Son yıllar memleket yeraltı sahnesinin en dikkat çekici ekiplerinden Reptilians From Andromeda’nın son albümü “Must Be Destroyed!” yayına sürüldüğü geçen Kasım ayı sonundan bu yana kulaklarımızda dönmeyi sürdürürken grup, canlı izlemeyi en çok özlediğimiz ekipler listesinin de başında yer alıyor.

Temelleri Tolga Özbey ile Aybike Çelik Özbey’in iki kişilik projesi Solar Chaos’a kadar uzanan İstanbullu garaj/punk grubu, yurt dışında yayımlanan birçok EP ile birlikte, 2018’in başlarında “Dialogues For Monkeys” isimli uzunçalarını, 2019’un Mayıs ayında da “Bloodlust of the Doll Witch” kısaçalarını paylaşmış, pandemi öncesi süreci ise Avrupa’yı turlayarak hayli tempolu geçirmişti.

Mikrofon başında Aybike Çelik Özbey, gitarda Tolga Özbey, bas gitarda Kerim Gönençer ve davulda Onat Hafız kadrosuyla eylemlerini sürdüren grup ile neredeyse bir buçuk yıldır konsersiz kalan bünyelere ilaç gibi gelecek Burgazada Garage Fest arifesinde Boğaç Gökmen bir söyleşi gerçekleştirdi.

Son albüm “Must Be Destroyed!” ile canlı kaydedilmesi bakımından farklı bir deneyime imza attınız. Hem yeni albümden hem de canlı kayıt fikrinin nasıl ortaya çıktığından bahsedebilir misiniz? Nasıl bir deneyimdi?

Aybike Çelik Özbey: Albüm kaydı ile ilgili bu durum kendiliğinden gelişti uzun bir turneden dönmüştük, henüz pandeminin başlangıcıydı. Albümü Karga Bar’da kaydedelim mi? diye Murat Mrt Seçkin’e sorduğumda, o da aslında gruplara kayıt yapmayı düşündüklerini iyi bir deneme olacağını söyledi.

Tolga Özbey: Reptilians her şeyden önce canlı konser grubu, amacımız nerede sahne ve ses tesisatı varsa oraya sahne şovumuzu ve müziğimizi taşımak. Amacımız primitif bir eğlence sunmak, seyirciyi yola çıkartıp çok içmeye ve delicesine eğlenmeye itmek. Bu yüzden albümün bir barda canlı kaydedilmesi özellikle Karga Barda, Reptilians’ı kendini evinde hissettiği bir ortamda gerçek ve parlatılmamış sound’uyla kaydetmek işte bunu Rammy ve Can’a borçluyuz bizimle defalarca çalıştılar.

Kerim Gönencer: Reptilians’ın ilkel ve en yalın haliyle aynı anda çalarken kaydedilmesi hikâyesi tamamen doğal bir süreçti! Uzun süre turnede olduğumuz için kayda enerjimiz inanılmaz yüksek girdik. Sonuç hepimizi memnun etti.

Onat Hafız: Albümü dinlediğinizde Reptilians’ı canlı dinlemiş gibi oluyorsunuz. Albüm kaydında böyle gerçekçi bir sound elde edebildiğimiz için çok mutluyuz.

Pandemi öncesi yurt içi ve yurt dışında hayli sıkı bir konser trafiğiniz vardı. Sizin gibi sahnede var olan ve büyüyen bir grup için bu olağan dışı salgın süreci nasıl geçti / geçiyor?

Aybike Çelik Özbey: Aslında salgın başladığında turnedeydik, Belçika, Hollanda ve Almanya’da konserler verirken zaten Avrupa’da salgın yayılmaya başlamıştı. Geri döndüğümüzde yakında Türkiye’de de işlerin tepe taklak olacağının farkındaydık. Albüm kaydını sokağa çıkma yasakları başlamadan hemen önce bitirdik, albüm kapağının hazırlanması “No More Mr. Pinhead” ve “Suburban Affair” video klip çekimleri ve albüm tanıtım günü bile pandemi döneminde oldu.

Tolga Özbey: Pandemi sürecini epey üretken geçirdik 4 şarkılık yeni bir Ep kaydettik çok yakında Amerikalı plak şirketi Missing Fink Records’tan 7” plak olarak yayınlanacak. Bu arada yine aynı firmadan Vincent Price Tribute Lp’sine de bir şarkı kaydettik.

Kerim Gönencer: Almanya’da çok uzun yıllardır yayımlanan The Ox magazinin toplama albümünde yeni bir şarkımız yayınlandı. Önümüzdeki Halloween yine plak formatında yayınlanacak bir toplama albüm için de yeni bir şarkı kaydettik.

Onat Hafız: Bu arada çok yakın zaman önce Üsküdar meydanında halka açık bir alanda konser verdik. Konser bizim için çok özel bir yere sahip, yağmurun altında insanlar bizi çok uzun zaman sonra izlemeye geldiler. Pandemi sürecinde olumsuz çok şey yaşadık, örneğin ben covid atlattım ve çevremizden daha da kötü haberler alıp üzüldüğümüz zamanlar oldu ama mümkün olduğunca müzik üretmeye devam ettik…

Reptilians From Andromeda kuşkusuz ki son dönemin en aktif ve üretken gruplarından biri olarak öne çıkıyor. Teknolojik gelişmelerin her alanda olduğu gibi müzik üretimi üzerinde de etkisinin büyük olduğu son yıllarda sadece bir üretim yöntemi olarak değil bir yaşam tarzı olarak da değerlendirilebilecek genellikle punk tavrıyla da ilişkilendirilen ‘kendin yap’ prensibiyle ilgili neler söylemek istersiniz?

Tolga Özbey: Reptilians From Andromeda olarak bence Punk’ın en büyük mirası sayabileceğimiz “kendi kendine ve kendi inandığın şekilde yap!” prensibinden besleniyoruz. Ama bir punk klişesine dönüşmekten de uzak durmaya çalışıyoruz. Punk’ın öncesinden beslendiği birçok sound’u onun içine dışına sokarak yapısıyla oynuyoruz, tutucu dayatmaları kırmak ve DIY üretimde bulunmak Reptilians’ı özgün kılıyor.

Aybike Çelik Özbey: Reptilians geçen sürede fiziki formatta çok sayıda ürün verdi ama interneti de yok saymadı. Internet bizim için iletişim demek, dünyanın her yerinden fanlarla/sevenlerle bir araya gelmemizi sağlıyor. Yaptığımız müziğe ilgi çoğunlukla ABD, Avustralya, Japonya ve Avrupa ülkelerinden geliyor, bu bizi ilginç ve yoğun bir iletişim trafiği içinde tutuyor. Medya’yı kendi amacımız doğrultusunda kullanıyoruz. Bu da kendi adıma diy alanında yepyeni tecrübeler deneyimlememe neden oluyor diyebilirim.

Grubun isminden başlayarak kullandığınız görsellere kadar 1950 ve 60’lar korku – bilim kurgu sineması ve edebiyatının etkileri görülüyor. Tüm bu fantastik evrenin müziğiniz üzerindeki etkileri neler?

Tolga Özbey: Saplantılar, zevkler, fetişizm, korku temaları. Müzik ve görselleri kendi etkilendiğimiz birçok öğeyi bir araya getiriyoruz. Exotica, punk, rock’n’roll, B-movie korku sineması, çizgi romanlar, ucuz hatta rezil kategorisinde romanlar bizi besliyor. B ve daha düşük bütçe sinemacılık aynı punk’ın gerilla diy metodları ile işler. Alternatif yollar üretip kendi istediklerimizi her türlü imkânsızlığa rağmen yapmayı tercih ediyoruz.

Aybike Çelik Özbey: Bu basitlik ve ilkellik bize inanılmaz özgür bir alan yaratıyor… 50’ler Amerikan sineması bu bağlamda çığır açıcı uygulamalarıyla aslında bağımsız sinemayı da etkilemiştir. Kıyıda köşede kalmış çokça ilgi görmeyen cevherlerle çevrili bir saplantı evreni, sanırım Reptilians haz aldığı şeylerden bahsetmekten kaçınmayan bir grup.

Seksenlerin sonu ve doksanlar boyunca ince ve derinden dallanıp budaklanan memleket yeraltı sahnesinin bir alt kültür ve yaşam biçimi olarak toplumsal anlamda farklı yansımaları oldu. Yeraltı sahnesinin son dönemini nasıl değerlendirirsiniz? Yerli sahnede özellikle takip ettiğiniz gruplar var mı?

Tolga Özbey: Takip ettiğimiz ve beraber çalmaktan hoşlandığımız The Dirty Duo, Mobbers ve Ductape var son dönemde. Ankara’dan Tardigrades da en yenilerden. Kafadan Kontak Records yakında Türkiye’den birçok yayınlanmamış yeraltı kaydını daha gün ışığına çıkartacak.

Aybike Çelik Özbey: Pandemi öncesinde de yeraltı müziğinin sorunları vardı şimdi aşılar ile yavaş yavaş bir çıkış ışığı göründü, konserler ve etkinliklerin geleceğini de toplumun tamamının aşılanmasından geçtiği ortada. 2022 ile yeraltı konserlerinin belki de yeni çözümler üreterek tekrar var olacağını düşünüyorum. Pandemi boyunca düzenlenen birçok stream etkinliğe de katıldık. Ümit ediyoruz yakında tüm yeraltı sahnesi tekrar çalabilir hale gelecek.

Tolga’nın kurucu üyelerinden olduğu Rashit’in doksanların ikinci yarısında yeraltı sahnesinde kapladığı yer belli, 90’lı yıllar ile ilgili özlediğiniz neler var?

Tolga Özbey: Uzun süren bir serüven olarak çok eleştiriye ve karalamaya maruz kalsa da plansız ve akışına yaşanmış bir rock’n’roll olgusu olarak Rashit’in varlığını inkâr etmek pek de kolay değil. Oldukça kriminal bir süreçten geçip şanslı bir şekilde sağ kalmayı başardık. Geriye baktığımda 90’ların ve X kuşağının bir temsilcisi olarak tamamen dışlanan ve sokak yaşantısından beslenen genç bir enerjiden beslendiğimiz, oldukça köksüz, nihilist bireyler olarak tüm bu toplumsal çatışmaların ortasında kalarak var olduğumuzu görüyorum. Kim gençliğini özlemez ki? Aslında o bu şu değil de o enerjiyi özlersiniz, Beyoğlu’nu bir baştan bir başa arşınlayıp, boşluğun kollarında gezmeyi, işte ben buyum demeyi özlemez mi insan? Ama nostaljiye boğulmayı da sevmiyorum, zaman tek yönlü ilerler o yüzden yenilene yenilene evrile evrile yolculuğa devam etmekten yanayım. Defterler kapatıp defterler açıyoruz…

Pandemi sürecinde açılmaların yaşandığı bir döneme giriyoruz. Son olarak Burgazada Garage Fest ve önümüzdeki projelerinizle ilgili biraz bilgi verir misiniz?

Kerim Gönencer: Ukranya’da bir festival ve Almanya’da bir festivalden davet aldık ve Eylül ortası yeni uzunçalarımız için stüdyoya giriyoruz. 2022 için hem İngiltere hem de Almanya için turne teklifimiz var, ümit ediyoruz her şey yolunda gidecek ve 2022 ile yeni yıl ile müzik sektörü yavaş yavaş eski rayına dönecek…