Okuyacak çok kitap var seçmek zor diyorsanız yeni çıkan kitaplar arasından yaptığımız derlemeye göz atabilirsiniz

SARAYBOSNA HAVASI: BİR GÜNDELİK HAYAT ETNOGRAFİSİ – HALİDE VELİOĞLU

Savaş sonrası sağ kalmak nasıl bir şey? Bazen zor, bazen katlanılmaz, bazen neşe dolu. Ama hep bir şeylerle ilintili. Yitmiş ama yok olmamış şeyler, sahibini yitirmiş şeyler, el değiştirmiş, göç ederken geride bırakılmış, başka şeylerin yerini doldurmak için alınmış, sahipleri belirsiz, kullanılmış, aranan ama artık hiçbir yerde bulunamayan, bozuk, kırık dökük şeyler… Halide Velioğlu, Bosnalı akrabaları arasında geçirdiği iki yılı anlatırken, gündelik hayatın harcıâlem hallerinden söz eder gibi, derindeki anlamın peşine düşüyor: Kâh oturma odalarına sızarak eşyalarla kişilerin ruh halleri arasındaki paralellikleri bulup çıkarıyor, kâh en basit gündelik alışkanlıkların nasıl savaş yaralarını sarma aracına dönüştüğünü araştırıyor. Olabildiğince hassas bir duygusal zeminde hatırlamanın, yas tutmanın, ümit etmenin, evden eve, kişiden kişiye değişen hallerini sorguluyor. Saraybosna Havası Bosna Savaşı’nın ezici deneyimini, ülkenin Osmanlı geçmişiyle hesaplaşmayı, gölge gibi köşe başlarına sinmiş bekleyen, Balkan topraklarına has milliyetçilikleri, yeni İslamî etkilerle tedirginlik dolu alış- verişleri, eski Yugoslav kimliğiyle kâh bütünleşen kâh ayrışan aksanlı ve kırılgan varoluşları şefkatle ele alan, son derece özgün ve kuvvetli bir anlatı.

DUNE GRAFİK ROMAN: 1. KISIM – BRIAN HERBERT

Frank Herbert’ın bilimkurgu romanı Dune’un kusursuz grafik roman uyarlaması: DUNE Grafik Roman, 1. Kısım

Feodal bir uzak gelecekte geçen Dune, genç Paul Atreides’in hikâyesini anlatır. Atreides Hanedanı, evrendeki en değerli madde olan melanj “baharatının” tek kaynağı olarak bilinen Arrakis gezegeninin kontrolünü kabul etmiştir. İmparatorluğun güçleri Arrakis’in kontrolü için birbirlerinin kuyusunu kazarken, politika, din, ekoloji, teknoloji ve insani duyguların çok katmanlı, karmaşık etkileşiminden benzersiz bir hikâye doğacaktır.

Brian Herbert ve Kevin J. Anderson’ın orijinal esere birebir sadık kalan üç ciltlik adaptasyonunun ilkini Raúl Allén ve Patricia Martín şahane çizimleriyle görsele aktarıyor.

“Raúl Allén ve Patricia Martín, orijinal hikâyeyi en ince ayrıntısına kadar ilgi çekici biçimde görsel dile aktarmışlar.” – Eric Heisserer, Denis Villeneuve’ün Geliş filminin Oscar adayı senaristi

İŞİTİYOR MUSUN MEMET? – SİBEL ORAL

Mehmet!
Babasının şiirinde Memet.
Çocukluk mektuplarında Mehmet Andaç.
Bir ara Mehmet Andaç Borzecki.
Sonra Mehmet Ran, arada bir yerde Mehmet Hikmet.
Ölüm haberinde Nâzım Hikmet’in oğlu.
Sıradan bir Mehmet olamayan, buna izin verilmeyen bir Mehmet.
Kalbinin marazı da gözlerinin mavisi de babasından bir Mehmet.
Kiminin haini, kiminin kahramanı, dünyaca ünlü şair babasının cesedi başında üzerine kapanıp ağlamasın diye büyükleri tarafından omuzlarından tutulan Mehmet.
Ama en sonunda dünyaca ünlü şair babasının ölü yanağına kondurduğu öpücükten sonra hıçkırıklarla ağlayan bir Mehmet…
Bu acıyı kimsenin yazmadığı, düşünmediği Mehmet!
Resimlerine imza atmayan Mehmet.
Şiirlerini yakan Mehmet.
Mehmet, çok Mehmet.
“İşitiyor musun Memet!”

Sibel Oral’dan, roman tadında eşsiz bir biyografi. Ülkesine ve babası Nâzım Hikmet’e hasretle büyüyen bir çocuğun, ilk kez yayınlanan mektuplarla, kartpostallarla ve tanıklıklarla birlikte, 1950’lerden günümüze, Türkiye’nin entelektüel panoramasını incelikle çizen, kırık hikâyesi.

SUDA KAYBOLMAK – VLADİMİR TUMANOV

Çözülecek bilmecelerimiz, kurtarılacak bir dünyamız var!

Matematiği ve coğrafyayı sevdiren fantastik romanlarıyla ünlü Vladimir Tumanov, yeni kitabında günümüz dünyasının en önemli ve acil sorunu olan iklim krizine dikkati çekiyor. Yüz binlerce hayranı olan Haritada Kaybolmak romanıyla başlayan “Gizemli Haritalar” dizisinin, yine ilk kez Türkçe yayımlanan ikinci kitabında macera devam ediyor. Alt Kardeşler bu kez büyük bir sel felaketinde sürükleniyor, bilmeceler ve ipuçlarıyla ilerleyen soluksuz bir yolculuğa çıkıyor. Buzulların erimesi, okyanusların yükselmesi ve küresel ısınma gibi, dünyanın geleceğini belirleyecek sorunlar üzerine düşündüren romanda, bilginin, araştırma yapmanın, dayanışmanın değeri de vurgulanıyor.

Alt Kardeşler Chris ve Francis, her gün hızla yaşlandıkları inanılmaz yaz macerasından sonra kendilerini, büyük bir fırtınanın ortasında bulurlar. Anne babalarını kurtarmak için şehir merkezine gitseler de, her yeri çoktan sular basmıştır. Çocuklar, terk edilmiş ofis binasında mahsur kalır. Üstelik, gizemli bilmecelerin bulunduğu yeni bir ruloyla! Neyse ki, teknelerden anlayan Mariana da onlara katılır. Yat, fıçı, gondol gibi çeşitli araçlarla selde sürüklenen üçlü, tüm dünyayı yutan suların çekilmesi için bilmeceleri çözme telaşına düşer…

FİKİR VE SANAT ALEMİMİZE BU HÜRRİYET KAFİ DEĞİLDİR – VALA NUREDDİN

Vâlâ Nureddin ‘Vâ-Nû’, günümüzde sadece Nâzım Hikmet’in yakın dostu ve biyograficisi olarak hatırlanıyor. Oysa çok uzun yıllar “Türkiye’nin bir numaralı fıkracısı” kabul edilmiş, hem inanılmaz genişlikteki ilgi alanıyla hem de kıvrak Türkçesiyle özellikle kendinden genç birkaç kuşak aydının büyük bir zevkle takip ettiği iyi bir yazardı. Fıkracılık mesaisini, 1920’lerin ikinci yarısından 1960’ların ortalarına kadar kesintisiz olarak, belli bir dünya görüşü etrafında sürdürmüş istisnai bir kalem adamıydı. Hep şu kaygıyı gözetmişti: Yeni kurulan Cumhuriyet’in yurttaşlarını modern, seküler bir kamusal ahlak ve bu ahlakı kurumsallaştıracak bir örgütlülük geliştirmeye teşvik etmek; toplumsal kültürümüzün bu ahlakın geliştirilmesine engel olan yanlarını tatlı bir dille ama kıyasıya eleştirmek.

Çok farklı türlerde “iki kamyon” dolusu metin üreten Vâ-Nû en çok fıkra yazarlığını önemsiyordu; çünkü ileriki yılların araştırmacılarının onun tanıklık ettiği olağanüstü dönemi anlamak istediklerinde mutlaka fıkra yazarlarına başvuracağını düşünüyordu. Biz de onu günümüz okurlarına tanıtmak için on binlerce yazısı arasından üç yüz kadar fıkrasını iki cilt halinde sunuyoruz. Fikir ve Sanat Âlemimize Bu Hürriyet Kâfi Değildir cildi edebiyat, dil, din ve ahlak, fikir ve sanatla ilgili yazılarından, Asri Rüyalar, Fetiş Rejimler cildi ise gündelik hayatı ve toplumsal kültürümüzü eleştiren yazılarıyla çalışma hayatı ve siyasetle ilgili yazılarından bir seçki niteliğinde.

Haldun Taner, Vâ-Nû’yu şöyle anlatır: “Onun sütunu bize hocalarımızın açamadığı ne pencereler açtı. Köklü bir İstanbul terbiye ve görgüsünden gelen çelebiliği, Galatasaraylılığın verdiği ince bir esprisi, çok sevdiği Viyana’nın hayat üslubundan edindiği zarif bir Avrupalı gustosu ve nihayet Moskova günlerinin anısı bir diyalektikten örülme, kendine özgü, çok ilginç bir kültürü vardı.”

Bu yazılar, eminiz, günümüz okurları için de yeni pencereler açacak!

KAYIP DEFTER – GÜLSEVİN KIRAL

Suçlanmak kadar suçlamak da kurutur bahçeleri!

Gizemli ve mizah dolu kurgularıyla sevilen Gülsevin Kıral, yine polisiye tadında bir okul hikâyesi anlatıyor. Bir sınıf dolusu öğrencinin, aralarındaki “suçlu”yu arama serüveni, önyargı, dışlama, kuşku, güven gibi duygularla yüzleşme deneyimine evriliyor. Öğretmen ve öğrencilerinin, not sisteminin yarattığı panik bulutlarını elbirliğiyle dağıtması, mahalledeki bahçede yeşeren anılar, umut dolu bir dünya betimliyor. Polisiye tadındaki sürükleyici hikâye, doğanın sesini duyulur kılan duru ve umut dolu bir anlatımla her yaştan okurun kalbine dokunuyor.

Konusu

6A sınıfı, matematik öğretmeni Titiz Filiz’in not defterinin kaybolmasıyla karışır. Defter bulunamazsa, hepsinin notu kırılacaktır. Bu sonucu hak etmediğini düşünen çocuklar defterin peşine düşerler. Kaygı dolu arayış, içlerindeki iyiyi kötüyü ortaya çıkardığı gibi, arkadaşlıklarını da gözden geçirmelerine neden olur. Bu arada, mahalledeki fırın bir grup arkadaşı güven veren kokusuyla sarmalarken, eski evin yerindeki ot bürümüş bahçe de Titiz Filiz’in sakladığı unutulmaz anıları fısıldamaya başlar…