Okuyacak çok kitap var seçmek zor diyorsanız yeni çıkan kitaplar arasından yaptığımız derlemeye göz atabilirsiniz.

XX – ANGELA CHADWICK

The Guardian Yılın Kitabı

Polari En İyi Çıkış Romanı Ödülü

Büyük bir aşk.

Tarihi değiştirecek bir klinik çalışma.

Zehrini saçmak üzere tetikte bekleyen dünya.

Bir tarafta…

Korku tüccarı politikacılar.

Toksik erkekliğe tutunan sözcüler.

Dünyanın sonu hikayeleriyle ovum-ovum teknolojisinin karşısında duranlar var.

Diğer tarafta…

Birbirine aşık bir çift, Rosie ve Jules.

İmkansız zannettiklerini gerçeğe dönüştürebilecek bir deney.

Erkek kromozomları olmadan, sadece kendilerinden doğacak bir bebek için katıldıkları tarihi değiştirecek bir klinik çalışma var.

Angela Chadwick kurgusunu olası gelecekten alıyor.

XX, biyolojiye ve cinsiyete dair dayatmalara meydan okuyan büyüleyici bir roman.

Yılın en iyi romanlarından
Stylist

Heyecan dozu yüksek, buluşlarla dolu.
Jessica Jarvli

Damızlık Kızın Öyküsü, Humans ile buluşursa… Müthiş bir roman!
Nina Potell, Prima

BÜYÜK BİR AŞK HİKAYESİ – SUSANNA TAMARO

Zaman, Sonsuzluk’un bir kırıntısından başka bir şey değil ve biz bakışlarımızı bu kırıntıdan kaldırmazsak ölümden korkmayan bir hayatın yoğunluğunu asla yaşayamayız.

Denizlerin, rüzgârların ve yağmurların bir araya getirdiği; zamanın savurduğu ve birleştirdiği iki insan: Edith ve Andrea. Biri denizlere âşık, düzenli bir hayata sahip, sakin Andrea. Ötekisi dağlara tutkun, hayata ve dünyaya karşı merakını hiç kaybetmemiş, yüksek idealler ve mükemmeliyet arayışındaki Edith. Andrea mükemmel hayat bozyapındaki eksik parçacığın huzursuzluğuyla kavrulur, Edith ise fırtınalı bir denizle cebelleşirken güvenli bir limana sığınma fikrini ısrarla reddeder. Gelgelelim hayatın her zamanki şaşırtıcılığıyla bir araya getirdiği bu iki insan için artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Zira hayat zaten bazen sakin okyanuslara açılmak, rüzgâra direnmek ya da kimi zaman onunla beraber esmeye karar vermek, bir kasırgada çalkalanmak, bazen sisi bir örtü gibi üzerine örtmek, suya tutsak kalmak veya yollarda ruhundaki düğümleri çözmek değil midir?

Susanna Tamaro bu romanında okuru hayat, aşk, sevgi, keder, kader, yas ve kayıp gibi insanlığın en temel meseleleri ve kaygıları hakkında birlikte düşünmeye davet ederken kadın erkek ilişkisinin, ebeveyn çocuk ilişkisinin, ışık ile karanlığın, gerçek ve belirsizliğin sınırlarında geziniyor.

ZAMANIMIZIN BİR RESSAMI – JOHN BERGER

Yetenekli ve ayrıksı Macar ressam Janos Lavin, Macaristan’da Sovyet destekli rejime karşı yaşanan halk ayaklanması sonunda sürüklendiği Londra’da mülteci de olsa yeni bir hayat kurmuştur. Dostlarının da gayretiyle Londra’nın gösterişli sanat ortamında ilk kişisel sergisini açar, ama aynı günlerde ortadan kaybolur. Yakın dostlarından biri, Lavin’in stüdyosunda onun günlüğünü bulunca ressamın sanat, sosyalizm ve yoldaşlık, siyaset hakkındaki düşüncelerini, iç hesaplaşmalarını, yaşama ve sanata bakışını öğrenerek bu kayboluşu aydınlatmaya çalışır. “Hayatımda aldığım en kritik karar, ki o sırada epeyce sıradan bir karardı, Moskova’ya gitmek yerine Batı’ya gelmemdir. Şimdi, o kararımın arkasında yatan gerekçeyi sadece naif değil ironik de buluyorum. Hâlâ sosyalizm için mücadele edebileceğim bir yere gitmek istemiştim. Başkalarının uğruna savaştıkları zaferin tadını çıkarmak istemiyordum,” demiştir günlüğünün bir yerinde, Lavin.
 
Zamanımızın Bir Ressamı, ressam, sanat eleştirmeni, şair ve Booker ödüllü yazar John Berger’in ilk romanı. Berger, sosyalist siyasi eğiliminin belirginleştiği bir dönemde yazdığı bu romanını, dönemin anti-komünist atmosferinde geri çekmek zorunda kalmıştı. Büyük çalkantılar sonrasında, Avrupa’da demir perdenin örüldüğü Soğuk Savaş’ın başlangıç döneminde, Londra’da yaşayan bir Macar ressamın zihninden iki farklı sanatçı anlayışını karşılaştıran, devlet sanatıyla burjuva sanatı arasında sıkışmış Janos Lavin’in hikâyesini anlatan yazar, sanatçının değerlerini de sorguluyor.

ÜÇ KELİMELİK DÜNYA / AŞKLAR, OYUNLAR DUYGULAR – OSMAN PALABIYIK

Modern hayat kisvesi altında istesek de istemesek de uyum sağladığımız hız ve tüketme arzusu bir şekilde içe dönme hevesimizin önüne duvarlar örüyor. Hatırlamak için can attığımız şeylere bile vakit ayıramaz olduk. Bu demek değil ki gelişim ve değişim kötüdür. Asla! Ancak neyi, nasıl ve ne ölçüde kullandığımız mühim. Sınırlarımızı belirlemek zaman zaman zor olsa da, telaşla atan kalbimize de kulak verelim. Şimdi aşkları, oyunları ve duyguları yeniden anımsama zamanı…
Çeşitli dergilerde yayımlanan söyleşileriyle tanıdığımız Osman Palabıyık bu kez edebiyat, sinema, müzik gibi hayatın farklı alanlarından sevilen isimlerle geçmişin aynasında buluştu. O sordu, Selçuk Aydemir, Şevval Sam, Damla Sönmez, Şevket Çoruh, Aslı İnandık, Selçuk Erdem, Ezo Sunal, Niyazi Koyuncu, Zeki Kayahan Coşkun, Barış İnce, Mehmet Gürs, Dilan Bozyel, Ümit Kavak ve Melek Mosso yanıtladı. Bu nostaljik karşılaşmanın izdüşümlerinin bir araya getirildiği Üç Kelimelik Dünya, okurunu aşklar, oyunlar ve duyguların büyülü dünyasına konuk ediyor.

CESUR ÇOCUKLARA KORKU HİKAYELERİ: BÜYÜLÜ ORMAN – VINCENT VILLEMINOT

Haaaayıııır !!!

Gece oldu. İşte dolunay da çıktı… Dönüşsüz Orman’a girmeye cesaretiniz var mı?

Dönüşsüz Orman’da bir kurtadamla karşılaşsaydınız ne yapardınız?

Ya garip, korkunç canavarları avlayan cadılarla karşılaşsaydınız?

Dikkat edin!

Kötülüklerle dolu ormanların hikâyelerini okurken ödünüz patlayacak, içiniz titreyecek, tüyleriniz diken diken olacak!

Ama gerçek kahramanlar, korkularını yenmeyi başaranlar değil midir?