Yaklaşan Burgazada Garage Fest öncesi sahne alacak gruplarla yaptığımız röportaj serisi sürüyor.

Bu bölümdeki konuğumuz, Merih Özkan ve Cem Çoban’ın omuzlarında yükselen İstanbullu garage rock ikilisi The Mobbers. “Run Baby Run” ve “Sin Will Find You Out” teklileri sonrası radarımıza giren ve birkaç etkinlikte canlı performanslarına tanıklık edip bir kenara not ettiğimiz ekiplerden The Mobbers, festivalin hemen öncesinde sorularımızı cevapladı.

Bize The Mobbers’nun tarihi hakkında bahseder misin ne zaman nasıl kuruldu?

Selamlar, kabaca 2017 ortasında kurulduk diyebiliriz, benim evde kayıt ettiğim birtakım demolar vardı bunları Cem’e dinlettim ve bir prova alıp Peyote’de içmeye gittik ve ilk biralar bitmeden The Mobbers kurulmuştu. Aynı yılın sonuna doğru ilk EP’mizi kayıt ettik ve beraber konserlere başladık.

Etkilendiğiniz gruplar neler?

Hem Cem hem de bende tabi ki çocukluk ve ergenlik döneminde 90lar sounduna vurulduk. Ancak tabi ikimizİ en çok besleyen sanatçılar bir üçlü çıkarsak oda şudur: The Rolling Stones, R.L Burnside, The White Stripes.

Bugüne kadar yayınladığınız EP’lerden albümlerden bahseder misiniz?

Şimdiye kadar tek bir EP yayınladık 4 şarkılık, bunların ikisini önceden single olarak çıkartıp geçen yaz da bir toplama olarak paylaştık. Tabi bunun tam pandeminin ortasına gelmesi biraz biçim için havada bıraktı her şeyi. EP için planladığımız performanslar da haliyle iptal olmak zorunda kaldı.

Kayıt süreçleri nasıl geçti?

Kayıtları Taksim, Bubinga Records’ta Cem Çatık’la beraber yaptık. Oldukça hızlı ve sorunsuz bir kayıt sürecimiz oldu diyebilirim. Yaklaşık bir öğleden sonra davul ve gitarları canlı çaldık daha sonra hafta içi vokal kayıtlarıyla kayıt tamamlandı ama tabi sonra bitmek bilmeyen bir mix süreci başladı ki sanırım şu anda bu yüzden mixleri falan kendimiz halledelim noktasına geldik yeni kayıtlar için.

Konserlerinizde sound ve performans oldukça yüksek iki kişilik bir grup olmanın sahnede canlı performanslarda yarattığı dezavantajı nasıl bir ekipman seçimiyle dengeliyorsunuz?

Aslında gitar sinyalini üçe bölüp birini ana gitar soundum diğer ikisini daha baslı bir gitar ve son olarak da oktavlarını bas gitar amfisinden aldığım ideal bir setupta istediğim güçlü sounda ulaşıyorum. Elbette big muff’ın etli fuzzları ve boss oc-3 bana çok yardımcı oluyor. Tabi şunu unutmamak lazım bu tamamen olayın teknik kısmı, esas olarak dinleyicinin böyle bir eksiklik aramasının şarkıları daha ilk ortaya çıkarırken ve düzenlerken verdiğimiz kararlarla önüne geçiyoruz diyebilirim. Örneğin Cem’in yazdığı davullardaki kick ve tom seçimleri de aslında yine bu soundun iyi duyulması için şarkılara hizmet eden seçimler oluyor genellikle.

Garage Fest Burgazada da ne gibi sürprizler bizi bekliyor?

Açıkçası hem dinleyiciler hem de bizim için en büyük sürpriz neredeyse bir yıldan sonra sahnede olmak. Tabi bunu daha unutulmaz bir hale getirmek için birtakım şeyler düşündük ama ne olduğunu öğrenmek için 10 temmuz’u beklemeniz gerekecek.

Yakın gelecekte The Mobbers’dan neler duyacağız? Planlarınız neler?

Pandemi süreci, izolasyonlar ve yalnızlık bitmek bilmeyen içsel yolculuklara çıkarıyor insanı. Bu da tabii daha önce hiç aklımızda olmayan bir cover EP yayınlama isteğine dönüştü. Eğer her şey planladığımız gibi giderse bu yılın sonuna yetiştirmek istiyoruz, belki de içine bir de yeni parça sıkıştırırız.