Elfene Dünya Yayıncılık, Nisan ayını 3 yeni kitapla karşıladı.

Muhteşem Gatsby

F. Scott Fitzgerald, Muhteşem Gatsby adlı romanında bize Birinci Dünya Savaşı sonrası Amerika’nın yeryüzünden ve gökyüzünden görüntülerini anlatıyor. Fakat bu öyle alışılagelmiş Amerikayı öven bir anlatı değil. Romanda karakterlerin yaşadığı Doğu Egg (East Egg) ve Batı Egg (West Egg)’de aileden kalma zenginliklere sahip olanlarla, başka yollardan zengin olanların yaşamları iğneli bir dille ve eleştirel bir gözlem gücüyle okuyucuya anlatılmaktadır.Bu iki semtte yaşayanlar çok yakın olmalarına karşın dünyanın öteki yüzlerinde yaşıyorlarmış kadar birbirine uzaktadırlar. Fakat her iki kesimin ortak olarak gördüğü rüya “Büyük Amerikan rüyası”dır. İşte Fitzgerald bu romanın baş kahramanı sonradan görme zengin Bay Gatsby’nin ironik serzenişleriyle gerçekte o büyük sömürü rüyasının içinin tamamen boş olduğunu vurgulamaktadır.Amerikan modern edebiyatının en önemli başyapıtlarından biri olarak kabul edilen Muhteşem Gatsby, “kayıp kuşak” diye adlandırılan yazarlar kuşağının ve kendi deyimiyle “Jazz Çağı”nınilk akla gelen ismi olan F.Scott Fitzgerald’ın da en tanınmış, hemen hemen tüm dünya dillerine çevrilmiş yapıtıdır. Filmi de çok ödüllü olan Muhteşem Gastsby’nin ilk basımı doksan beş yıl önce gerçekleşmişti. Bu yıl Amerika’da kamu malı olarak ilan edilen ve orijinal baskısından Başak Tanyeri’nin titizlikle çevirdiği bu muhteşem yapıtı siz okuyucularımızla buluşturmaktan Elfene Dünya Yayıncılık olarak çok mutluyuz.

Adımlar, Sayarım Merdivenleri

Küçük yaşlarda şiire sevdalanan Osman Adıgüzel, önce şairlere saygılı olmayı, sonrada sözcüklerin dilini okumayı öğrenmiş. Sevdasının ve öğrendiklerinin karışımıyla yazıp bize sunduğu yalın, duygularımıza işleyen şiirleriyle de bizi yaşamının tüm safhalarında gezindirmeyi bilmiş. Onun şiirlerini okurken bazen ironik bir gülümseme oturacak dudaklarınıza, bazen yüreğiniz burkulacak. Fakat şiirleri okuyup bitirince sizde bizim gibi şairi alkışlayacaksınız.Osman Adıgüzel şiir ve şairi anlatırken; “Aşk, sevgi ve iyi bakan göz varsa, şiir ve şair vardır.Şiir toplumu diri tutmanın en önemli aracıdır. Şiir’in toprağı, suyu, güneşi ve ruhu ilhamdır.İlham, kültür ve yaşanmışlıklarla bütünleştiğinde, ortaya çıkan şiir de ölümsüzleşir. Her şiirin bir yaşanmışlık kaynağı ve nedeni olmalıdır. İnsanı, doğayı, hayvanı seviyorsanız, canlı ve cansız her varlığın bir bütünün parçası olduğuna inancındaysanız, şiiri de, şiir yazanı da seversiniz. Şiiri sadece güzel söz dizelerini yan yana dizme olarak tanımlamak, şiir ruhunu eksik kılar,” diye düşünüyorum diyor…

Matos, Kişinin Yaşamından Seçilmiş Üç Mayıs Günü, İkinci Gün

Matos Ağaoğlu’nun yaşamı başlı başına bir paradokstur. Onun yaşamının gizlerine girdikçe yeni gizlerini keşfedeceksiniz. Daha önce Matos Kişi’nin yaşamındaki Üç Mayıs Günü’nün birinci gününü konu alan romanı okumuş ama Matos Ağaoğlu’nun yaşamındaki girdap içinde girdap yaratan, bizi düşüncelerimizle ve düşündüklerimizle çelişkiye düşüren o paradoksal yaşamının sırlarına erememiştik. Matos Kişinin Yaşamından Üç Mayıs Günü’nün ikinci gününü konu edinen bu ikinci roman da Matos Kişi’nin sırlarıyla dolu.Bilmenizi isteriz ki, Matos Kişi’nin sırlarına ermeden, dünyanın sırlarına hep yabancı kalacaksınız.Yazar Aynullah Akça romanın sonunda “Matos olayı da birkaç gün haber bültenlerinde ilk sırayı işgal ettikten sonra giderek gündemin alt sıralarına düştü. Ancak hiçbir zaman güncelliğini kaybetmedi.” Diyerekbu sırlı gizlerle dolu yaşam hakkında bir ipucu verse de kitabı okumadan o sırlara varmanın olanağı yok bizce. Çünkü yine yazarın dediğine göre, “…ta ki Büyük Tufan’dan sonra bütün merkezi hükümetlerin, kara kutusu durumundaki gizli servislerin arşivleri birer birer açılıncaya kadar.” Beklememiz gerek.“…Molla Emmi, İranlı din âlimleri gelecek Mehdi’nin adıyla sanıyla Matos Ağaoğlu olduğunu mu söylediler?”Molla kısa bir tereddütten sonra;“Hayır, onların tarifinden Mehdi’nin bizim Matos olabileceğini ben çıkardım. Senin de fikrini aldıktan sonra Tebriz’deki Baş Müctehide Matos’un adını bildireyim dedim.”