Boğaç Gökmen

Günün albüm önerisinde bu kez grunge sahnesinin mühim kişiliklerinden Mark Lanegan’ın loş, gizemli ve etkileyici dünyasına bekleniyorsunuz.

ABD.li şarkıcı, söz ve şarkı yazarı Mark Lanegan’ı en çok 1984’ten 2000 yılındaki ayrılığına dek yedi stüdyo albümü ve beş EP.ye imza attığı grunge topluluğu Screaming Trees’in komuta masası başından tanıyoruz.

Grup kariyeri sırasında solo projelerine de kafa yoran Lanegan, ilk solo albümü “The Winding Sheet” ile 1990 yılında çıkış yapıyor. Layne Staley ve Mike McCready ile birlikte Mad Season mesaisinin yanı sıra ilerleyen yıllarda Greg Dulli ile The Gutter Twins’i kurması ve Isobel Campbell ile üç iş birliği albüm yayımlaması Lanegan’ın üretken ve çalışkan yönünün ispatı.

Ancak tabii ki bu kadarla da sınırlı değil.  Lanegan’ın beş albümünde yer aldığı Queens of the Stone Age bağlantısı da kariyerinin en renkli taşlarından biri olsa gerek.

Günün albüm önerisinde bahsetmek istediğim ise Lanegan’ın tozu, dumanı tütmekte olan yeni albümü “Straight Songs Of Sorrow”.

Anılarını kaleme aldığı “Sing Backwards and Weep” isimli kitabı henüz geçen Nisan sonu raflara çıkan Lanegan’ın kitabın hemen ardından kulaklarımıza ulaşan albümü “Straight Songs Of Sorrow” neresinden bakarsanız bu yoğun anıların da arka fonu olacak şarkılara ev sahipliği yapıyor. (Ah! Birileri çıksa da şu kitabı çeviriverse temennisi şarkıları dinlerken dönüp duruyor zihnimde)

Albümde, Lanegan’ın uzun kariyerinde uğradığı duraklarda gezinmekle birlikte her albümde bir öncekinden bağımsız birçok renk barındırması durumunu da bir kez daha deneyimliyoruz.

Blues köklerine bağlılık, akustik tadı damakta kalan bir atmosfer, yerine göre hüzün ancak içten içe de serseri, maceraperest bir yönü var şarkıların. Hikâye anlatıcılığı hünerleriyle Nick Cave, Tom Waits tonlarına bürünen, otoban kenarında toza bulanmış kasabaların davetkâr çekiciliği de.

Anılarının tam da orta şeridinden usul usul akan şarkılar belki de eski dostlarına, Seattle sahnesinin avuçlardan akıp giden ruhlarına selam duruyor.

Lanegan’ın, iç hesaplaşmalara açık, film şeridi misali akıp geçen görüntüler eşliğinde birçok farklı duyguya temas eden albümü, son dönemin tesir düzeyi yüksek dinleme deneyimlerinden biri.