Düşmanca bir şirket ortamında çalışmış herkes için, yöneticilerin güçlü kişilikleri çok tanıdık ve çok korkutucudur. Bu insanların kişiliği aldatıcı, rekabetçi ve empatiden yoksun olarak tanımlanabilir. Onlar genellikle herhangi bir biçimde iyilik göstermez ve vicdanlı olarak düşünemezler. Bazen komplo gündemine kadar uzanan etkin manipülasyon ve abartılı duruş sergilerler.

Ne yazık ki genel olarak usulüne uygun başarılı lider olmak için bu tür kişilik kusurlarına ihtiyaç duyan insanlar genellikle iş yerini cehenneme çevirir ve çalışanlara eziyet ederler. Bunu ikiye ayırabilirsiniz, büyük şirketlerde çalışmaya çekinen çalışanların çoğunun nedeni bu insanlardır ve onların küçük şirketlerde iş aramasının ya da bağımsız çalışmasının sebebi de budur.

Film okulunda, benim hayalim film yapan büyük bir stüdyoda yönetici olmaktı. Ben bu yolda çaba harcadım ve birden fazla C- seviyesi çalışanı olan büyük bir şirkette çalışmaya başladım, düzenli bir şekilde işimi yapıyordum. Ama bu insanlara ayak uydurmam için, onlar gibi bir köpek balığı olmam gerekiyordu. İnsanları genelde söylediğimden farklı bir sebeple kovuyordum, birisini işten attığımda omuz silkiyor ve benim muazzam öfkemi sürekli diğerlerine hatırlatarak onları hizada tutuyordum. Takma ismimi de edinmiştim “Tabanca”, bu kişiliği korumak yorucu bir hale gelmişti çünkü insanların saygısını kazanmaya ve ayak uydurmaya çalışıyordum, sadece ben değil aynı zamanda çevremdeki diğerleri de.

Son zamanlarda, sosyal anksiyete bozukluğu ve klinik depresyondan muzdarip bir siber güvenlik mühendisi ve hacker hakkındaki TV dizisi Mr. Robot’u izlerken “sanat yaşamı taklit ediyor” izlenimine kapıldım. O erişilmez ve daima genç görünen Cristian Slater tarafından oynanan, kurumsal dev “E Corp”u alaşağı ederek tüm alacaklarını iptal etmek isteyen grubun lideri Mr. Robot tarafından işe alınan anarşist bir hacktivisttir –onlar sevgilerinden Evil Corp diye bahsediyorlar.

Mr. Robot, korkutucu çalışanları ile büyük şirketler göz önüne alındığında bir “sanat yaşamı taklit ediyor” deneyimi üretir.

2_psychoCEO

Serideki en ilginç karakterlerden biri, Martin Wollstrom tarafından canlandırılan Tyrell Wellick’tir – otuzlu yaşlarda, aşırı hırslı, fazla rekabetçi E Corp. Teknoloji Kıdemli Başkan Yardımcısı… O, zeki ve nasılsa ürkütücü bir çekiciliğe sahip ve o uzun zamandır beklediği terfi için her şeyi yapan biri. Öfkesini kontrol etmek için tuhaf egzersizler yaptığında onun gerçekten nasıl dönüştüğünü görmeye başlarız – örneğin, evsiz bir adamı para karşılığı istismar ederek. O dominant olmayı gelişmek gibi görür ve her durumda alfa olmak gibi bir takıntısı vardır – genellikle psikotik seviyede. Akıl hastalığı olan bu adam izleyiciye açıktır ama meslektaşlarından iyi gizlenir.  İşte bakımlıdır, hazırlıklıdır ve daima “ajandasına” sadık kalır – ne olursa, ne kadar gizemli olursa olsun.

Daha da ilginç olan, Tyrell’ın kişilik tipi, dizide psikotik seviyelere ulaşmasına rağmen, tamamen kurgu değil – aynı zamanda, belki de, CEO’ların gerçek yaşamının karakteristiğine dayalı ve ondan ilham alıyor. Dizinin yaratıcısı ve yürütücüsü Sam Esmael, bir röportajında CEO’ların içindeki psikopatinin yüksek düzeyle olduğuna dair bir araştırma okuduğunu ima etmişti.

Daha da ilginç olan, Tyrell’ın kişilik tipi, dizide psikotik seviyelere ulaşmasına rağmen, tamamen kurgu değil – aynı zamanda, belki de, CEO’ların gerçek yaşamının karakteristiğine dayalı ve ondan ilham alıyor.

3_psychoCEO

Benzer korkunç kişilikleriyle Evil Corp gibi bir şirkette çalışanlar dikkatimi çekmişti, bu yüzden kendim için araştırdım.  Nihayet, C-seviyesi bir pislik olmak için nasıl bu kadar çaba harcadığımı açıklayabilirdim -ve benim yardımcı eleman olarak tuhaf davranışlarımın her türlü doğrulamasını arıyordum. (ve belki bir psikopat olmadığımın kanıtlarını) Sonunda, bu çok bilinen senaryo çalışmasının bir kitabı var – Jon Ronson tarafından yazılan, CEO’ların arasındaki %4lük (nüfusa oranın 4 katı)  psikopati oranını açıklayan “The Psychopath Test”.

Çalışmalar gösteriyor ki, psikopatlar sıradan insanlardan çok farklı ve onlar kesinlikle pişmanlık, empati ve şefkat duymuyor – insanlığa atfedilen çok şeyi olduğu gibi. Özünde bir psikopat ölçeği olan “Hare Checklist,” önde gelen araştırmacılardan Robert Hale tarafından geliştirilen, kolluk güçlerinin kullandığı standart envanterdir. Testin en yüksek skoru 40’tır ve görünüşe göre ortalaması 20 olan birinin dikkat etmesi gerekir, 29 ya da 30 civarlarındaki kişi gerçekten hasarlı biridir – ve kolluk için son nokta 29’dur. Bu linkte testin online bir versiyonunu buldum, skorum 11.

İtiraf edeyim rahatladım. Psikopat olarak etiketleneceğim sayılara yakın değilim ama en çok testte sorulan kasıtlı olarak “insanları kandırdığını” ve “suçlarıyla kaçtığını” itiraf eden kaç kişi olduğunu merak ediyorum.

İlginç şekilde, kusurların insanları tartışmasız iyi liderler haline getirdiğini görüyoruz. Bazıları baskı altında soğukkanlı kalma yeteneğinin ve şirket çalışanlarına empati göstererek şirket hakkında iyi kararlar vermenin gerçekte birini harika lider yaptığına inanır. Diğerleri, bu kusurların sadece kısa süre iyi liderliğe izin verdiğine, kısa zamanda para kazanmak isteyenlerin gelir geçer olduğuna ve onların en iyi olmak için doyumsuz açlığının kaçınılmaz olarak diğerlerini uzaklaştıracağına inanır inanır.

Çalışmalar gösteriyor ki, psikopatlar sıradan insanlardan çok farklı ve onlar kesinlikle pişmanlık, empati ve şefkat duymuyor – insanlığa atfedilen çok şeyi olduğu gibi.

4_psychoCEO

Biraz araştırma yaptıktan sonra, psikopatların daha fazla yer aldığı iş listesi buldum. CEO’lar bir numaraydı, aynı zamanda liste, avukatları, satış elemanlarını ve medya ve eğlence sektöründe herhangi bir iş yapanları da içeriyordu. Bu listenin aksine, başka bir liste psikopatinin düşük olduğu meslek gruplarını inceliyordu, öğretmenlik, hemşirelik ve başkalarını önemseyerek kariyer yapan diğerleri gibi…

Psikopatinin daha fazla yaygın olduğu meslekler listesi

5_psychoCEO

Bunları zevkle uygulamadan daha iyi bir yönetici/CEO olmak için görünen özellikleri uygulama baskısı hissettim. Ben dışarıda çivi gibi sert olmama rağmen, elemanlarımdan birinin kızının bale resitaline gitmesi için izin vermeden duramadım ya da hasta ebeveynini görmek için memleketine uçması gereken bir başkasına. Çalışanlarım için benim ilgim aşırı düzeydeydi –açıklarını kapamaya çalışan– ve diğer yöneticiler için bu benim aşil tendonu sakatlığımı keşfetmek gibiydi. Sonunda, beni insan yapan şeyler –çalışan insanları umursamak gibi– istifa etmeme neden oldu.

Şirketin ihtiyaçlarını, bana bağlı çalışanların aşırı sadakati ve çok çalışmasından ayıramıyordum. Ve neredeyse çok fazla empatik olmam yüzünden, ofisimde saklandığım, münzevi hale geldiğim bir nokta vardı çünkü onları işten atmak zorunda kalabileceğimden arkadaş edinmekten korkuyordum.

Aynı zamanda Mad Men’in gerçek yaşamdaki bir versiyonuna yerleştirilmişim gibi hissettiren pek çok CEO’nun sadece başarısızlıkla uzman olduğu keşfi canımı sıktı.

Çoğunlukla diğer yöneticilerin öfkesini görmek beni şaşırttı, onlardan sert fikirler ve hatta bazen kötü sözler duymak. Bu gibi hareket eden insanların daha talihsiz sonucu onların işçiler için yarattığı ortamdır,  genellikle onlara sosyal anksiyete, depresyon ve diğer ruh sağlığı sorunları gibi önemli sorunlar yaşatırlar.

İnsanların olumlu liderlik özelliklerinin doğru noktaya ulaşabileceğine inanırım ve salt bir canavar gibi görünmeyi önlemek için yeterince empatinin yeterli olduğuna da. Benim gibiyseniz, sanırım bu kişi gibi olmak ve nadiren bulunan sıra dışı bir görünüş için çabalayabilirsiniz.

Sonuç olarak, hepimiz biraz psikopatız, sadece bazılarımız bunu saklama konusunda çok iyi.

Angie Piccirillo’nun yazısı ROTKA tarafından çevrilmiştir.