Söz konusu çevre olunca ulaşımda ilk akla gelen araç bisiklet. Şimdilerde aile boyu bisiklet kullanımı hakkında da epeyce konuşuluyor ve projeler üretiliyor.

Glob’dan Alex Bozikovic de Kopenhag’dan bu konuda alınabilecek dersleri yazmış. Alex her ne kadar Kanada özelinde yazsa da bizim de üstümüze alınmamızda sakında yoktur herhalde. Türkiye’nin bisiklet kullanımı için zorlu bir ülke olduğunu da belirtelim pek tabii.

Alex konuya Kopenhag da hep böyle değildi diye giriyor ve bu iklim meselesi de kendi kendine oluşmadı, diyor.

Kopenhag, bisikletin rutin bir ulaşım aracı olması için yoğun çaba gösterdi, şehre ve şimdilerde ötesine de yayılan güvenli bisiklet yolu ağı da dâhil olmak üzere çok fazla şey yapıldı. Danimarka başkentine bakıldığında şehirlerin alacağı çok fazla ders var gerçekten: iki tekerlek üzerinde tek başına ya da ailesiyle ilerleyen insanların sıradan bir görüntü haline geldiği yer bu şehir.

“Temel hedef bisikletler için güvenli ve rahat bir altyapı oluşturmak. Bisikletçilerin A noktasından B noktasında hızla ve kolayca gidebilmesi için altyapı oluşturmalısın.” Bunu diyen Kopenhag şehri bisiklet programı yöneticisi Marie Kastrup.

Alex de Kopenhag’da bisiklet kullanımının artık kökleştiğini söylüyor;

1930’larda Danimarka kentsel bisiklet kültürüne sahipken bir anda araba kültürünün etkisine girdi ve 1960’larda bisiklet kullanımı sadece %9 civarındaydı. Ama 70’lerdeki petrol krizi ve güçlü bir politika, ses getiren bir dönüşüme zemin hazırladı. Bu yukarıdan aşağı ve aşağıdan yukarıya doğru nadiren görülebilecek bir sentezle ortaya çıktı.

Şimdiler de Kopenhag’ın kargo bisikletlerini Kanada’da yaygınlaştırabilmek için çaba harcanıyor ve örnekler alınarak çalışmalara başlanmış bile. Ne diyelim belki bir gün bisiklet hayalleri kurmamıza da sıra gelir…