Dünya tarihi bir nevi savaşlar tarihidir. Kahraman barışı savunan kişi olmalıdır ama genelde savaşta en çok öldüren ve “kazanana” atfedilen bir sıfattır. Savaştan kaçana ise hain denilir. Oysa öldürmeyi istememek belki de en insani haklardan biridir. Savaş en çok da çocukları öldürür. Sadece canlarını almakla kalmaz, canını alamadığının geleceğini alır. Bazı çocuklar diğerlerine göre daha şanslıdır sadece. Aşağıda okuyacağınız Adut’un hikayesinde olduğu gibi…

Bir savaş çocuğunun değişen hayatı

Epik öyküler vardır ve gerçek olan epik öyküler… Batı Sidney Üniversitesi, “Sınırsız” adlı reklam kampanyası için böyle bir öykünün videosunu hazırladı. Hikâyenin sahibi Deng Thiak Adut, üniversitenin en sıradışı mezunlarından biri.

Onun hikâyesini öğrendiğinizde sıradışı kelimesinin ne kadar yetersiz kaldığını göreceksiniz… Bu adamın tanımlanması mümkün olmayan bir azmi var.

Bugün, Adut, Sidney’in batısından bir banliyö olan Blacktown’da çalışan bir avukat. Ama onun hayat yolunun mahkeme salonuna doğru gitmesi ne bekleniyordu ne de mümkündü.

Otuz yıl kadar önce, Sudan’da büyüyen sıradan bir çocuktu. Sonra her zaman olduğu ve olacağı gibi savaş tüm korkunçluğuyla geldi. Adut sadece 6 yaşındayken, ikinci Sudan İç Savaşı’nda savaşmak için asker haline getirilen diğer on binlerce çocuğun arasındaydı.

Çocuk askerler 33 gün boyunca Etiyopya içlerine yürüdüler, Sudan Halk Kurtuluş Ordusuna karşı savaşa gitmeden önce yol boyunca arazide yaşam savaşı verdiler.

“Çocuklar. Savaşa gidiyor. Geri dönmeyeceklerini biliyorsun çünkü ellerindeki her şeyi ortaya koyacaklar. Biz katlediliyorduk.” (Avustralya yapımı belgesel serisi “Models of Achievement ile yaptığı röportajdan)

12 yaşındayken, sırtından vurulunca kısa yaşamı neredeyse son buluyordu.

Vurulmak ona kardeşiyle birlikte bir şans getirdi. Her ikisi de yeterince acı çekmişti. Kardeşinin yardımıyla, çatışmalardan uzaklaşarak Kenya içlerine kaçtı. Bir mısır çuvalında. Kamyonun arkasında.

Zaman içinde biraz daha fazla şansla, Avustralya’dan bir aile onlara destekçi oldu ve Blacktown’da imtiyazlı sığınmacı oldular.

Adut, Avustralya’ya 1998’de geldi ve nihayet hayatına yeniden başlamak için bir şansı vardı.

“İlk izlenimim şaşkınlıktı, ‘Çalışacağım.  Üniversiteyi bitireceğim’. Ama üniversiteye nasıl gireceğim belli bile değildi. Örgün eğitime başlamak için 13 yaşın çocukluğuyla hazır değildim.”

Avustralya’daki ilk 2 yılında, kendi kendine İngilizce öğrendi. Kaldığı yerin yakınlarındaki bir benzin istasyonunda insanlarla konuşarak öğrenimini destekledi. “Burası benim iyi İngilizceyi ve kötü kelimeleri öğrendiğim yer.” diye anlatıyor Adut  o günleri ve her zaman dostça karşılamalarda bulunmayan motosiklet çetesi üyeleri anlamına gelen “bikies” kelimesine atıfta bulunuyor…

Adut sonunda diplomasını aldı ve öğrenimine devam etmek için onurlu yürüyüşünü sürdürdü.

2005 yılında, hukuk fakültesine kaydoldu. “Hukuk diplomasını almak zordu. Benim geçmişimle daha da zor oluyordu.” Ama o pes etmedi.

Ve diplomasını almadan önceki gece, kat ettiği yolu düşündü, bedeni tükenene kadar ağladı.

Duygularını  “Ailemde, hukuk diploması alan ilk kişi olmak, buna bir ayrıcalık diyemezsin, ona bir isim veremezsin”, diye ifade etti.

Şimdi o, güvenli, onurlu, özgür ve -toplumundaki diğerleri için de- daha kolay bir yaşama olan yolculuğa yardım etmek istiyor.

Adut, Batı Sidney’deki Sudanlı avukatlardan biri, hatta belki de tek. O, mahkemede ve toplumda Sudanlı mültecilere verdiği destek ve çalışmaları için övgü alıyor.

Yaşadığı bölgede, Amerika ya da başka yerlerde olduğu gibi dayanışabileceği çok fazla müttefiki yok. Afrikalı Avustralyalılar ten renkleri yüzünden her gün yükselen sorunlarla savaşıyorlar, adalet sistemi içinde bile.