Pera Müzesi, sanatseverleri Arnavutluk tarihine sanatsal bir yolculuğa davet ediyor. “Bir Rüyanın İnşası: Arnavutluk Sanatında Toplumcu Gerçekçilik” başlıklı sergi, Arnavutluk görsel sanatlarının önemli bir dönemine odaklanıyor ve sosyalizmin kuruluş ilkelerini yaymayı amaçlayan siyasi tavrın hâkim olduğu diktatörlük yılları görsel üretimlerinden bir seçki sunuyor. Sergi, 7 Temmuz – 15 Kasım tarihleri arasında gezilebilir.

Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi, pandemi nedeniyle yaklaşık üç ay süren zorunlu bir aradan sonra izleyicilerini yeni bir sergiyle karşılıyor. Küratörlüğünü Artan Shabani’nin üstlendiği “Bir Rüyanın İnşası: Arnavutluk Sanatında Toplumcu Gerçekçilik” başlıklı sergide yer alan eserler, dönemin gündelik hayatını, işçi sınıfı, lider portreleri, rejim temsilleri ve gelecek kuşaklara duyulan umut gibi çeşitli konuları ele alırken, aynı zamanda, uzun süre dünyanın geri kalanından yalıtılan Arnavutluk halkının kültürel kimliğini daha yakından tanıma fırsatı sağlıyor.

Toplumcu gerçekliğe adanmış 40 yılın resmi

Serginin küratörü Artan Shabani, Arnavutluk sanatının 40 yılına damgasını vuran “toplumcu gerçekçilik” anlayışını, devletin, sanat ve edebiyat başta olmak üzere, kültürel hayatın hemen her alanına hâkim olduğu, sanatçıları ve yaratıcılığı yönlendirdiği bir dönem olarak tanımlıyor ve serginin, Arnavutluk’un önde gelen sanatçılarının eserlerinden geniş bir seçkiyle hazırlandığını söylüyor. Dönemi ve sosyalist gerçekçiliği farklı üsluplarda yücelten bu kompozisyonlar; propaganda posterinden film afişine, kilim deseninden giysi tasarımına, ders ve çocuk kitaplarından dergilere kadar çok çeşitli mecralarda vücut bulan sanatsal üretimlerden oluşuyor. Artan Shabani, “Bir Rüyanın İnşası: Arnavutluk Sanatında Toplumcu Gerçekçilik” sergisinin, dönemin görsel sanatlarını yansıtmanın ötesinde, partizan savaşı ve işgalcilere karşı direniş̧, anavatan savunması, sosyalizmin inşası, ülkenin sanayileştirilmesi, sosyal yaşam ve spor gibi konular üzerinden o yıllarda Arnavutluk toplumunda yaşanan değişimi izleme fırsatı sunduğunu da vurguluyor.

Serginin sanatçıları arasında, Arnavutluk Güzel Sanatlar Akademisi’nin kurucularından, toplumcu gerçekçilik döneminde sanatçılara verilen en yüksek unvan olan “Halk Ressamı” unvanına sahip Guri Madhi; dönemin propagandasına hizmet eden posterleriyle Arnavutluk görsel sanatının en önemli grafik sanatçılarından olan Safo Marko, Pandi Mele ve Pëllumb Bylyku; asker ve sporcu tablolarıyla Robert Përmeti; “yeni insan”ların yeni bir Arnavutluk inşa etme coşkusunu betimleyen çalışmalarıyla Agim Faja, Zef Shoshi, Dhimitër Theodhori, Skënder Kamberi, Ramazan Memishi; etkileyici karakalem portreleriyle Kristofor Naslazi ve Lumturi Blloshmi; kent ve kır manzaralarıyla Sami Roçi, Lec Shkreli, Guri Madhi, Ilija Rota; film afişleriyle Myrteza Fushekati, Shyqyri Sako, Namik Prizreni, Aziz Karalliu, Bujar Zajmi, Kleo Nini, Astrit Tota gibi isimler yer alıyor.

Stalin’in “ruh mühendisleri”

Sergi kataloğu için kapsamlı bir yazı kaleme alan Tiran Güzel Sanatlar Akademisi öğretim üyesi Ermir Hoxha Arnavutluk tarzı toplumcu gerçekçiliği tanımlarken “ilk bakışta coşkulu, iyimser ve güzeldi” diyor: “Soğuk Savaş döneminde komünist Arnavutluk’un devlet programına giren bu sanat tarzı, 1950’lerin sonundan rejimin yıkıldığı 1991 yılına dek komünist ideolojinin resmi aracı olma işlevini gördü. Bu yanıyla eskinin yıkıntıları üzerinde yükselen bir ‘yeni dünya’ vadediyordu; sömürünün veya toplumsal sınıfın olmadığı ve gelirin eşit bölündüğü bir ‘yeni dünya’”.

Toplumcu gerçekçiliğin resmi tarihinin Rusya’daki 1917 Ekim Devrimi’nin ardından, Stalin’in iktidara gelişi ve 1922 yılının Mayıs ayında kurulan Rus Devrimci Sanatçılar Birliği’nin avangart sanat karşısında gerçekçi yaklaşımı teşvik etmesiyle başladığını söyleyen Ermir Hoxha şunları ekliyor: “… böylece Stalin’in ‘ruh mühendisleri’ olarak tanımladığı sanatçılara sosyalizm ruhuna uygun biçimde işçilerin ideolojik dönüşümünü ve eğitimini gerçekleştirme görevi verildi.”

Toplumcu gerçekçiliği tanımlayan dört kavram…

Arnavut akademisyen, toplumcu gerçekçiliği dört kilit kavramla açıklıyor: “İşçilerin hayatlarına temas etmesi ve onlar tarafından anlaşılır olmasından dolayı ‘proleter’, halkın gündelik yaşantısından sahneler yansıttığı için ‘tipik’, imgeye sadık temsiller ürettiği için ‘gerçekçi’, devletin ve partinin hedeflerini desteklediği için ‘partizan’… Ermir Hoxha, “Bu içeriklere uygun sanat eserleri, liderin portresi, genç insan, tarihsel tema, sosyalist yaşam veya sanayi manzaraları gibi belli temalar altında toplanabiliyordu. Bu temalar binlerce büyük tuvalde, panoda, posterde ve anıtta vücut buluyor, propaganda makinesinin katı gözetiminden geçerek Sovyetler Birliği’nin uydusu niteliğindeki bütün ülkelerde boy gösteriyordu” diyor ve bir estetik yöntem olarak inşa edilen toplumcu gerçekçiliği bugün “soyut bir hayalin kanıtı ve ulaşılması neredeyse imkânsız bir başka dünyanın sanatsal vizyonu” olarak tanımlıyor.

Sergide yer alan sanatçılar: Abdurrahim Buza, Afërdita Meçe, Agim Faja, Agim Shami, Agron Jakupi, Alush Shima, Aristotel Papa, Astrit Tota, Aziz Karalliu, Bujar Zajmi, Bujar Luca, Dhimitër Theodhori, Fatbardha Shkupi, Guri Madhi, Hamdi Hallu, Ilija Rota, Isuf Sulovari, Jani Talo, Kleo Nini, Koço Vogli, Kristofor Naslazi, Lec Shkreli, Lumturi Blloshmi, Myrteza Fushekati, Myzafer Dika, Namik Prizreni, Pandi Mele, Pëllumb Bylyku, Petrit Ilanaj, Petro Kokushta, Ramazan Memishi, Robert Përmeti, Safo Marko, Sali Allmuça, Sami Roçi, Shyqyri Sako, Skënder Kamberi, Vjollca Gavoçi Stamo, Zef Shoshi.

“Bir Rüyanın İnşası: Arnavutluk Sanatında Toplumcu Gerçekçilik” sergisi, 15 Kasım 2020 tarihine kadar Pera Müzesi’nin 3. kat sergi salonunda izlenebilir.

Pera Müzesi Salı’dan Cumartesi’ye 11:00 – 18:00 saatleri arasında, Pazar günleri ise 12:00 – 18:00 saatleri arasında gezilebilir. Müze Cuma günleri 16:00 – 18:00 arası tüm ziyaretçilere, Çarşamba günleriyse “Genç Çarşamba” kapsamında tüm öğrencilere ücretsiz!

Artan Shabani Hakkında:

Artan Shabani 1969 yılında Arnavutluk’un Vlora şehrinde doğdu, şu anda Tiran ile Torino arasında yaşıyor. 1991’de İtalya’ya taşındı, Fransa ve İspanya’da seyahat ettiği süreler boyunca farklı sanatsal projeler üzerinde çalıştı. Shabani, Vlora’daki The Promenade Gallery’i (2007) kurdu. Ekim 2013’ten bu yana Tiran Ulusal Sanat Galerisi’nin direktörü olan Shabani, bir sanatçı olarak resim, çizim, fotoğraf, video ve yerleştirme gibi geniş bir medya yelpazesi ile çalışıyor. Shabani’nin çalışmaları esas olarak tarihsel, politik ve sosyal temalara ve özellikle soğuk savaşın travmasını yerel ve uluslararası bir anahtarda yaşayan ve çoğunlukla kalıcı kişisel anılardan oluşan sonsuz bir albüm olarak inşa edilen toplumların başkalaşımına odaklanıyor.