Bir Amerikan rüyasının hikâyesini yazmak aşağı yukarı aynı kapıya çıkar. Kahramanın cebinde beş kuruş parası yoktur. Amerika’ya gelir. Bu uçsuz bucaksız fırsatlar kıtasında mucizeler onu beklemektedir. Fakat öncesinde çok çalışmak gerekmektedir. Dürüstlük önemlidir. Birçok kişi sizi anlamayacak veya yanlış anlayacak, birçok kapı kapanacaktır yüzüne ama siz yılmayacaksınızdır. Ve bir gün gelecek Amerikan rüyası mucizeleriyle birlikte gerçekleşecektir elbet. Kocaman bir aileye bile sahip olabileceksinizdir.

Çınar Yayınları tarafından yayınlanan Luis Alberto Urrea kitabı olan Kanadı Kırık Melekler Evi bahsettiğim Amerikan rüyasına yakın bir hikâyeyi bizi aktarmakta. Yalnız bu hikâye biraz buruk. Hayatın planladığı gibi gitmediğinin hikâyesi. Bitişlerin yeni bir başlangıç, başlangıçların aslında bir bitişten ibaret olmasının hikâyesi. Luis Alberto Urrea Meksikalı bir Amerikalı yazar. Kitabı Kanadı Kırık Melekler Evi Pulitzer ödülü finalistleri arasına girerken aslında Meksikalı oluşunu her fırsatta vurguluyor. Bu vurguyu çok belirgin bir şekilde romanı okurken de hissediyoruz.

Bir hafta sonu, Meksika-Amerika sınırının her iki tarafında yaşanan hatıraların hatırlandığı, düşlerin ve hayal kırıklıklarının konuşulduğu bir aile buluşmasına tanıklık etmekteyiz. Ve bu tanıklık esnasında ilk tanıdığımız kişi hayatının son günlerini yaşayan Miguel Angel De La Cruz, -nam-ı diğer Büyük Angel- kendisi için son bir doğum günü partisi yapmaya karar verir. Aile o hafta sonu bu yüzden toplanmıştır aslında. Fakat Büyük Angel’ın doğum günü yaklaşırken annesi hayatını kaybedecektir. Şenlikli bir doğum günü partisi için bir araya gelen aile kendilerini aynı zamanda bir cenaze töreni hazırlıklarının da içinde bulur. Tabii bu durum aile içinde bir takım hesaplaşmalara sebebiyet verecektir ve Miguel Angel De La Cruz hiç istemediği ve planlamadığı olayların ortasında bulacaktır kendini. Her zaman aileyi bir arada tutmaya çalışmış bunun için bir hafta önce yaşlı annesini ziyarete bile gitmiştir. Tüm yaşamı boyunca hayatındaki ufak hareketler için bile mücadele veren Büyük Angel, durumun kendi adına hiç değişmediğini fark edince büyük bir hayal kırıklığının içine düşer. Ne doğum günü partisi kalmıştır ortada ne de cenazenin tutulması gereken yası.

“Nereden çıkmıştı bunca araç?

Annesi bir hafta önce ölmüştü ama doğum günü partisi ondan uzun zaman önce duyurulmuştu. En azından Büyük Angel’in sayılı günleri bakımından uzun denilebilirdi. (…) Ülkenin dört bir yanından gelen vardı: Bakersfield, L.A, Vegas. En küçük kardeşi Küçük Angel ta Seattle’dan geliyordu. Herkes rezervasyon yaptırmıştı. İş yerlerinden izin almışlardı. Para babaları ve üniversite öğrencileri, eski mahkûmlar ve devlet yardımıyla geçinen anneler, mutlu çocuklar ve üzgün eski topraklar, pinhes gringos ve boştaki bütün akrabalar geliyordu. Zaman dar program sıkışık olacaktı.”

Hikâyenin merkezinde Büyük Angel’ın olduğu gerçeği önemli fakat romanın en önemli taraflarından biri, ailenin diğer fertlerine de odaklanabilmesi. Bu anlamda karakterleri açısından son derece kalabalık bir kadroya sahip olan Kanadı Kırık Kuşlar Evi her bir bireyi tek tek odağa yerleştirirken bireylerin isteklerinin, seçimlerinin, hatalarının, yanlış anlaşılmaların ve hayal kırıklıklarının aslında aile kavramının tümünü oluşturabildiğinin önemine dikkat çekmesi açısından da önemli. 

Amerika sınırındaki bir ülkeden Amerika’ya gelen ve böyle bir ülkede tutunmaya çalışan insanların hikâyeleri gerçekten çok çarpıcı. Yaşam ile ölüm arasındaki bağı hayata tutunma ve tutunduğun yerden devam ettirmeye çalışma mücadelesiyle aktaran Luis Alberto Urrea, Kanadı Kırık Melekler Evi’nde insanların hayatını derinden etkileyen güncel politik konulara da atıfta bulunmadan edemiyor. Hayata tutunmak adına ve karınlarını doyurmak için sınırın bu tarafına geçen insanlar aynı yaşam ve ölüm hikâyesinin içinde buluyorlar kendilerini. Kanadı Kırık Melekler Evi’ni okuyun lütfen.

Kanadı Kırık Melekler Evi

Yazar: Luis Alberto Urrea

Yayınevi: Çınar Yayınları

Türü: Roman

Çeviri: Gamze Bulut

Yayın Tarihi: Kasım 2019

Sayfa Sayısı: 395