Geleneksel okul yapısı, uzun zamandır uygulamalı öğrenmeden ziyade, öğretmenin pratik deneyimlerine dayanan ders kitabından öğrenme şeklindedir. Kolaylık ve teknolojiye doğru toplumsal bir değişimle beraber, doğal dünya ile olan bağlantılarımızı kopardık.

Biz çocuklarımıza yaşadıkları dünya hakkında gerçekte ne öğretiyoruz?

Son zamanlarda birkaç program kendi ürünlerini yetiştirip hasadını yapmalarına imkân sağlayarak yemeklerinin nereden geldiklerini çocuklara öğretmeye odaklandı. Ama şimdi, yenilikçi bir tasarım sayesinde, sürdürülebilir tarım ve eğitimi bir arada yapabilen bir okulöncesi eğitim mümkün.

Romalı tasarımcılar aut – aut Nursery Fields Forever adlı proje ile, öğrenmeye üç benzersiz yaklaşımla bir kısmı çiftlik, bir kısmı okul bir tasarım önerdi: Doğadan, teknikten ve pratikten öğrenme. Fikir bu yıl AWR Uluslararası Fikir Yarışması birincilik ödülünü kazandı.

Inhabitat’a göre, dersliklerin yerine, açık alanlarında sebzelerin büyüdüğü ve hayvanların özgürce dolaştığı bir okul olabilirdi. Binalar hayvan kümesleri ve bahçelerle çevrili olacak ve çocuklar doğayla ilk elden iletişime geçecekler. Anaokulları aynı zamanda rüzgâr tribünleri ve solar enerji panelleriyle yenilenebilir enerjide bir örnek olacak.

Çocukların fiziksel, sosyal, duygusal ve bilişsel gelişimi hayvanlar ve bitkilerle iletişimi teşvik edebilir. Ayrıca çocuklar temasta bulunmaya ve bir misyon ya da görev paylaşırken diğerleriyle etkileşime girmeye daha yatkın.

Dünyamız değişiyor. Katı eğitim kuralları için artık çok fazla oda yok. Biz yeni jenerasyonu yetiştirmek için onların ileride karşılaşabileceği sorunlar sorunlar hakkında ve ayrıca bu sorunlarla etkili bir şekilde başa çıkabilmeleri için Nursery Fields Forever gibi programlardan istifade etmeliyiz.