Kim bilir belki de endişe sahibi olduğundan itibaren yazılmaya başlandı insanlık tarihi. Kişisel tedirginlikler, belirsiz gelecek, beslenmek, barınmak, güvenlik derken endişeye bağımlı bir insanlık.

Sahip olduğumuz bütün bu kaygıların yakamızdan düşmeye niyeti de yoktu öyle ki nafile üzerine düşünüp, düşündükçe de kafa patlatmaya devam ettik. Bir tarafıyla da şiirler, şarkılar, aslında koskoca bir sanat külliyatı peşinden sürüklendiği bu tasalar çerçevesinde üretimde bulundu. Bir bakıma her şey bunun üzerine kurulmamış mıydı?

Binlerce eser yazıldı, çizildi ve söylendi. Günümüze kadar yansıması elbette kaçınılmazdı.

Josh Tillman “Pure Comedy” ile tüm bunları gerçek saptamalara oradan da içimizde çözmemiz gerekebilecek bir takım detaylara getiriyor.

“Fleet Foxes” topraklarında yeşerip topluluğun davul gücünü ve geri vokallerini üstlendikten sonra müzik çalışmalarına solo kariyeriyle devam eden Josh Tillman, bu bireysel yolculukta Father John Misty sahne adıyla ilerliyor.

Bu doğrultuda 2012’de “Fear Fun” ve 2015 yılında da  “I Love You, Honeybear” albümleriyle kişisel tarihini adeta baştan yazarak sevilesi ve takdir edilesi bir  karakter olarak karşımıza dikiliyor. “This Is Sally Hatchet”, “Nancy from Now On”, “Hollywood Forever Cemetery Sings”, “Funtimes in Babylon”, “When You’re Smiling and Astride Me”, “Bored in the USA”, “I Love You, Honeybear” gibi henüz ilk iki albümüyle akılda kalıcı birçok şarkıya imza atmayı başarıyor.

Yeni albüm “Pure Comedy” bir tarafıyla baktığımızda bir tragedya. Dante’nin cennet ve cehennem tasvirleri yerine Peder John Misty yaşadığımız toplumsal meseleler ve insan doğasının sebep olduğu trajediler üzerinden tüm bu endişelerin de ışığında bir anlatım gerçekleştiriyor.

Müzikal atmosfer yetmişli yılların tınılarını referans alıyor. Özellikle şarkıların yapı taşları arasında yine o dönemin Elton John etkisinden bahsetmek doğru olacak. Bir de akustik ağırlıklı çoğu çalışmanın selam çaktığı gibi Neil Young ve Bob Dylan’ın parmak izlerine rastlamak mümkün.

“Pure Comedy”nin kendi içinde bir felsefesi var ve işin içine dâhil oldukça onun bir parçası olmak olası. Birçok soru ve cevaplardan meydana gelen hatta irdelemeyi öneren bir felsefi yaklaşım bu. Yaşamın bir yolculuk olduğundan ve her adımında sorgulamaktan geri kalmamak gerektiğiyle ilgili.

13 şarkı ve 75 dakikalık süresiyle, günümüzde oluşan tüketim reflekselerine ve giderek materyalleşen insan evladına “işte bu duruma geldik” dercesine açık sözlü. Duygusuzlaşma ve her alanda yaşanan bireysel erozyonları göz önüne koyarak “muhakkak yanlış anlaşılan çok şey var ki insanlık eline geçen hayat şansını bu şekilde kullanıyor” şaşkınlığını da belli ederek.

Father John Misty son dönemin en iyi söz yazarlarından biri ve bu alametifarikası Pure Comedy”nin her zerresine ustalıkla yerleştirilmiş. Böyle bir olguyla karşı karşıyayken parçaları birbirinden ayırmak hiç de kolay bir iş değil.

Açılışı yapan ve şahane sıfatını hak eden “Pure Comedy”, “Ballad of the Dying Man”, destansı anlatımıyla oldukça uzun soluklu “Leaving LA”, dinledikçe sıkı sıkıya bağlanılan “ A Bigger Paper Bag”, “When the God of Love Returns There’ll Be Hell to Pay”, son perdeye doğru geldikçe “So I’m Growing Old on Magic Mountain” ve “In Twenty Years or So” bu tragedyanın pasajlarını birbirlerine kavuşturuyor âdeta.

Lirik ve müzikal başarının getirdiği noktalardan biri de hayli sinematografik bir dil yakalanmasıyla birlikte tema olarak bir bütünlük de söz konusu. Böyle bir anlatım ve canlandırma kabiliyeti Pure Comedy’nin bir tiyatro eserine dönüştürülme olasılığını  da düşündürüyor.

Bu saf bir komedi olmalı derken, insanlık ve geldiği noktayla alakalı birçok saptama, zaman zaman gülüp geçilen fakat daha çok şaşırtıcı ve son tahlilde de dönüp kendimize bakmamızı sağlayan.