Sokak sanatından hukuk reformlarına… Brezilya’da kadınlar toplumsal cinsiyete dayalı şiddete karşı sokak sanatıyla tavır alıyorlar.

2015 Mayıs ayında, Brezilya “Kadın Cinayetleri” sıralamasında Latin Amerika’nın 16. ülkesi oldu. Eğer kadın, aile içi şiddet, cinsiyet ayrımcılığı veya kadına karşı “nefret” sonucunda ölürse yasalar suçluyu sert bir şekilde cezalandırıyor. Bu kanun, aile içi şiddet sonucu her gün 15 Brezilyalı kadının öldürülmesinin kayıtlara geçirilmesinin sonucunda yürürlüğe girdi.

Ülke genelinde kadınlar; sert cezaları savunmanın ötesinde, aile içi şiddeti önlemek ve şiddet sonucunda hayatta kalanlara destek sunmak için de çalışıyor.

Bir Aktivist Hareket Olarak Sokak Sanatı

“Bir Kadının Yeri” kitabının üç bölümü, Kassidy Brown ve Allison Rapson’u; kadın haklarını savunmak için grafitiyi kullanan bir sokak sanatçısı olan Panmela Castro’yla tanıştığı Brezilya’ya getirdi.

Kendisi de bir aile içi şiddet kurbanı olan Castro, Brezilya’da Grafitinin Sanat Sahnesi’ne, içindeki sanatsal duyguları ifade etme gücünü göstermek için çıktı ama ne yazık ki, çalışmada başka kadınlar olmadığını gördü.

“Grafiti çalışmasına ilk gittiğinde, oradaki tek kadın olduğunu gördü ve erkek egemen baskısını hissetti.” diyor Rapson. Bu deneyim Castro’yu, cinsiyet ve cinsiyetin iktidarla olan bağı konusunda kendi fikirlerini keşfetmesine yol açıyor. Eğer kadınlar bu deneyimi bir grup olarak birlikte edinmiş olsalardı, sonuç güçlü olabilirdi diye düşünüyor. Rede Nami’de kadınlar için, kar amacı gütmeyen grafiti sanat grubuna başlamasının nedeni de buydu.

Organizasyon aracılığıyla, Castro diğer kadınları sanatlarında olduğu kadar özel yaşamlarında ve ilişkilerinde de destekledi. “Sahip oldukları hakları öğretme konusunda bütünlüklü bir bilgiye sahipti. Kadınlara; aile içi şiddet nedir, şiddeti durdurmak için ne yapabilirler ve bu bilinci nasıl yayabileceklerini öğretiyor.” diye belirtiyor Rapson.

Katılımcılar ayrıca sanatın kendisinde güç buluyorlar. Birçok üye portre çiziyor, özellikle de organizasyondaki kadınların portrelerini çiziyorlar. Brown ve Rapson, Rede Nami’de bir üyeye; böyle büyük ölçekli bir resimde kendisini görmenin ne hissettirdiğini sordular. “Dedi ki, ‘Nihayetinde televizyonda kendim gibi birini görmenin nasıl olacağını hayal ettim. Fakat bu benim kendimi sosyal alanda temsil etmem için bir şanstı.'” Brown ekliyor “Bu bir farkındalık, bir iletişim durumu ve bir temsiliyet.”

Yasal Sistemi Düzeltmek

Brezilya’dayken Brown ve Rapson, Violeta Projesi’nin kurucusu Yargıç Adriana de Mela ile tanıştılar.

Violeta Projesi ile aile içi şiddet kurbanları olan kadınları sahip oldukları haklar konusunda bilgilendirerek ve Brezilya hukuk sistemine göre yardım ederek; onlar için güvenli bir alan yaratmayı amaçlıyor.

Rapson, “Aile içi şiddet mağdurları için merkez oluşuyla, de Mela hukuk sisteminde kadınların gelebileceği güvenli bir alan yaratıyor, seçimlerini yasallaştırıyor ve Brezilya’nın çok karışık hukuki sürecinde hızlıca adımlar atıyor.” diyor.

Brezilya’daki mevcut sistemde, aile içi şiddet mağduru olan kadınlar yargıç karşısına çıkarılmadan önce üç veya dört gün bekletiliyor. Bu süre zarfında genellikle kadın gidecek başka bir yeri olmadığından dolayı kendisine kötü davranan partnerinin yanına, eve dönüyor. Partnerinin tacizini şikâyet ettiği için sık sık şiddete uğruyor ve hatta katlediliyor. Violeta Projesi mahkeme sürecini hızlandırıyor ve psikolojik danışmanlık hizmeti de sunarak kadına kalabileceği güvenli bir yer sağlıyor.

Birçok yönden farklılıkları olsa da; kadınlar tarafından oluşturulan, yine kadınlar için güvenli mekanlar var eden projeler kadın dayanışmasının şiddete karşı mücadelede ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.

12 Sokak Sanatçısı İran’ın Duvarlarını Dönüştürüyor