Boğaç Gökmen

Günün albüm önerisinde bu kez, içinde bulunduğumuz sürecin karmaşasından kafamızı kaldırıp alıp başımızı Güneybatı Fransa’da herkesten uzakta bir kayıt sürecine dahil oluyoruz.

Bugün Ben Howard’ın üçüncü uzun metrajlı mahsülü “Noonday Dream”e kulak verip biraz nefeslenelim istedim. Üstelik albümün yayın tarihi de iki yıl önce bugünü işaret ederken.

Howard 23 yaşında ilk albümü “Every Kingdom”ı yayımladığında İngiliz müzik ortamlarının odağına oturuyor, ‘en iyi çıkış yapan’ başlıklı ödüllerin gediklisi oluyordu. Tabii ki bu, ondaki yeteneğin dışa yansımasıydı.

Mikrofon başında çekingen tınlayan sesinin yanı sıra akustik ve atmosferik beste yapılarıyla derin, ferah bir soluğu andıran şarkılarıyla anılır oldu kısa zamanda. Ardından 2014’de “I Forget Where We Were” geldi, İngiliz alternatif folk kulvarının oturaklı seslerinden biriydi artık.

Bu kez arayı bir miktar daha uzun tutuyor Howard. Bir yanıyla da sektörün ve yaşamın koşturmacasına direnircesine, tüketim alışkanlıklarının acımasızlığına karşı kendini, dolayısıyla da üretim ve çalışma sürecini muhafaza etme anlayışı oluyor bu, kim bilir?

Yeni albüm çalışmaları için olabildiğince tenha bir köşe seçip Güneybatı Fransa’da Sawmills Studio’larında alıyor soluğu.

Kimi müzisyenlerin kendi içsel yolculuklarına dinleyiciyi de dahil etmek gibi doğal kabiliyetleri vardır, Ben Howard adını da bu kategoriye yerleştirmek mümkün. 1 Haziran 2018’de dinleyiciyle buluşan “Noonday Dream”in atmosferine dalıp gittiğimizde bunu tüm gerçekliğiyle hissediyoruz.

Howard, albümün çok katmanlı yapısıyla, kelimelerin ilk anlamlarındansa hissettirdiklerini yeğliyor, soyutun ve hayal gücünün gece görüşüne güvenerek yol alıyor. Elleriyle hissetmeye çalışıyor melodileri ve kulakları bir yarasanın sinyallerine kurulu.

Yolculuk için yanınıza alacaklarınız tabii ki sizi ilgilendirir ancak sıra dışı, zaman zaman kafa karıştırıcı fakat sonucunda yolcusuna birçok şey katacak bir yolculuk Howard’ın davet ettiği.

O zaman valizinizi hazırlayın çünkü yolculuk vakti.