avrupa’nın çeşitli ülkelerine sahiplendirme çalışmaları yapıyor. Normal koşullarda dahi çeşitli eziyetlere maruz kalan sokak ve binek hayvanlarının savaş koşullarında çok daha fazla yardıma ihtiyacı var. İmkanı olanların bu kişi ve kuruluşlar ile bu bölgelerden sokak hayvanı sahiplenmeleri herkesin hayatı adına çok büyük bir iyilik olacaktır.

Sokak Hayvanlarının karşılaştığı bir diğer savaş ise Savaş Çıkrak. Bir dönem medyada beraber çalıştığım televizyon yönetmeni arkadaşım Savaş Çıkrak yaklaşık 1 senedir gönüllülerle oluşturduğu “Doyuran Kareler” projesi ile sokak hayvanlarına mama desteği sağlıyor. Nasıl mı? Düğün fotoğrafları çekerek. Evlenen çiftlerden bunun karşılığında barınak, bakımevi ve çeşitli ihtiyaç bölgelerindeki sokak hayvanları için mama yardımı yapmasını talep ediyorlar. Şu sıralar “Okutan Kareler” projesini de hayata geçirmiş Savaş ve arkadaşları. Çocukların okutulması karşılığında aynı şekilde yeni evlenecek çiftlerin düğün fotoğraflarını çekiyor.

Görüldüğü gibi herkesin savaşta ve barışta sokak hayvanları için yapabileceği bir şeyler var. Kimisi sahiplendirerek, kimisi fotoğraf çekerek, kimisi güvenli yaşam alanları oluşturarak. Savaş insanlığı yok etmekten öte bir “Canlı Yaşamı” meselesidir. O yaşamın en büyük güzellikleri doğa ile birlikte içinde yaşayan tüm canlılardır. Kim bilir, en azından sakat bir kedi veya köpeği savaş bölgesinden kurtarıp bahçenizde ya da evinizde ona yeni bir yaşam alanı sunmak insanların barışa adımı konusunda da bir domino taşı etkisi yaratabilir. Canlı yaşamı her koşulda ortaktır. Bunu asla es geçmeyelim.