Bizim hikayemiz;

Dört farklı ülkeden 20 müzisyen, tarihi Orient Express (Şark Ekspresi) treninin izlerini sürmek ve bu serüveni yeniden canlandırmak için “Balkanzug” projesinde bir araya geldik.

Strazburg’tan başlayıp, Frankfurt, Viyana, Budapeşte, Belgrad ve Sofya’dan geçerek İstanbul’a ulaşacak olan proje Alman-Fransız Gençlik Ofisi ve Avrupa Birliği tarafından da desteklenmişti.

Ayrıca Strazburg Üniversitesi Rektörü Alain Beretz, Sorbonne Üniversitesi Tarih Profosörü Jean-Paul Bled ve sanatçı Marianne James de projeye destek veren ve danışmanlık yapan isimlerden olmuştu.

photo: www.en.strasbourg.eu

 

Projemizin ilk durağı Strasburg ile ilgili bilgi vermek istiyorum:

-1988 yılından bu yana  Unesco Dünya Mirası listesinde yer almaktadır.

-1949  yılından bu yana AB görüşmelerine ev sahipliği yapmaktadır ve Avrupa Konseyi, Avrupa Parlamentosu burada bulunmaktadır. Bu sebeple Avrupa Birliği’nin Brüksel’den sonraki 2. önemli kentidir. Dünyada Cenevre ve New York’un yanı sıra, başkent olmadan uluslararası kurumlara ev sahipliği yapan üç kentten biridir.

-Tarihte birçok önemli olaya tanıklık etmiştir. Fransa milli marşı La Marseillaise 1792’de Rouget de Lisle tarafından burada bestelenmiştir.

-Gutenberg matbaayı burada icat etmiştir.

– Ünlü Alman yazar Goethe de hayatının bir kısmını burada geçirmiş ve burada öğrencilik yapmıştır.

Müzikle keşfedilecek yeni kültürler ve hayatlar… Geceleri tren raylarının sesiyle uykuya dalmak..

Balkanzug tren yolculuğu öncesi bastırmaya çalıştığım heyecanlı düşüncelerimde bunlar.

Yaşadığın ülke sınırlarından çıkıp nihayet keşfe başlamanın heyecanıyla ağustos yazında  yola çıktık. 20 kişilik bir müzisyen grubuyla Avrupa’da trenle dolaşıp şehirlerin istasyonlarında, meydanlarında ve tren kompartımanlarında şarkılar söyleyerek binlerce km katedecektik Fransız,Alman,Boşnak,Türk hepimiz farklı kültürlerden geliyorduk.

Fransa’nın Almanya sınırında bulunan bu şehir Alman-Fransız mimarisinin bir sentezi.

Türkiye’den Almanya’nın Stutgard şehrine uçup, karayolundan Strasburg’a geçiyoruz. Vardığımız tek katlı ahşap hostelin önünde bizi karşılayan güzel kadın Virgine bize sıcak kruvasan ve elleriyle yaptığı leziz Fransız peyniriyle kocaman bir Hoş geldin diyor..

Yavaş yavaş diğer ekibimiz de Strasburg’a varıyor ve birbirimizi tanımaya ve provalara bu koca bahçede başlıyoruz.

Şehrin bir çok yerinde konser verdik. Boş kalan zamanları da şehri keşfetmek için ayırmıştık.

Strasburg ilk yurt dışı seyahatim olmuştu. Avrupa’nın en güzel şehirlerinden birine gelmiştim.  Huzuru yeşil ile bağdaştıranlardansanız eminim beni anlayacaksınızdır. İstanbul’da yaşayan biri için Strasburg seyahati hasret kaldığınız büyük parklarla ve bisiklet yollarıyla, nehir kıyısında sefayla vakit geçirebileceğiniz bir şehir. Çimenlerle iç içe geçmiş tramvay rayları bile mutlu olmanıza yetiyor.

Aslında ihtiyacımız olan şeylerin böyle küçük detaylar olduğunu keşfedeceksiniz.

Tramvaya binmeden evvel nehir kıyısında gördüğümüz bu karavan yaşlı bir çifte ait onları rahatsız etmeden bu kareyi ölümsüzleştirmek istedim. Yapılacaklar listeme de aldığım karavan yolculuğuna istediğim daha da arttı. Romantik bir şehir burası.

Tramvayla merkeze ulaşıp Gutenberg meydanına ulaşıyoruz burası modern mağazaların harika kitapçıların bulunduğu bir meydan.

Tramvay’dan bir manzara

Gutenberg meydanından ilerlerken dünyanın en yüksek 6. kilisesi olan  Notre Dame Katedrali görülmesi gereken yerlerden.  Victor Hugo bu katedrali ”Dev ve narin harika!!! olarak betimlemiştir.

fotoğraf:pinterest

Petite France’ı gezerken bir masalda gibi hissedeceksiniz. Nehir kıyısında yer alan Alsace evleri fotojenik bir manzara sunuyor.

photo:www.tourisme-alsace.com

Şehirde bot turlarına da katılabilirsiniz.Unutulmaz bir nehir gezintisi yaşamak mümkün. Rota ve ücretleri burada bulabilirsiniz.

https://www.batoramashop.com/accueil/accueil.jsp?process=1

Şehre veda etmeden önce gar’da güzel bir konser verdik.

Strasbourg garından kalkacak olan trenimiz için hazırdık, saatler önce tren garına geldik ve müzik dolu bir Hoşça kal ile Strasbourg’u son kez selamladık.

Ekip olarak söylediğimiz şarkılar Balkanların etnik müziğiydi ve birbirinden farklı kültürlere sahip müzisyenlerle olmak çok renkli ve eğlenceliydi.Huzurlu Fransız kentinde hayatımın ilklerini yaşamıştım. Etnik balkan müzikleri çalıp söylemek için buluştuğumuz Strasburg’da gar’ın önünde yankılanan müziğimiz ruhuma ‘evet! İşte sen şimdi gerçekten yaşıyorsun.” dedi bizi izleyen insanların elinden tutup hep beraber dans etmek yüzlerindeki gülümsemeyi görmek, heyecan vericiydi.

Daha önce sokakta ve bu gibi yerlerde hiç şarkı söylememiştim. İnsanların bizim sesimizi duyup duraksaması ve müziğimizi dinleyerek eğlenmesi alkış tutması ve bizimle dans etmesi çok büyük bir haz vermişti..

Dilimizde şarkılar, elimizde enstrümanlar, Frankfurt’a  doğru yola çıkacak olan o trene doğru koşturuyor ve ayak seslerimiz kahkahalarımızla aynı ritimde hızla tren kompartımanına ulaşıyordu.