Antik dönemde Slavlar, yılın bu zamanı boyunca, pek çok bayram, festival ve ritüellere sahiptiler

Bahar, Slav ülkelerinde ve Slavlar arasında yeni bir hayatın doğuşunu temsil ettiğinden, yılın en önemli dönemi olarak görülür. Eski Slavlar yılın bu zamanlarında birçok bayram, festivale ve ritüele sahiptiler ve önümüzdeki birkaç paragrafta bunların bazılarından bahsedeceğiz.

Antik Slavların en büyük bahar kutlaması Maslenitsa’dır. İlkbahar gündönümünde gerçekleşir ve artık gece gündüz eşittir. Slavlar bu doğal fenomen hakkında farklı bir anlayışa sahipti. O gün, karanlık ve ışığın kuvvetleri eşittir ama ışık ya da Güneş daha da güçlenmektedir ve bununla birlikte, büyüyen kuvvet bütün doğada verimliliğin gücünü artırır. Bu önemli gün bütün Balkanlar’da ve eski Slavlar arasında kutlanırdı ve her şey daima doğaya ve doğanın tanrıçasına saygı göstermekle

Tanrıça bütün doğanın daha güçlü ve verimli olmasına yardım ederdi. Adı Vesna idi. Onlar kış dönümünde genç bir Güneş Tanrısının doğduğuna ve ilk kez ilkbahar ekinoksunda tanrıçayla buluştuğuna inanıyordu. Bir olma hazırlıkları o tarihte başlıyor ve 1 Mayıs’ta yeni bir hayat yaratıyorlardı.

fotoğraf: Pixabay

1 Mayıs’ın emekçi bayramı olduğunu hepimiz biliyoruz. Slav tarihinde ise bugün başka bir anlamı daha var. Dünyada işçiler bu günü sokaklarda kutlarken, Balkanlarda bir de “uranak” var. O günde Slavlar doğaya gidiyor, çevreleri ve köklerine geri dönerek, yeniden birleşme olarak adlandırılabilecek bir şeyi kutluyor. 1 Mayıs sabahı Balkanların bazı bölgelerde, ilk bulduğunuz ağacın etrafında üç kez dönebilirsiniz.

Bu yaparken gelişmek ve mutlu olmak için dileklerinizi sıralayabilirsiniz.

Slavların bahar mevsiminde ilk önemli tarih Strinenija’ydı. O gün bütün insanlar küçük toygar yapıyorlardı ve içinde bal ve pek çok takı koyuyorlardı. Kızlar bu küçük figürleri alıp köyleri dolaşarak ormanda tanrıça Vesna’yı görmeye gidiyor ve kabilelerine yeni bir hayat getirmesi için çağrı yapıyordu.

fotoğraf: Pixabay

Bir de Radunica var. Bahar ekinoksundan iki hafta sonra, ölüm günü olarak kutlanan o günde insanlar mezarlık ve mezarlık alanlarına giderek atalarına yiyecek sunarlardı. Ziyaretin sonunda ölülere birer yumurta bırakılırdı.

Bugün Zadusnice deniliyor ve tüm Slav ülkelerinden bundan bir tane var. Yumurta sembolü çok mühimdir çünkü yeniden doğumu temsil eder ve yeni bir hayata yeniden dirilişi simgeler.

Ekinokstan  ya da 8 hafta sonra, antik Slavlar Rusalke’de bir hafta geçirirler. Rusalke suyun bulunduğu yerlerde gezen dişi ruhlardır. Her nehir ve göl onların evidir. O hafta sulak yerleri terk edip ormanda zaman geçirirler. Köydeki her kadın -özellikle genç olanlar- ormana giderek bir huş ağacı seçerdi. Bu hafta boyunca her Rusalka’nın bir huş ağacında gizlendiğine inanılırdı. Kızlar seçtikleri ağaca çiçek, yumurta ve yiyecek getirirdi. Bu günün ardından bir dal alıp köye götürürlerdi ve hiçbir erkeğin bu dala değmesine izin verilmezdi.

Günümüzün Balkan ritüellerinde genç kızlar ormana girdiklerinde çeşitli çiçekler, ağaçlardan küçük dallar ve şifalı otlar seçiyor, daha sonra onları bir banyo ritüelinde kullanıyor. Halen tüm bu dalların ve çiçeklerin güzellikleri koruyacağına ve sağlığa iyi geleceğine inanılıyor ve eve dönüldüğünde hepsini banyo için kullanılan suyun içine koyuyorlar.

Balkanlarda daha pek çok festival, ritüel ve bayram var, ancak bunlar en önemlisidir.

fotoğraf: pixabay

kapak fotoğrafı: Alexas_Fotos via Pixabay

kaynak