Boğaç Gökmen

Müzik sahnesinde on parmağında on marifet kadın müzisyenlerle karşılaşır, tutkuları ve derinlerimize işleyen üretimleriyle kendilerini bambaşka yerlere konumlandırırız.

ABD, Louisville çıkışlı şarkıcı, söz ve şarkı yazarı Emma Ruth Rundle’da çok rahatlıkla o listede yer alacak özel isimlerden.

Bu kez size günün albüm önerisinde bahsetmek istediğim ise Rundle’nin 2018 tarihli solo albümü “On Dark Horses”.

Post-rock topluluğu Red Sparowes’un gitarcısı olarak dağarcığımıza yerleşen ve yağlı boya tablo çalışmalarıyla görsel sanatlar dahil daha birçok alanda marifetlerine tanık olduğumuz hanımefendi solo kariyerine 2011 tarihli “Electric Guitar I” ile adım atıp “Some Heavy Ocean” isimli ikinci albümünü 2014’de dinleyiciyle buluşturmuştu.

The Nocturnes ve Marriages gruplarıyla teşrikimesaisinin yanı sıra Deafheaven, Earth ve Wovenhand gibi gruplarla da dirsek temasında bulunan Rundle, 2016 tarihli nefis albümü “Marked for Death” ile de iyiden iyiye kadrajımıza girmişti.

Rundle, bugünkü konu başlığımızı oluşturan albümü “On Dark Horses”da, Wovenhand’den Dylan Nadon ve indie-rock topluluğu Jaye Jayle’den Evan Patterson ve Todd Cook ile iş birliği yaparak 8 şarkı kaydediyor.

Bireysel işçiliğin ürünü bir önceki albümü “Marked for Death”e nazaran, daha iş birlikçi bir anlayış ve ruh birlikteliğiyle memleketi Louisville’de kaydedilen “On Dark Horses”, Rundle’nin usulcacık sarıp sarmalayan gizemli ses tonu ve çoğu zaman koyu renklerin hakimiyetindeki gotik atmosferi eşliğindeki ana hatlarını, akılda kalıcı melodik yapısıyla çiziyor.

İlham kaynağı olarak bahsettiği Kate Bush ve David Lynch etkilerini hücrelerinde hissettiren “On Dark Horses”, Rundle’nin iç dünyasındaki loş, kuytu köşelerden yansıyan ancak ışığı ve umudu da ıskalamayan öykülere ortak ediyor dinleyiciyi.