Boğaç Gökmen

Son dönem Londra alternatif rock sahnesinin dikkat çeken ekiplerinden “Black Midi”nin ilk uzun metrajlı albümü geçtiğimiz yılın en iyilerinden biriydi.

Gitarist/vokalist Geordie Greep, gitarist Matt Kelvin, basçı Cameron Picton ve davulcu Morgan Simpson’ın İngiliz sahne sanatları kurumu The BRIT School’dan mezun olmalarının ardından kurulan Black Midi’nin, farklı ve dibi görünmeyen sularda yüzmeyi seven, dinlerken kafa yormaya da önem veren kitlenin kadrajına girmesi çok da uzun sürmedi.

Deneysel rock kulvarında yoğrulan, post-punk lezzetiyle kardeş müzikal anlayışıyla hem yepyeni bir soluk oluyor hem keşif duygusunu tetikliyor hem de dinledikçe içine çeken çeşitli renkleri bünyesinde barındırmasıyla ışıldıyor ilk Black Midi albümü.

Tanıtım çalışmalarına girmeyen ve sosyal medya dünyasına mesafeli duran Black Midi, gizemli bir hava yaratırken bunun yerine yoğun sahne programlarıyla haber kaynaklarında yer almayı başarmıştı.

Özellikle Bat for Lashes ile çalışmalarıyla bilinen yapımcı Dan Carey ile “Bmbmbm” isimli ilk şarkısını kaydeden ekip, sıra dışı müzikal anlayışının ilk imzası olan kayıtla da ilgi çekmeyi bildi.

Grubun ilk albümü “Schlagenheim” ise 2019’un Haziran ayında yayına sürüldü.  

Bünyesinde birçok parlak fikir barındıran, sürekli biçim değiştiren, renkten renge girmekten çekinmeyen, yer altının gizemine bürünürken gökyüzünün ferahını selamlayan böylelikle umulmadık anlarda beklenmedik duyguları kaşıyan dinamik bir albüm “Schlagenheim”.

Geordie Greep’in alışılmışın dışında şarkıcılık hünerleri ile bas gitar ve davulun kol kola yukarılara taşıdığı dokuz şarkılık bu etkileyici ilk Black Midi albümü, zaman zaman türler üstü bir işleyiş gösterirken özel bir dinleme bağımlılığı da yaratıyor doğrusu.