Okuyacak çok kitap var seçmek zor diyorsanız yeni çıkan kitaplar arasından yaptığımız derlemeye bir göz atabilirsiniz.

RÜZGARIN ŞARKISINI DİNLE – HARUKİ MURAKAMİ

Haruki Murakami'nin Yazdığı İlk Roman Türkçede

Haruki Murakami’nin yirmili yaşlarının sonunda yazdığı, çevrilmesine yıllar sonra izin verdiği ilk romanı Rüzgârın Şarkısını Dinle, Ali Volkan Erdemir’in çevirisiyle Doğan Kitap etiketiyle yayımlandı.

Kesinlikle güzel biri değildi. Ancak “güzel biri değildi” demekle ona haksızlık etmiş olurum. “O, kendine yakışır güzelliğe sahip biri değildi” demek daha doğru bir ifade olur. Tek bir fotoğrafı var bende. Fotoğrafın arkasında tarih ve not da var; 1963 Ağustos. Başkan Kennedy’nin başından vurulduğu yıl. Yazlık bir yerlerde gibi, sahildeki dalgakırana oturmuş, biraz keyifsiz bir şekilde gülümsüyor.

Saçı Jean Seberg modelinde kısacık kesilmiş, kırmızı çizgili kumaştan, uzun kollu bir elbise giymiş. Hem biraz tuhaf, hem de güzel görünüyor. İnsanın yüreğine dokunan bir güzellik bu. Kız arkadaşımın neden öldüğünü kimse bilmiyor. Kendisinin bilip bilmediğinden de şüpheliyim nedense.

NATAN FARKLI ŞEKİLDE ÖĞRENİYOR – DANIELLE NOREAU

Öğrenme Bozukluğu Üzerine Bir Hikâye

Danielle Noreau’nun yazdığı Sabrina Gendron’un resimlediği dislektik bir çocuğun hikâyesini anlatan Natan Farklı Bir Şekilde Öğreniyor, Yapı Kredi Yayınları etiketiyle yayımlandı.

3-8 yaş aralığındaki okura hitap eden kitap Yalçın Varnalı’nın çevirisiyle dilimize kazandırıldı. Natan Farklı Bir Şekilde Öğreniyor, “Gerçek hayattan hikâyeler”dizisinde yer alıyor. Bu dizi, farklı duygu ve durumlara odaklanıyor. Çocuklara, yaşadıkları sorunlar karşısında yeni pencereler açabilecek resimli hikâyelere yer verilmesinin yanı sıra ebeveynlere ve eğitimcilere yönelik bilgilendirici bir bölüm de bulunuyor bu kitaplarda.

​“Natan dislektik bir çocuk! Buna rağmen çok beğendiği bir gençlik kitapları dizisi var. Evet, okumayı çok sevdiği doğru! Gelgelelim bu her zaman böyle değildi ve önceleri okurken çok zorlanıyordu. Genç çocuk aşmak zorunda kaldığı engelleri ve şu anda bulunduğu noktaya gelmek için harcadığı çabaları düşündüğünde kendisiyle gurur duyuyor.

Öğretmeninin, okul müdürünün, konuşma terapistinin ve anne babasının yardımlarıyla kitapların büyülü dünyasının keyfini çıkarabiliyor.”

MEKAN VE MİLLET – P. Nikiforos Diamandouros, Thalia Dragonas, Çağlar Keyder

Mekân ve Millet, Türkiye ile Yunanistan’ın birlikte örülmüş tarihleri üzerine disiplinlerarası bir diyalog kurma girişimi. Yunan ve Türk akademisyenler, coğrafyayı ve milliyetçiliği, dini ve seküler, etnik ve anayasal ilkelerin sürekli gerilim halinde olduğu Yunanistan ve Türkiye bağlamında ele alıyor.

Kitabın ilk kısmı, mekânla ilişkili ulus ve modernlik öncesi anlamlandırmalar ile modernleşmecilerle ulus-devlet kurucularının projeleri arasındaki çelişkilerin araştırıldığı makalelerden oluşuyor. Kıbrıs’la ilgili makalelerden oluşan ikinci kısımda, kitap boyunca aydınlatılmaya çalışılan bazı sorunların adada yarım yüzyılı aşkın bir süredir yaşanmakta olduğu ortaya konuyor. Daha geniş bir coğrafyanın ele alındığı üçüncü kısımdaysa yazarlar, Trakya, İzmir, Antakya ve İstanbul’a ilişkin anlatıları ele alıyor ve bu bölge ve şehirlerin sakinlerinin mekâna ve toplumsal ilişkilerin somutluğuna kök salmış hayatlarını tasvir ediyor.

“Sosyal bilimciler ve tarihçiler için, bölgesel birer ulus-devlet olarak Yunanistan ve Türkiye’nin so­runlu ve birbirinden ayrı düşünülemeyecek tarihle­rinden daha bereketli bir araştırma sahası bulmak güçtür… Makalelerin tazeliği ve derinliği, kitabı bu sahaya katkısı ve etkisi açısından dikkate değer hale getiriyor.”

Edhem Eldem

KÜÇÜK KOŞUCULAR – DAVID ALMOND

Hayallerine Koşan Çocuklar

Çağdaş İngiliz edebiyatının 2010 Hans Christian Andersen ödüllü yazarı David Almond’un çocuklar için kaleme aldığı Küçük Koşucular adlı eseri, Mine Kazmaoğlu’nun çevirisiyle, Günışığı Kitaplığı etiketiyle dilimizde yayımlandı.

Salvatore Rubbino’nun resimlediği kitap, okuma serüveninin başındaki çocuklar için unutulmayacak bir öykü deneyimi sunuyor. Hayat koşusuna yeni çıkmış bir çocukla, koşunun sonuna yaklaşmış bir ihtiyarı aynı mahallede buluşturan yazar, başarının ipi göğüslemekten çok, mutlu anılar biriktirmekten geçtiğini hatırlatıyor. Kuşak farkını ortak hayallerle ortadan kaldıran öykü, çocuklara cesaret aşılıyor.

“Liam, yakın arkadaşıyla birlikte, geleneksel Büyük Kuzey Gençler Koşusu’na hazırlanmaktadır. Rıhtım boyunca nasıl fırtına gibi koşacağını düşünüp, bitiş çizgisini nasıl göğüsleyeceğini hayal etmektedir. O gün, antrenman yapmak yerine, annesinin zoruyla yaşlı komşularını ziyarete gider. Komşuda gördüğü eski fotoğraflar ve dinledikleri, Liam’ın koşusuna yepyeni bir anlam kazandıracaktır…”

ÖLÜM FISILDAR GECEYE – VERDA PARS

Verda Pars’ın yeni romanı “Ölüm Fısıldar Geceye”, Yitik Ülke Yayınları’nca yayımlandı. Polisiye roman okurlarının yakından takip ettiği yazar Verda Pars, uzun bir aradan sonra “Ölüm Fısıldar Geceye” ile okurlarını selamlıyor. Kitabın konusu kısaca şöyle: Birbirleriyle alakasız hayatlara sahip insanlar art arda vahşice öldürülmekteydi. Cinayetlerin işleniş biçimleri arasındaki benzerlikler, onlara katilin bıraktığı işaretleri takip etmekten başka şans bırakmıyordu. İpuçlarının açtığı yoldan ilerlemek onları bir sonraki kurbana mı, yoksa katilin kendisine mi götürecekti? Ölü bedenlerin arasından açılan yollar, İstanbul’un arka sokaklarında dönen uyuşturucu ticaretinden, yakılan yıkılan doğu köylerine, dağılan ailelere ve kıskanç sevgililerin yok edici takıntılarına kadar uzanıyordu.

Kendini birdenbire bu devasa kan gölünün ortasında bulan Misli’ninse hayatta kalabilmek için yapacağı tek bir şey vardı. Kendi hijyenik orta sınıf hayatının düğümlerini çözmeye çalışmaktan vazgeçip katilin peşine düşmek…

Sürükleyici bir polisiye roman okumak isteyen herkesin soluksuz okuyacağı yeni bir okuma önerisi “Ölüm Fısıldar Geceye”. Mutlaka keşfedin.

SINAV – JULIO CORTAZAR 

Julio Cortázar’ın Sınav adlı romanı Can Yayınları etiketiyle yayımlandı.
Sis anbean yoğunlaşıyor, sonra sanki kalkacakmışçasına ansızın yükseliyor, sokak ve geçen arabalar görülebiliyordu. Clara sokakta, sisin içinde yol alıyordu. Çevresindeki sözcükler gitgide daha uzaklaşıyor ve tizleşiyordu, tıpkı telefondaki sesler gibi. Korku duymadan, neredeyse hiçbir beklentisi olmadan bitirme sınavı aklına düştü.

Bitirme sınavlarına hazırlanmak yerine hava kararırken Buenos Aires’in puslu caddelerinde, sürprizlerle dolu meydanlarında, cazın ve taze fikirlerin beraber çınladığı bar ve kafelerinde gezinen Juan, Clara ve dostlarının macerasıdır Sınav.

Cortázar 1950 yılında Sınav’ı yazdıktan kısa bir süre sonra Buenos Aires’ten hayatının geri kalanını geçireceği Paris’e taşındı. Romanın okurla ilk buluşması ancak yazarın ölümünden sonra, 1986’da gerçekleşti. Sınav, Cortázar’ın Seksek’ten diğer birçok öyküsüne nice fikrinin tohumlarını attığı deneysel bir anlatı olmasının yanında dönemin Arjantin toplumuna dair eleştirel bir bakış da sunuyor.