Her hafta Dünyanın bir yerinde iklim felaketi yaşanıyor. Birleşmiş Milletler genel sekreterinin afet risklerini azaltma danışmanına göre, iklimle ilgili felaketler medyada yer alsalar da olmasa da her hafta binlerce kişiyi etkiliyor. ABD’nin danışmanı Mami Mizutori de gazetecilere verdiği demeçte, hükümetlerin politikalarını yalnızca öncelikleri belirlemek için değil aynı zamanda felakete dirençli altyapıyı derhal zorunlu hale getirmek yönünde oluşturmaları gerektiğini söyledi.

Mizutori’ye göre, tüm yeni altyapı projeleri için yüzde 3’lük bir bütçe artışı, bu tür projelerin fırtınalara, sellere ve diğer iklim krizlerine karşı yapılacakların ek maliyetini karşılayabilir. Harcamalardaki yüzde 3’lük artış, 2040 yılına kadar toplamda 2,7 trilyon ABD Dolarına eşit. Bu miktar çok yüksek görünse de 20 yıl boyunca dünyanın yaklaşık 200 ülkesine yayıldığında durum farklı görünüyor. Buna karşılık, ABD, can kayıplarının yanında bu iklim felaketlerinin dünyaya her yıl en az 520 milyar dolara mal olduğunu tahmin ediyor.

Uluslararası düzeyde iklim değişikliği ile ilgili tartışmaların çoğu, ülkelerin Paris İklim Anlaşması taahhütleri uyarınca karbon emisyonlarını azaltma konusu etrafınfa dönüyor. Etki azaltma önemli olmakla birlikte, gelecekteki emisyonları bir hedefe ulaşmak ve küresel ısınmayı sınırlandırmak için engellemek, dün ve bugün etkilenenlerin acılarını azaltmaya yetmiyor. Dünya Bankası’na göre, 2050 yılına kadar iklimle ilgili olaylara maruz kalan insan sayısı 143 milyona ulaşacak ve bu yalnızca Güneydoğu Asya, Sahra Altı Afrika ve Latin Amerika’dakiler demek.

Kıyı sakinlerini deniz seviyesinden yükseltme, erozyon ve sel baskınlarından koruyan mangrov ormanlarının restore edilmesi gibi düşük maliyetli, doğaya dayalı uyum stratejileri umut vericidir. Bu felaketlerle baş etmek için,  doğal ve inşa edilmiş altyapının birlikteliği yaklaşımı gerekli olacak.

Mizutori’ye göre, bu esnek çözümler sadece uluslararası işbirliğini değil aynı zamanda hükümetler içinde de olası ortaklıkları gerektirecek. Örneğin, çoğu hükümet, çevre ve altyapı için ayrı bölümlere sahiptir, ancak iyileşmeye doğru ilerlemek, eşi benzeri görülmemiş bir iklim değişikliği tehdidiyle eşleşen bir ölçekte, benzeri görülmemiş bir işbirliğini gerektirecektir.

Eco News, The Guardian