İngiltere’de yaşayan köşe yazarı Iris ve Amerika’da film fragmanları tasarlayan Amanda bir internet sitesi aracılığıyla bir süreliğine evlerini takas etme kararı alırlar. Çünkü ikisinin de büyük değişikliklere ihtiyaçları vardır. İkisi de çok kısa zaman önce oldukça kırıcı olaylar yaşamışlar ve bu değişimi bir fırsat olarak görmüşlerdir.

Her şeyden uzaklaşıp geçmişlerinde ağır hasarlar bırakan insanları unutmak isteyen iki kadın; hayatlarına aldıkları insanların, insan seçiminin önemini hiç olmadığı kadar iyi anlarlar.

Bazen durup, büyük resme bakmak aslında bugüne dek gözümüzün önünde olan fakat asla görmediğimiz şeyleri önümüze döker. İşte Amanda ve Iris de hayatlarına bu tatil sürecinde giren insanlarla birlikte, büyük resme bakabilmiş ve yakalarına yapışmış hastalıklı duygulardan kurtulma şansını elde etmişlerdir. Fakat tam da bu noktada mesafeler büyük bir problem olarak ortaya çıkar.

Filmde en önemli noktalardan biri, Amanda ve Iris’in hayatlarına dokunan insanlardan çok başkalarının hayatlarına dokunmaları aslında. Bazen bizi iyileştiren ve farkındalığımızı artıran şey budur. Belki o tatile dek, unuttukları şey buydu…

Hiç beklenmedik bir anda, hiç beklenmedik bir yerde her şey tersine dönebilir. Mutluluk, iyi insanlarla gelir. Ve iyi insanların da karşımıza ne zaman çıkacağı asla belli olmaz.

The Holiday; sorgulatan, düşündüren, zaman zaman üzen ama en sonunda içinizde umudu yeşerten bir film.