Africano Kitap, Temmuz ayında iki yeni kitabı okuyucularla buluşturdu.

Ateş Toprakları

ÇAĞDAŞ Şili edebiyatının en saygın yazarlarından Francisco Coloane, ilk kez Türk edebiyatseverlerle buluştu. Coloane’nin üç ciltlik toplu eserlerinin sonuncusu olan Ateş Toprakları adlı özgün öykü derlemesi, Mehmet Emin Demir’in İspanyolca aslından yaptığı özenli çeviriyle Türkçeye kazandırıldı.

Yaşamı boyunca marksizmle kurduğu bağdan ve hayatın kendisine duyduğu aşktan bir an bile vazgeçmeyen Francisco Coloane, serüvenlerle geçen gençlik yıllarını, eserlerine büyük bir gerçekçilikle yansıtmasıyla tanındı. Ve bu gerçekçilik onu, ülkesinin ve dilinin en önemli isimleri arasına sokarken dünya çapında şöhret de kazandırdı.

Güney Amerika’nın bin parçalı ucu

Ateş Toprakları, serüven edebiyatının sadık okurları için uzak düşse de yabancısı olduğu yerler değil. Sözgelimi, bilim kurgu ve serüven tarzının dev ismi Fransız Jules Verne’in Macellanya adlı romanında olayların geçtiği coğrafyadır Ateş Toprakları. Adını ünlü kaşif Macellan’a borçlu olan toprakların hikayesi ise şöyledir;

Macellan, sürekli batıya doğru yelken açarak dünya turuna başladığında takvimler 1520 yılını gösteriyordu. Kanarya Adaları, Cape Verde rotasından sonra Atlantik’i geçen Macellan, Brezilya kıyılarına ulaştıysa da seyahatine ara vermedi, önce Arjantin’e ve ardından kıtanın en güney ucuna ulaştı. Amacı, Atlantik’ten Pasifik’e geçen en kestirme rotayı çizmekti. Bunu başardı da. Gemileriyle Tierra del Fuego’nun kıvrımlı kanallarından batıya doğru yol alırken civarda yaşayan yerliler, ilk kez gördükleri devasa gemilerdeki istilacıları belki korkutmak belki gönülden hoş geldiniz demek için tepelerde ateşler yaktı. Güney Amerika’nın bin parçalı güneyi, zaman içinde böyle aldı.

Conrad ve Melville ile kıyaslandı

Adalar, sayısız kanal ve ana karadaki bir kısım topraklardan oluşan Tierra del Fuego / Ateş Toprakları, 1881 yılında  Şili ve Arjantin arasında paylaşdı. Şilili Coloane, bu coğrafyada serüvenine, çiftliklerdeki katiplik yaparak başladı. Yazar, bu deneyimlerinin yanı sıra, yıllar sonra Kutuplara uzanan seyahatlerini, hikâyelerine en renkli halleriyle yansıttı.

Yazar, bu öykülerde insan denen varlığın kötüye eğilimli ruhunu, zorba, umarsız, hırsının kölesi olmuş, küçük ve kolay hesaplar peşinde koşan karanlık kahramanlarıyla anlattı. Bu yüzden kimi eleştirmenler onu Herman Melville ve Joseph Conrad ile kıyasladı.

Ateş Toprakları‘nı elinde tutan Türk okurunun ne kadar büyük ve usta bir yazarla tanıştığını, Şilili ozan Pablo Neruda’nın cümleleriyle anlamak mümkün;

“Francisco Coloane’yi tam olarak kucaklayabilmek için bir nehir kadar uzun kolların olmalı… Ya da sakalları hafif hafif uçuşturan bir rüzgâr esintisi! Bunlardan hiç biri yoksa, onun karşısına oturun ve soracağınız sorunuzu zihninizde tekrar bir evirip çevirin. Ama eminim, sonuçta Francisco ile bir şişe şarap içmiş ve meseleyi mutlulukla başka bir tarihe ertelemiş olacaksınız.”

Kusursuz aşk, sonsuza kadar süren midir?

Çağdaş İngiliz edebiyatının en başarılı yazarlarından Amy Sackville’in Orkney adlı romanı, Sirenlerin Çağrısı adıyla raflarda ve tüm internet kitap satış sitelerinde yerini aldı. Yazar, Türkçede ilk kez yayımlanan romanında, orta yaşlı bir akademisyenin genç öğrencisiyle yaşadığı evlilikle noktalanan aşkı anlatıyor.

Sirenlerin Çağrısı, her şeyin en mükemmel olmasını umduğumuz anlarda da hissettiğimiz eksikliklerin, çok küçük ayrıntılarda gizli uyumsuzlukların ve kuruntuların insan yaşamını nasıl belirlediğini şiirsel bir dille aktarıyor.

Aralarında büyük yaş farkına rağmen kalplerinin sesini dinleyen orta yaşlı akademisyen ile öğrencisi evlenir ve balayı için Orkney Adaları’na gider. Artık Richard, gün boyu pencereden, gözleri ufka dalmış kumsaldaki karısını seyretmekte, ömrünün sonbaharında yakaladığı şahane mutluluğun tadını çıkarmaktadır. Ancak böylesine bir mutluluk sonsuza kadar devam edebilir mi?.. Özellikle yaşam mitlere, gerçek düşlere, gün geceye, geçmiş âna karışıyorken!

“Gözleri denize dalıp gitmiş gencecik karımın. Çıplak sahilde uzun, yeşil mantosuna sarınmış, yengeçlerin telaşlı tıkırtıları ve çakıl taşlarının sesleri arasında dikilmekte. Su, ayaklarına doğru gelip gelip geri çekilirken o, uzaklara bakıyor, dalgaların o yumuşak ve ısrarcı girdabı, ayak parmaklarını yavaşça istilâ ettiğinde kendini sakınarak geriye atıyor. Yakında sahil tek bir kum çizgisine dönüşünce, kayalıklara kadar geri çekilmek zorunda kalacak ve sanırım, o zaman, bana geri gelecek.”

Sirenlerin Çağrısı için ne yazdılar?..

“Şiirsel, rüya gibi ve çok güzel yazılmış” The Times

“Sackville’in şiirsel anlatıma, dokunduğu her şeyi en güzel şekilde yazmaya açıkça bir yeteneği var” Sunday Times

“Sackville’in olağanı olağanüstüne dönüştürme yeteneği öyle ender ki…merak uyandırıcı” New York Times

“Orkney’de çok güzel tahlil edilmiş uzak bir adada geçen unutulmaz bir roman… bir halk şarkısı gibi, dünyevi duygu ve tuhaf dürtülerle dolu” Marie Claire

“Sackville’in ustalığı balayına çıkan profesör ve esrarengiz genç gelininin lirik öyküsünü ve uzak İskoç takımadalarının karanlık deniz güzelliğini hayata geçiriyor” Vogue