Boğaç Gökmen

Onca yıl döndüre döndüre birer sırdaşa dönüşen albümler, bir o kadar zamandır da zihinlere kazınan “Kingdom of Rust” klibi.

Bir süredir neredeyse emekliye çekildiği düşünülmeye başlanan Doves cephesinden nihayet üzerindeki tozu pası atacak kıpırtılar geliyordu. 2020’nin başından bu yana yeni albüme ilişkin ilk sinyalleri vermeye başlayan Manchester indie rock üçlüsü Doves, Haziran ayında on yıldan uzun bir süre sonra ilk yeni şarkıları olan “Carousels” ile geri dönmüştü.

Şarkıcı-basçı Jimi Goodwin, şarkıcı-davulcu Andy Williams ve gitarist Jez Williams’dan oluşan ekip, kısa süre sonra da 2009’daki “Kingdom of Rust”tan bu yana ilk stüdyo albümleri olacak “The Universal Want”ı duyuruyordu.

Albümden kulaklarımıza ulaşan ilk nağmelerle birlikte başka detaylar da gün yüzüne çıkıyordu ki bunlardan biri de kayıt aşamasının farklı stüdyolara taşınan geniş soluklu bir sürece sahip olduğuydu.

“The Universal Want”ın, kısmen Kingdom of Rust’ı kaydettikleri, Cheshire’daki bir ahırdan dönüştürülmüş bir stüdyo olan Frank Bough Sound III’te, Macclesfield’daki Big Red Studios, Stockport’taki Eve Studios ve İngiltere Alcester’daki Vada Studios’a yayılan bir kayıt yolculuğu var.

Grubun, sık sık birlikte çalıştığı Dan Austin ile ortak yapımcılığını üstlendiği albümün, miksajı Londra Metropolis Stüdyolarında Craig Silvey ve İngiltere’nin güneybatısındaki SoundHorn Stüdyolarında Dan Austin tarafından yapılıyor.

Grup tarafından seçilen albümün kapak görseli ise Londra merkezli Finlandiyalı fotoğrafçı Maria Lax’a ait. Albüm kapağının seçilme süreci ise Goodwin’in, Lax’ın fotoğraf kitabı “Some Kind of Heavenly Fire”daki fotoğraflardan etkilenmesi ve grup arkadaşlarına birer kopyasını hediye etmesiyle başlıyor. Böylelikle albüm, grubun uzun süredir birlikte çalıştığı Rick Myers’ın kapak fotoğrafını içermeyen ilk albümü oluyor.

Gitarist Jez Williams albümle ilgili olarak, “albümdeki her şey bir yankı. O sırada neler yaşadığımızın bir yankısı. Pandemi ve yüz maskelerinden önceki yaşamın yankısı” ifadelerini kullanırken belki de pandemi öncesine özlemini de dışa vuruyor.

10 şarkının yer aldığı grubun beşinci albümünün yayını öncesi “Carousels”, “Prisoners”, “Cathedrals Of The Mind” ve son olarak da “Broken Eyes” şarkılarını paylaşan grup, albümün pırıltısını yaymaya başlamıştı.

47 dakikalık albüm şimdiden büyük beğeni toplarken, grup adına sessiz soluksuz geçen yılların acısını çıkartırcasına yaptığı ışıltılı güncelleme, listelere de ambargo koyacağa benziyor.

Britpop adına özenle seçilmiş ince detaylar, grubun karakteristik melodi zengini ve dillere dolanma ihtimali yüksek beste yapıları beklenen ve özlenen Doves hamleleri olarak haneye neon harflerle yazılıyor. Ayrıca usulcacık bir David Bowie etkisinden de dem vurmak gerekiyor ki davulcu Andy Williams “Cathedrals Of The Mind” şarkısını kaydetmeye gittiğimiz sabah, David Bowie’nin öldüğü sabahtı” sözleri albümün bilinçaltına nüfuz eden Bowie etkisini yansıtıyor.

Bununla birlikte albüm, grubun İngiltere listelerinde bir numaraya çıkan 2002 tarihli “The Last Broadcast” ve 2005’de çıkan “Some Cities” ile iki numarayı gören son stüdyo albümü 2009’un “Kingdom Of Rust”ın başarısını tekrarlayacağa benziyor.

Geçmiş albümlerin anıları ve başarılarının ışığında karşılaştırma yapmak için erken olsa da şimdilik döne duran yeni albüm “The Universal Want” için grubun en iyi albümleri olarak kabul edilebilecek enerjiyi barındırdığını söylemeden geçemeyeceğim.

Şimdi arkanıza yaslanın ve Doves üçlüsünün geçen on bir yılda aldığı hasardan arınıp, özlem dozu yüksek olgun adımları eşliğinde bu yeni yolculuktaki yerinizi alın.

Kapak Grup Fotoğrafı: Jon Shard