Maginot Hattı birçok kişi tarafından tüm zamanların en büyük ve en pahalı askeri hatalarından biri olarak kabul edilir.

İki dünya savaşı arasında, Fransızlar tarafından inşa edilmiş, Kuzey Denizi’nden Akdeniz’e uzanan bir savunma duvarı hattının unutulmuş yeraltı sığınakları içinde sanat her şeyiyle bütün o yıllar boyunca hükmünü sürdürmüştür.

Fotoğrafçı ve şehir kâşifi Ben Schreck, erişimi son derece nadir olan ve bugün dahi kamuya yasak olan Maginot Hattı içindeki bu korunmuş eserleri fotoğrafladı.

1937’ye dönülüyor ve gelecek büyük bir saldırı önlemek için Almanya ile Fransa sınırı boyunca inşa edilen bu tesisler, beton surların bir hattı, engeller ve silah teçhizatları ilk olarak devreye giriyordu.

“Hayat Maginot Hattı’nda güzel değildi. Gerçekte askerler için soğuk, nemli ve karanlıktı,” diyor Ben Schreck. Orada görevlendirilen bazı adamlar, asker üniformalı sanatçılar, kendini ortaya koymak, sığınaklarının duvarlarını biraz olsun samimi hale getirmek için fırsat buldu.

Tabii freskleri yapmak zaman ve sabır ister, Maginot Hattı’nda konuşlanan askerlerde çok fazlası vardı.

Onca çabaya, yapılan tesise ve teçhizata rağmen sorun vardı. 1930’larda Fransız devlet adamı Andrè Maginot’un ısrarla savunduğu ve sonunda uygulamaya konulmasını sağladığı devasa bir savunma hattı, birbirine bir top atımı mesafesinde elli savunma kulesi ve bunlarla bağlantılı yeraltı sığınaklarından oluşuyordu. İçeride askerlerin yaşaması için her şey düşünülmüştü. Ancak Hat’tın iki zayıf noktası vardı; Belçika sınırı ve sık ağaçlarla kaplı Ardennes Ormanı. Fransızlar savaş başladığından Almanların kuzeyden savunmasız Belçika sınırından saldıracağını düşünmüşler ve güçlerinin büyük bölümünü buraya konuşlandırmışlar. Almanlar ise Ardennes tarafından saldırdılar ve Fransız hatlarını yararak aşılmaz denilen Maginot Hattı’nı aştılar ve Belçika sınırında yığınak yapan Fransız ordusuna arkadan saldırıp teslim aldılar.

Fransa’nın teslim olmasının ardından, Maginot Hattı Almanlara terk edildi ve sonra yine 1960lara kadar Fransız ordusu tarafından kullanılan tesisler terk edildi ve çürümeye bırakıldı. Smithsonian’daki bilgilere göre bazı bölümleri için ihale açıldı ve şarap mahzeni, mantar çiftliği ve hatta disco olarak kullanıldı. Sığınakların birkaçı da yaz aylarında ziyaret edilebilir müze haline getirildi. Sadece bir istihkâmın hizmette olduğu bilgisi var, The Ouvrage Hochwald, diğerlerine uzun zamandır erişim yok. Tabii Ben Schecker oraya girmenin başka bir yolunu buldu ve ortaya bu fotoğraflar çıktı.