Sernur Kocagöz

Her insan hayattan havlu attığı, yaşamak istemediği, yaptığı hiçbir şeyden huzur bulamadığı, canının bir şey yapmak istemediği dönemler yaşar. ’Nedenini bilmiyorum ama kötüyüm.’ dediğimiz dönemlerdir bunlar. Aslında nedeni bilinen, bilinçaltına itilen, gizlenen, paylaşılmayan ve biriken;  biriktikçe ötelenen duygular ve düşüncelerdir bunlar. Ve ötelendikçe de havlu attırır insana bu ‘Acı çikolatalar’…

İddialı bir okuyucuyumdur. Ancak böylesi olumsuz bir ruh halinde iken okumak şöyle dursun, kitap görmek dahi istemiyordum. İşte bu halet-i ruhiye içerisindeyken tesadüfen geçti elime Merih Günay’ın ‘Tatlı Çikolata’sı. Tesadüflere inanan bir insan değilimdir ve Tatlı Çikolata’yı bu nedenle hayatımın tevafuku olarak adlandırıyorum. Evet… Tatlı Çikolata adlı bu yapıtın elime geçmesi asla tesadüf olarak değerlendirilemez, bu bir tevafuk ve hayatımın en ‘tatlı tevafuku’…

Romanın kahramanı geçmişte aldığı kararların ve yaptığı yanlış seçimlerin sonucu olarak uzun yıllar boyunca olumsuzluklar zincirinde boğulur ve birbirini takip eden tekdüze günlerin, ayların, yılların sonucunda hayat ona Tatlı Çikolatasını hiç ummadığı bir anda sunar. Yitirilmiş onca duygunun, aşka kapanmışlığın, sevgisizliğin, hayattan geri çekilmenin ödülü olan Tatlı Çikolata aslında kahramanın hayatını boşluktan varlığa dönüştüren bir ruh ikizidir.

Kitapta beni en çok etkileyen bölümler, Tatlı Çikolata’nın aşka dair zamanlama konusunda yaptığı vurgulardı. Yıllar önce tesadüfen karşılaşan hayatların, yıllar sonra aşk çemberinde kesişme hikâyesinin zamanlamasına dair yapılan vurgular. İşte bu zamanlama; içine kapanık, insanlardan kendisini tamamıyla yalıtmış, geri çekilmiş, çekingen kahramanımız ile sosyal hayatın tam da göbeğinde olan, güler yüzlü, sevecen, pozitivist Tatlı Çikolatanın, eşitsizliklerin buluşmalarına ve aşkla yürümelerine sebep…

Bir solukta okuduğum Tatlı Çikolata’nın son sayfalarına yaklaştığımda depreşen yüreğim beni kitabın ilk sayfalarına doğru tekrar tekrar sürükledi. Neyi kaçırdığımı ararken buldum kendimi. Merih Günay’ın kaleminden çıkan sözcüklerin gizemine kapıldım ve ardı ardına sürekli tekrarladım bu davranışı. Sona yaklaşmanın yüreğimde yarattığı tebessümün yerini güzel bir aşk hikâyesinin tatlı heyecanı aldı. Heyecanı merak, merakı heyecan ardı sıra takip etti durdu ve işte yine o hissiyat. Bu hikâye burada bitmemeliydi düşüncesi. Acaba bitti mi ve devamı gelecek mi merakı.

Yitirilmiş geçmiş ve umut vadeden gelecek arasında gidip gelen aşk hikâyesi insanda hayata çelme atma fikri yaratıyor. Sönmüş volkanın yeniden canlanması gibi, acı bir hayatın tatlı bir devama yönelmesi gibi, sevgisizlikten sevgiliye ve de sevgiye geçiş yapmak gibi… Bu nedenle Tatlı Çikolata benim yüreğimde ‘’Köprü’’ adını aldı. Bir tarafında yanar dağdan püsküren lavların olduğu ama diğer tarafında serinletici bir nehrin yer aldığı yanmaz bir köprü… Romanı okumayı tamamladığımda hayatımın ‘Tatlı Çikolata’sı ile onun bana sunacağı ‘köprüyü’ beklerken buldum kendimi.

Tatlı Çikolata-Merih Günay-Elfene Dünya Yayıncılık-2019

Sernur Kocagöz

Hukuk Fakültesi-Kamu Yönetimi Ve Dış Ticaret mezunu. Turizm Sektöründe çalışıyor. Edebiyata olan ilgisi çok küçük yaşlarda gelişti. Bu ilgi nedeniyle de iddialı bir okur haline geldi. Ayrıca makaleler yazıyor ve makalelerini 2011 yılında ‘’Farkındayım’’ adında bir kitapta topladı. Sivil toplum kuruluşları ile sıkı bağlarını geliştirerek insanlık adına güzel şeyler yapmaya gayret ettiğini söylüyor..