Boğaç Gökmen

İstanbullu blackened screamo grubu Jornada del Muerto ilk albümü “One Last Flower” ile karanlık, hiddetli bir çığlık misali düşüyor canevimize.

2020 yılının sonlarına doğru kurulan dört kişilik ekibin kökeni esasen, Noisy Sins of The Insects ve Burn Her Letters gibi 2000’lerin ortalarında rüzgarını estiren memleket screamo gruplarına ve The Ousted, ria, Padme ve Pourbon gibi günümüz gruplarına dayanıyor ki bu da ortaya çıkan benzersiz bütünün müsebbiplerini ele veriyor.

Kasıtlı deneysel uyumsuzluk prensibi üzerine kurulu screamo’yu cebinize koyun, black metal evreninin loş koridorlarından yansıyan tonları yanına da hardcore punk tavrının felsefe ve agresifliğini ekleyin ve buyurun Jornada del Muerto’nun ilk mahsulünün tadım seansına.

Takdir edileceği üzere ekip, bir araya gelişi pandemi sürecine denk gelmesinden dolayı üç veya dört sefer toplanabilmiş ancak bu, onları ilk albümlerini hayata geçirmekten alıkoymamış.

Öncelikle gitar ve davul tonları ile vokal performansının dinleyiciyi kıskıvrak yakalayacağı albüm, merkezinde yer aldığı türlerin genlerindeki karakter özelliklerini hiç vakit kaybetmeksizin iletiyor dinleyiciye. Bununla birlikte sürelerine oranla yoğun, birçok duyguyu bir arada hissettiren, nadir ve kudret dozu yüksek yaşam kapsülleri misali şarkılara ev sahipliği yapıyor.

Melodi zengini şarkılarda, bas gitarın icraatları da ayrı bir ilgi alaka gerektiriyor ki albümün üçüncü dördüncü dönüşünde gitar melodileriyle bas gitarın salvoları zihinde kendine ayrı bir yer açıyor.

Zaman zaman black metal kara sularına da nefis dalışlar yapan, vahşi ve öfkesini gizlemeyen genel yapı, zekice ve kendi evrenini kurgulayan sözel içerikle de desteklenince, yaşadığımız kaotik çağın yanı sıra iç dünyalarımızın da hem yapıcı hem de tekinsiz yönleriyle bir yüzleşme sağlıyor.  

Tüm bunların yanında pandemi sürecinin sonlanmasını, sosyal hayatın yeşermesi ve dolayısıyla da sahnelerin tekrar işlevini kazanmasını düşlediğimiz bu günlerde Jornada del Muerto’yu ufak, karanlık ve omuz omuza devinimli, samimi bir ortamda izlemek, şu boşalan şarjlarımızı yeniden dolduracak enerjiyi sağlayacaktır diye düşünüyorum.

Mevzu Records etiketiyle yayımlanan, kayıt ve miks işlemlerinin Alican Erbaş tarafından Throat Village Studios’da yapıldığı, mastering’i Will Killingsworth imzası taşıyan ve etkileyici kapak görsel tasarımı Nazan Aydın’a ait albüm, alışılmışın dışında, sarsıcı ve taşkın bir müzik deneyimine davet ediyor dinleyiciyi.