Fotoğraf tutkunu Oğuz Büktel, son olarak Katmandu gezisinden çektiği fotoğrafları ve seyahat hikayesini Rotka ile paylaştı.

Son bir yıldır fotoğraf hayatımın en büyük tutkusu, her fırsatı değerlendirmeye çalışıyorum, Şubat ayında Cenk’ten (Fototrek) gelen e-mail ile birden heyecanlandım, Nisan ayında Fototrek Nepal seyahati programını göndermişti. Ondan sonrası ise çok hızlı gelişti, hemen o akşam uçak biletini millerimle rezerve ettim, evden gerekli izinleri 🙂 aldım. Ertesi gün ise, gelen detaylı mesajda yazan dört tane Nepal kitabını okumaya başlamıştım bile.  Bir yandan da gideceğimiz yerlerle ilgili 500px, Flickr gibi sitelerde fotoğraf taramaları yapmaya, Nepal seyahat tavsiyelerini okumaya başladım. Bir portre lensi aldım ve sürekli okudum, çeşitli gezi videoları ve belgeseller seyrettim. Belgeselleri seyredince, Nepal depreminin 1. yılında hüznünü yeni yaşadığım için kendime kızdım biraz da…

Seyahat öncesi Fototrek’te yaptığımız detaylı toplantıda, Cenk’in, ‘uçağın sol tarafında yer ayırtın’ tavsiyesine uyduk ve geceyarısı kalkan uçağımız gün aydınlandıktan sonra bize Himalayalar’ı görüntüleme şansı verdiğinde çok heyecanlanmıştık. Kathmandu’nun fakir keşmekeşliğini önce havadan, sonra havaalanından çıkışta yaşadık. Boynumuza asılan turuncu çiçeklerle bizi karşılayan tur şirketi sahibi(?) ve candan şoförümüz Saroj bize Nepalli insan sıcaklığını ilk hissettirenler oldular.

Katmandu Gezi 4

Bu arada keşmekeş diyince, Kahire’yi gördüğümde İstanbul trafiğine bir daha laf etmeyeceğimi söylemiştim, Katmandu ise Kahire’yi bile aratabilecek düzeydeydi, ama o trafik karmaşasında bile insanların birbirine bir laf söylemeden akışı bir şekilde sağlamaları, ve en ufak bir kavga-itişme görmememiz herhalde inanışları ve felsefeleriyle ilgilidir diye düşündürttü beni. Öte yandan Nepal’e fotoğraf için gitmiştim, ama Herman Hesse’nin Siddharta’sını okuduktan sonra Nepal (ve Tibet) benim 20 küsur yıllık seyahat hayalimdi, mistik yapısı, dünyanın en fakir ama ‘mutsuz olmayan’ halkıyla, bu seyahatten hem kendi adıma, hem de ‘mutsuz ve umutsuz’ ülkeme dair bir ders çıkarırım umudu da vardı belki.

Açıkçası çok sevdim Nepal’i, Katmandu zaten bir yana ama Bhaktapur ve Patan gibi şehirler, ortaçağda bir film platosunda yaşıyormuş hissi uyandırdı bende, binaları, sokakları, insanları ve kıyafetleriyle. Baraka filminin açılış sahnesinde görülen sahneleri çıplak gözle (yıkılan tapınaklar haricinde görmek inanılmaz bir duygu.

(Baraka filmi açılış sahnesi)

En çok dikkatimi çeken konular:

* Keşmekeşe, karmaşaya rağmen son derece sakin ve güleryüzlü, güzel, sakin insanlar Nepalliler… Bir Namaste demek tüm kapıları açıyor neredeyse.

* Yollar ve altyapı berbat durumda, hani Avrupa seyahatlerinde özenir ve sürekli şikayet ederiz ya ülkemizden, bu konuda (malum nedenlerle de olsa) çok ileriyiz.

* Deprem, bir çok tarihi binayı ve tapınağı yıkmış, bitirmiş, 1. yıldönümünde orada idik, Katmandu şehir merkezine yakında bile bazı binaların yıkıntıları halen duruyordu. Dhulikhel, Khokana ve Bungamati gibi inanılmaz güzellikteki köylerinde yıkım sadece insanları vurmamış, en büyük gelir kaynakları turizmi de olumsuz etkilemiş ne yazık ki! O nedenle Nepal’e gelin diyor halk.

* Her tarafta tapınak var, sürekli bir ibadet hali, budist ve hindu tapınakları ve insanlar içiçe, inanılmaz bir hoşgörü içerisinde, dua çarkları ve bayrakları her yanda.

* Bu denli fakirliğe rağmen, sekiz günde görebildiğim kadarıyla son derece güvenli, turist tacizi son derece sınırlı, hırsızlığın neredeyse olmadığı söyleniyor.

* Hava Katmandu ve diğer şehir merkezlerinde kalitesiz yakıt kullanımı ve eski araçlar nedeniyle kirli, ama abartıldığı kadar değil, maske kullanımı yaygın, ayrıca altyapı yetersizliği nedeniyle puslu bir hava ve toz toprak hakim.

* Elektrik kesintileri var ama alışıyorsunuz, belli saatlerde jeneratör devreye giriyor, fotoğrafçılar için şarj sorunu olmuyor neredeyse, hava sıcaklığı klima ile aşılıyor çoğunlukla, sınırlı bazı saatlerde elektrik yokluğu dışında.

Katmandu Gezi 3

* Kaldığımız oteller lüks değil ama şehir içinde olmaları nedeniyle kullanışlı ve yeterliydi, personel çok canayakın, yemekler ağız tadımıza uygundu, su kapalı şişelerden içtik, yol üstlerinde pek de hijyenik görünmeyen lokal dükkanlardan bir şey yemedik, turistik yerler bile oldukça ucuz, biralar nefis, yemekler (özellikle Nepal mantısı momo oldukça leziz) ağız tadımıza uygundu.

* Muson mevsiminde gitmemek lazımmış, Nisan son haftası hava 30 derece civarında ama nem fazla olmadığı için pek sıkıntı vermedi.

* Fotoğraf çekimi için bir cennet, 3 bine yakın fotoğraf çektim, malzeme çok bol, insanlar güleryüzlü, fotoğraf çekimine sıcaklar, bahşiş isteyenlere fazlasıyla vermeye çalıştık, beklentileri bütçemize göre çok düşük ne yazık ki, çocuklar harika, yanımızda çeşitli şekerlemeler götürdük çok mutlu oldular.

* Alışveriş, Katmandu merkezde trekking malzemeleri, yerel işlemeli ve desenli, el işi ürünler çok yaygın, genelde ucuz, pazarlık payı yüksek, pazarlık yapın ama abartmayın, dolar bazında verdiğiniz paralar çok düşük.

* İlginç bir nokta, sokaklarda kedi neredeyse yok, bunu hindu tanrılardan birinin kutsal hayvanının fare olmasının yarattığı bir antipati ile açıklamıştı Cenk, ama kesin bilgi değil J Sokak köpekleri var, ama son derece sefil durumdalar. Katmandu’da ve başka bazı tapınaklarda ise maymunlar hüküm sürüyor.  Sokaklarda inek ise son derece az.

*  Ölü yakma törenleri ve diğer hindu törenleri çok ilgi çekici, bir tür ayin aynı zamanda kültürel bir olay, kutsal nehirlerin suyu mevsimsel olarak çok azaldığı için son derece pis idi.

Katmandu Gezi

* Everest uçusu, giderken kararsız olmama rağmen iyi ki gitmişim dedirten cinsten, Himalayaları 6500 metre yükseklikten son derece yakından görüyor, 8000 metre üzeri tepeleri birbiri ardına geçiyorsunuz. Uçak Everest’e doğru uçarken sol tarafta zirveler ve en sonda Everest, dönerken ise sağ tarafta, sağ tarafa oturmayı tavsiye ediyorum, 19 kişilik bir uçuştu herkes cam kenarı, uçak ise son derece düzgün gözüküyordu, Yeti havayolları değerlendirmeleri son derece olumlu idi zaten. bir saat boyunca fotoğraf ve video çektik, Everest’i görünce şampanyamızı içtik, sertifikamızı aldık, dünyanın zirvesine bu kadar yakın olmak çok güzel bir duyguydu.

Özel bir teşekkür de Fototrek kurucusu Cenk Gençdiş’e, bir fotoğraf gezisi nasıl olabilirse o kadar iyi bir organizasyondu, tüm odağımız fotoğraf idi, sabahları birkaç kez 4:30’da gündoğumuna kalktık, yıldız fotoğrafı çektik, biz yorulana kadar değil, dökülene kadar bizi orada da tapınak var diyerek gezdirdi, otellerimiz olsun, yemeklerimiz olsun her şey çok iyi planlanmıştı.

(Oğuz Büktel’in çektiği fotoğraflardan hazırlanan video)