Boğaç Gökmen

Her ne kadar küresel salgının gölgesinde, kişisel izolasyon sürecinin hareket alanımızı kısıtladığı günlerden geçsek de müzik, varlığıyla bize güvenli hava sahaları oluşturmayı sürdürüyor. Bu mevcut koşullar altında kulaklarımıza ulaşan albümler de kişisel günlüklerin fon müziği olarak kayda geçiyor.

Son dönem kayda geçip kulaklarımıza ulaşan albümlerden biri de Sersem grubunun yeni albümü “Kırmızı Adam”.

Müzik geçmişi ve zevklerini aynı potada eritip ortak bir ruh yaratmak üzere enstrümanlarını kuşanan dört müzik tutkunundan meydana geliyor Sersem grubu.

İnsanı insan yapan değerlere bu doğrultuda da müziğe kafa yoran, kendini arayan, bunu yaparken de ilk günkü coşku ve heveslerini yakıt olarak kullanarak gönül nağmelerinin izinden adımlıyorlar.

Sekiz Türkçe bestenin yer aldığı “Kırmızı Adam” albümü, grubun bireyselden bütüne taşıdığı tüm renk ve katmanları yansıtan, dinleyiciyi sarıp sarmalayan akılda kalıcı riff’ler ve üzerine düşünmeye yönelten, derin sözel içeriğiyle içten, sımsıcak bir dinleme süreci vadediyor.

Mikrofon başında Serdar Erdoğan, bas gitarda Batur Yurtsever, gitarlarda Lütfü Güran ve Ilgaz Kuruyazıcı, daha ilk temasta tanıdık, bildik suların duygu aktarımı ve birbirini tamamlayan kavramların itici gücünün ürünü çekim alanı ile karşılıyorlar dinleyiciyi.

Rock temelleri üzerine kurulu olsa da farklı türlere de alt başlıklar açan, genel itibariyle de 90’lar memleket rock sahnesinin desenleriyle parlayan, düşlerinin peşinden koşmaktan imtina etmeyen, tutkulu tansiyonunu yansıtan bir albüm “Kırmızı Adam”.

SCP (Sabih Cangil Productions) tarafından yayımlanan albümde kayıt masasının başında Sabih Cangil’i görüyoruz, miks ve mastering işlemleri ise Tanju Eren tarafından yapılmış.

Söz, müzik ve düzenlemelerin gruba ait olduğu, kendi ifadeleriyle de iç seslerinin hamuruyla yoğrulan sekiz şarkının bazılarında eski müzik dostlarından da izler var ki bu da işin üretim aşamasındaki samimi kıvamın dinleyiciye ulaşmasındaki önemli bir etken.